Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet kararının, cezanın bireyselleştirilmesi ve orantılılık ilkeleri kapsamında fazla ceza tayini nedeniyle Yargıtayca bozulması.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygunluğu ve hükme esas alınan delillerin hukuka uygunluğu tespit edilmiş olsa da, Anayasanın 138. maddesi ve TCKnın 61. maddesindeki cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi ölçütleri ile orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, kasta dayalı kusurun ağırlığı ve sanığın faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu dikkate alınmadan hakkaniyete aykırı ve makul olmayan derecede fazla ceza tayin edildiği gerekçesiyle bozulmuş, dosya cezanın yeniden belirlenmesi için ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2022/26415 E.  ,  2025/26279 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/920 E., 2021/490 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/366 E., 2020/230 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 3 ve 5/1, 5237 sayılı TCK’nın
221/4-2. cümle, 221/5, 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf
başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığı görüldü,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanıklar ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkûmiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü başkaca nedenler yerinde görülmediğinden reddine ancak;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle üçüncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu da göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Hukuka aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.