Trafik kazasında yolcu ölümünden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı davasında sigortalı ve sigortasız araç sorumluluklarının temyizi.
Özet: Bu hukuki evrak, sigortalı ve sigortasız iki aracın karıştığı trafik kazasında hayatını kaybeden bir yolcunun eşi ve çocuklarının, destekten yoksun kalma ve cenaze giderleri tazminatı talebiyle sigorta şirketlerine karşı açtığı davayı ele almaktadır. İlk derece mahkemesi, ceza yargılamasındaki kusur oranlarını (traktör sürücüsü %75, otomobil sürücüsü %25) ve %10 hatır taşıması indirimini dikkate alarak, davacılara destekten yoksun kalma ve cenaze giderleri tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere, davalı sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/155 Esas, 2025/303 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nin eşi ve diğer davacıların annesi olan ...'ın yolcu olarak bulunduğu davalı ... AŞ'ye trafik sigortalı araç ile sigortasız aracın 29.08.2015 tarihinde yaptıkları kazada ...'ın hayatını kaybettiğini, davacıların destekten yoksun kaldıklarını, her iki aracın da kazada kusurlu olduğunu beyanla belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada her bir davacı için şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 600,00 TL destek tazminatı ve davacı ... yönünden ayrıca cenaze ve defin giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan kusur oranlarına bakılmaksızın müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili 29.10.2016 tarihli dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ... yönünden 150.618,51 TL, davacı ... yönünden 13.930,83 TL, davacı ... yönünden 5.381,61 TL, davacı ... yönünden 3.057,42 TL, davacı ... yönünden 3.057,42 TL olarak taleplerini artırmıştır.Davacı vekili 21.02.2022 tarihli dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ... için 25.337,89 TL, davacı ... için 7.365,85 TL, davacı ... için 7.365,85 TL, davacı ... için 11.178,10 TL, davacı ... için 25.337,89 TL, davacı ... için 157.418,78 TL olarak taleplerini artırmış, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... (...) Sigorta AŞ vekili; kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, müteveffanın yolcu olarak bulunduğu aracın kendilerinde sigortalı olduğu ve 290.000,00 TL teminat limiti bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazada kusurunun ispatı gerektiğini, davacıların destekten yoksun kaldıklarının ispatını talep ettiklerini, hatır taşıması indirimi yapılmasını, müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının belirlenerek müterafık kusur indirimi yapılmasını, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi talep ettikleri, ancak yasal faizden sorumlu olabileceklerini savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili; davacının taleplerini açıklaması gerektiğini, sigortasız araç sürücüsü ve işletene davanın ihbarını talep ettiklerini, cenaze ve defin giderinden sorumlu olmadıklarını, kusur oranı ve teminat limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, müterafık kusurun araştırılmasını talep ettiklerini, hatır taşımasının varlığı kabul edilerek tazminattan indirim yapılmasını, uzman aktüerden rapor alınmasını, davanın açılmasına sebep olmadıklarını bu nedenle faizden sorumlu olmayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile ceza yargılaması neticesinde araç sürücüleri hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporu ile traktör sürücünün %75, otomobil sürücüsünün ise %25 oranında kusuru bulunduğunun belirtildiği, 25.10.2016 tarihi raporda %100 kusur oranı üzerinden hesaplama yapıldığı ancak alınan kusur raporu ile kusur oranlarının farklı olduğunun anlaşıldığı, kusur indirimi yapılarak karar verilmesi gerektiği, davalıların her ikisinin de hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettiği, bu nedenle %10 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak bu kısma dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile poliçe limiti dikkate alınarak müştereken ve müteselsilen tahsile karar verildiği, dosyaya gelen müzekkere cevabına göre 1.200,00 TL cenaze gideri olduğunun belirtildiği gerekçesi ile 25.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan miktar, 08.05.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu kusur oranı, ıslah dilekçesi dikkate alınarak davacı ... lehine 101.667,49 TL, davacı ... ... lehine 2.063,70 TL, davacı ... ... lehine 2.063,70 TL, davacı ... lehine 3.632,59 TL, davacı ... lehine 9.403,32 TL, davacı ... lehine 9.403,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... şirketlerinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, cenaze ve defin masrafları olan 1.200,00 TL'nin davalı ... şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2022 tarih ve 2018/746 E., 2022/406 K. sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının taraflarca istinaf edildiği, desteğin trafik sigortası bulunmayan araçta yolcu olmaması nedeni ile ... yönünden hatır taşıması indirimi uygulanamayacağı, yine yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bakiye ömrün belirlenmesi için TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılması gerekmekte ise de, TRH 2010 Yaşam Tablosunun davalının aleyhine sonuç doğurması, %1,8 teknik faiz uygulamasının kaza tarihi nazara alındığında Yargıtay uygulamasına aykırı olması, davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 61 inci maddesi uyarınca zarardan birlikte sorumlu olması, hükme esas alınan raporda ev hanımı olan müteveffanın gelirinin asgari geçim indirimsiz olarak kabul edildiğinin anlaşılması, her bir davacı aleyhine, davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmaması, davacılar vekilinin hatır taşıması indirimi yapılmaması gerektiğine dair istinaf gerekçelerinin değerlendirilmesinde, ilk derece mahkemesince hatır taşıması indirimi yapılmış ise de müteveffanın Güvence Hesabının sorumluluğunda olan araçta yolculuk etmediği, bu nedenle ... lehine hatır taşıması indirimi yapılamayacağı, yine İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihindeki veriler esas alınarak hesaplama yapıldığı, davacıların desteği araçta yolcu olarak bulunmasına ve kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğuna yönelik her hangi bir belirleme bulunmamasına karşın yolcusu olduğu araç sürücüsünün kusuru oranında tazminattan indirim uygulanmasının da hatalı olduğu, davalı ... Sigorta şirketinin istinaf taleplerine gelince, müteveffanın babasına pay ayrılarak rapor tanzimi gerektiği, bu yönde bilirkişi raporu alındığı ve somut olaya uygun olduğu, ayrıca hatır taşıması indiriminin %20 olarak takdir edilmesi gerekirken %10 olarak dikkate alınmasının hatalı olduğu, hatır taşıması indirimi yapılarak reddedilen kısım için davalı ... şirketi lehine vekalet ücreti verilemeyeceği gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekili ve davalı ... Sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile ... için 120.748,56 TL, ... için 13.930,83 TL, ... için 13.930,83 TL, ... için 5.381,61 TL ... için 3.057,42 TL, ... için 3.057,42 TL olmak üzere toplam 160.106,67 TL (davalı ... Sigorta A.Ş. 128.085,34 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) maddi tazminatın dava tarihi olan 16.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, cenaze ve defin gideri olan 1.200,00 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 26.06.2024 tarih, 2022/8592 Esas, 2024/6539 Karar sayılı ilamı ile; "1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, müteveffanın davalı ... sigorta şirketine sigortalı araçta yolcu olarak seyahat etmesi, kolluk beyanlarına göre yolcuların araç sürücüsü ile arkadaş olduklarının anlaşılmasına göre davalı ... Sigorta şirketi lehine hatır taşıması indirimi yapılmasının yerinde olmasına, davacılar vekilinin kusur oranlarına göre değil müştereken ve müteselsilen talepte bulunmuş olmasına, 21.02.2022 tarihli talep artırım dilekçesi karşısında reddedilen tazminat miktarları bakımından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasına, davalıların cenaze ve defin giderinden sorumlu olmasına, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasına ve özellikle davacılar vekilinin davacı ... yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin aldığı hesap raporunun esas alınmış olmasına göre davalı ... vekilinin, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davacı ... vekilinin tüm, davacılar ..., ..., ..., ..., ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davacılar ..., ..., ..., ..., ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan 30.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılmış, davacılar vekilince raporda davacılar ... ve ... yönünden 22 yaşına kadar hesaplama yapılacak iken 18 yaşa kadar hesaplama yapılmış olması ve maddi hata yapılarak davacıların karıştırılması nedeni ile hatalı hesaplama yapıldığı belirtilerek itiraz edilmiş, mahkeme tarafından alınan 25.10.2016 tarihli ek rapor ile de itirazlar karşılanarak PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılmış, belirlenen rakamlar dikkate alınarak 29.10.2016 tarihli dilekçe ile davacılar vekili taleplerini artırmıştır. Mahkeme tarafından 25.10.2016 tarihli ek rapor ve talep artırım dilekçesi dikkate alınarak karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından PMF 1931 Yaşam Tablosu ve TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif ranta göre seçenekli hesaplama ile 12.02.2022 tarihli aktüerya raporu alınmış, 21.02.2022 tarihli dilekçe ile davacı vekili TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamayı dikkate alarak taleplerini ıslah etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı ... yönünden 12.02.2022 tarihli rapor esas alınırken, diğer davacılar yönünden ise İlk Derece Mahkemesince alınan 25.10.2016 tarihli ek aktüerya raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. İlk Derece Mahkemesince PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamaya davacının itiraz etmediği ve kabullendiği anlaşılmakla, davacılar için PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenerek, müteveffanın babasına da pay ayrılarak tanzim edilen 12.02.2022 tarihli bilirkişi raporunun davacı ... dışındaki diğer davacılar bakımından da dikkate alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." denilerek bozma kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar 22.03.2022 tarihli kararın Yargıtay 4 Hukuk Dairesi tarafından bozularak istinaf aşamasında alınan 12.02.2022 tarihli bilirkişi raporunun davacı ... dışındaki davacılar bakımından da dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 357. maddesi uyarınca istinaf aşamasında davanın ıslahı mümkün olmadığından davacılar vekilinin 29.10.2016 tarihli talep artırım dilekçesinde davacı ... için artırılan miktarın 12.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen miktarı karşılıyor olması nedeni ile bu miktarın davacı ... için dikkate alındığı, diğer davacılar bakımından ise 12.02.2022 tarihli rapor ile daha fazla tazminat miktarı belirlenmiş olması nedeni ile taleple bağlı kalınarak talep artırım dilekçesinde belirtilen tazminat miktarlarına karar verildiği gerekçesi ile Dairenin 22.03.20 22... /746 Esas, 2022/406 Karar sayılı kararında direnilmesine, tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ... için 120.748,56 TL, ... için 13.930,83 TL ... için 13.930,83 TL ... için 5.381,61 TL ... için 3.057,42 TL, ... için 3.057,42 TL olmak üzere toplam 160.106,67 TL (davalı ... Sigorta A.Ş. 128.085,34 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) maddi tazminatın dava tarihi olan 16.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, cenaze ve defin gideri olan 1.200,00 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; hangi bilirkişi raporunun esas alındığının anlaşılamadığı, davacı ... bakımından hesaplamanın dışında farklı bir rakama ulaşıldığı, hatır taşıması indirimi yapılmasının hatalı olduğu gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın ve sigortasız aracın karıştığı 29.08.2015 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesi beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacı vekilinin 21.02.2022 tarihli ıslah dilekçesini istinaf aşamasında vermiş ve 6100 sayılı HMK'nın 357 maddesi uyarınca istinaf aşamasında ıslah yapılamayacak olmasına, bu hususun 22.03.2022 tarihli kararda tartışılmamış olmasına, 29.10.2016 tarihli talep artırım dilekçesinin dikkate alınmasının yerinde olmasına göre temyiz edilen direnme kararı usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesi beşinci fıkrası gereğince ONANMASINA,Aşağıda dökümü yazılı peşin harcın onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.