Avukatın, icra takibindeki faiz talebi nedeniyle yapılan şikayet sonucu meslekten haksız uzaklaştırma ve idare mahkemesince iptal edilen disiplin cezası üzerine açtığı maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Bir avukat, bir şirketin, icra takibinde hatalı faiz talebi iddiasıyla yaptığı şikayet sonucu aldığı ve idare mahkemelerince iptal edilerek kesinleşen üç aylık meslekten uzaklaştırma cezası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların, şikayetçi şirketten ve disiplin cezasını veren makamdan müştereken ve müteselsilen tazminini talep ederken; şikayetçi şirket şikayet hakkını kullandığını ve zarardan sorumlu olmadığını, disiplin cezasını veren makam ise işlemin yasaya uygun olduğunu ve kasıtlı bir kusurları bulunmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/807 - 2022/854İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2016/316 Esas, 2020/249 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen gün ve saatte davalı ... vekili Avukat ... geldi. Diğer davalı ... Tur. Tic. San. Ltd. Şti ile davacı taraftan gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.11.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin avukatlık mesleğini icra ettiğini, .. Şirketi aleyhine Mersin 7. İcra Müdürlüğünün 2006/2728 Esas sayılı takip dosyası ile ilamlı icra takip başlattığını, söz konusu ilamda faiz olmamasına rağmen faiz talep ettiğini, bu nedenle davalı ... Şirketinin müvekkilinin görevini kötüye kullandığı iddiasıyla .. Cumhuriyet Başsavcılığı ve .. Barosuna şikayet ettiğini, savcılığın takipsizlik kararı, baronun ise disiplin cezası tayinine yer olmadığına dair karar verdiğini, şikayetçinin söz konusu kararlara itirazı üzerine Barolar Birliği tarafından 3 ay meslekten uzaklaştırma cezası verildiğini ve bu cezanın 13.07.2011-13.10.2011 tarihleri arasında uygulandığını, bu tarihler arasında müvekkilinin almış olduğu davaları takip edemediğini, yeni dava alamadığını, karara karşı Ankara 6. İdare Mahkemesinde dava açıldığını, mahkemenin 20.06.2012 tarih, 2011/1609 Esas ve 2012/1256 sayılı kararında, disiplin kurulu kararının iptaline karar verildiğini ve bu kararın Danıştay 8. Dairesi'nin 01.02.2016 tarih ve 2013/599 Esas ve 2016/448 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, yapılan şikayetin kötü niyetli ve verilen kararın da hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi olarak ciddi zararlara uğradığını belirterek 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; somut olayda uyuşmazlığın giderilmesinde görev yerinin idari yargı olduğunu, davacı hakkında alınan kararların Avukatlık Kanunu'na uygun olduğunu, davacı hakkında disiplin cezasının iptali talebi kabul edilmiş ise de taraflarınca karar düzeltme talebinde bulunulduğunu, bu nedenle iptal kararının henüz kesinleşmediğini, talep edilen tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu, idari işlem nedeniyle idari işlemi tesis edenlerin sorumlu tutulabilmelerinin ancak kasıtlı olarak ve açıkça yasalara aykırı şekilde zarar vermeleri koşuluna bağlı olduğunu, olayda ağır ve kasıtlı bir kusurun söz konusu olmadığını, dava konusu işlemin davacıyı zarara uğratmak kastıyla değil yasanın öngördüğü bir görevi yerine getirme amacıyla tesis edildiğini bu nedenle tazminat isteminin yasal ve hukuksal dayanağının bulunmadığını belirterek haksız ve yersiz davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Tur. Tic. San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firma aleyhine başlatılmış bulunan icra takibinin, mahkeme ilamına ve yasalara aykırı olarak düzenlenmiş icra takibini düzenleyen alacaklı vekilinin görevi ihmal sorumluluğu bulunduğunu öğrenmekle davacı ...'yi .. Barosuna şikâyet ettiklerini, müvekkilinin bu şikâyetinde tamamen haklı olup yasalar tarafından kendisine verilen hak ve yetkisini kullandığını, müvekkilinin veya herhangi bir vatandaşın kanunların kendisine vermiş olduğu hakları kullanması ile davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, davacı tarafın karara aykırı bir şekilde işlem yapmış olmakla, görevi ihmal (disiplin) suçunu işlemiş olduğunun tartışmasız olduğunu, .. Barosununda davacının bu eylemi karşısında vermesi gereken kınama, para cezası veya meslekten geçici uzaklaştırma gibi seçenek yaptırımlardan birisini uygulamadığını, bunun da müvekkili firmanın, kanuna aykırı bir şekilde davacı tarafından bilerek veya bilmeyerek mağduriyetine sebebiyet verdiğinin ispatı olduğunu, müvekkili firmanın, Anayasa ve kanunların kendisine verdiği hakkı kullandığını ve şikâyetinde de haklı olduğunu, şikâyet dolayısıyla davacı aleyhine .. Barosu veya akabinde ... tarafından seçenek yaptırım olarak kınama değil de meslekten geçici uzaklaştırma cezasının uygulanmasının, müvekkilinin inisiyatifinde olmadığını, bu nedenlerle davacının uğradığını iddia ettiği zarardan müvekkili firmanın hiçbir sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyetinin 26.06.2020 tarihli terditli raporunun davalı TBB'nin davacı hakkında tesis ettiği idari işlemde herhangi bir kasıt unsuruna veya açıkça yasalara aykırı bir şekilde zarar vermeyle ilgili bir durumun oluşmadığı, dolayısıyla davalı kurumun kanunun verdiği görevi yerine getirmesinden dolayı sorumlu tutulamayacağı, diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin anayasal hak olan şikayet hakkı seçeneğini kullandığı; bu hakkın kullanılmasından dolayı sorumlu tutulamayacağı, kaldı ki uygun illiyet bağı kapsamında davacının zararına hareket ettiği yönünde herhangi bir bulguya da rastlanılmadığından davalı şirketin de sorumluluğun bulunmadığı yönündeki değerlendirmesine itibar edildiği ve hükme esas alındığı, dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, davacının davalılar aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasının sübut bulmadığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...''ne karşı açılan davada verilen hükmün kamu düzeni nedeniyle yapılan istinaf incelemesinde; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 135 inci maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Baroların Kuruluş ve Nitelikleri” başlıklı 76. maddesinde, Baroların avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olarak tanımlandığını, davacı avukat olup eldeki bu davayı mensubu olduğu Türkiye Barolar Birliğine karşı açtığı ve davalı ... Birliğinin işlemlerinin, kural olarak kamu hizmeti niteliğini taşıdığı, barolar kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olup, barolardaki tüm idari görevlilerin de kamu görevlisi niteliğinde olduğu, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturduğundan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2 nci maddesi gereğince, idari yargı yerlerinde ancak ilgili idare kurumunun dava edilebileceği, somut olayda, ... 15.10.2010 tarih ve 2010/237 Esas sayılı Disiplin Kurulu Kararı ile Mersin Barosu Disiplin Kurulu'nun "Disiplin Cezasına Yer olmadığına" ilişkin kararın kaldırılmasına, şikayetli avukat ...'nin "Üç Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına" kararı davacının zarar görmesine neden olarak gösterilen işlem olduğu, kamu hizmetinin işleyişi sırasında meydana geldiği, şu durumda, dava dilekçesindeki açıklamalar ve ileri sürülen zararın gerçekleşme biçimi gözetildiğinde davanın, hizmet kusuruna dayandığı anlaşılmakla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesi gereğince, idari yargı yerlerinde dava edilebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan be nedenle kabulüne, davalı ... Turizm Ticaret Sanayi Limited Şirketi'ne karşı açılan davada verilen hükmün yapılan istinaf incelemesinde; tüm şikayet itiraz ve dava süreçleri değerlendirildiğinde davalı ... Şirketinin davacı hakkındaki şikayetinde az da olsa emare bulunduğu, bu kapsamda davalı ... Turizm Ticaret Sanayi Limited Şirketinin yasal şikayet hakkını kullandığı, hukuka uygunluk nedeninin gerçekleştiği, mahkemece, davanın reddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle haksız bulunduğuna, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davacının davalı ... aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasının yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... Turizm Ticaret Sanayi Limited Şirketi aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davada, aynı olayda sorumlu tutulan 2 davalı bulunduğunu, TBB dışındaki diğer davalı özel hukuk tüzel kişisi olan bir limitet şirket olduğundan olayın özelliği nedeniyle, her iki davalının birlikte dava edilmesi ve her iki davalının birlikte yargılanmasının zorunlu olduğunu, çünkü her iki davalının, davaya konu olaydaki kusur ve sorumluluk oranlarının tespitinin, ancak birlikte incelenip birlikte değerlendirilmesi ile mümkün olabileceğini, şikayet hakkı, şikayetin suç olmasını önleyebilse bile diğer haklar gibi sorumsuzca ve sınırsızca kullanılacak bir hak olduğunun kabul edilemeyeceğini, haksız şikayetin en azından bir haksız fiil olduğunu, .. Şirketinin haksız şikayetinden doğan müvekkilinin zararlarından bu şirketin sorumlu olduğunu ve zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, TBB tarafından verilen disiplin cezasının iptali için Ankara 6. İdare Mahkemesinde açmış oldukları iptal davasında davanın kabulüne karar verilmiş olup bu kararın Danıştay 8. Dairesinin 2016/448 E. sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğini, şikayetin haksız bir şikayet olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu beyan ederek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili 10.11.2022 tarihli ek temyiz dilekçesi ile; müvekkili hakkındaki şikayetin haksız bir şikayet olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu ve kesin hükmün yok sayılamayacağını beyan etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, haksız şikayete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere davalı ... Birliğinin disiplin cezası tesisine dair işleminin kamu hizmetinin işleyişi sırasında meydana geldiğini, davanın hizmet kusuruna dayandığı ve idari yargı yerlerinde dava edilebileceğinin anlaşılmış olmasına, tüm şikayet itiraz ve dava süreçleri değerlendirildiğinde davalı ... Şirketinin davacı hakkındaki şikayetinde az da olsa emare bulunduğunun, bu kapsamda davalı ... Turizm Ticaret Sanayi Limited Şirketinin yasal şikayet hakkını kullandığının anlaşılmış olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ... Birliğine verilmesine,Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı ... Tur. Tic. San. Ltd. Şti. yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.