Alt yüklenicinin, alt taşeronun sözleşme ihlali ve işi geciktirmesi sebebiyle çeklerin iptali ile borçlu olunmadığının tespiti davası.
Özet: Alüminyum doğrama ve cam işleri için alt taşeronluk sözleşmesi imzalayan davacının, davalıya ödediği beş adet 98.000 TLlik çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve icra takiplerinin durdurulması talebiyle açtığı menfi tespit davasını konu alan bu hukuki evrakta; davacı, davalının işi geciktirip tamamlamaması nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini ve zarara uğradığını iddia ederek çeklerin karşılığının ödenmemesi gerektiğini savunurken; davalı, çeklerin karşılıksız çıkması riskine rağmen işi tamamladığını, davacının ödeme yapmadığını ve kötü niyetli olarak dava açtığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2024/3407 E.  ,  2025/3744 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/569 E., 2024/792 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2023/400 E., 2024/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı .... Tur. Gıd. Tar. ve .... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 30.03.2017 tarihli Bilecik ... 16 ...Lisesi ve 200 Kişi Pansiyon Binasının Yapım İşi”ne dair sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin alt yüklenici olarak “Alüminyum doğrama-Aksesuarları ve Camları yapımı” hususunda da alt taşeron olarak davalı ... ile 01.05.2017 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, sözleşme gereği davalıya iş bedeli olarak 15.000,00 TL nakit ve her biri 98.000,00 TL miktar ve değişik ödeme günlü toplam 5 adet çek verdiğini ancak davalının yükümlülüklerine aykırı hareket ederek imalât ve montaj işlerini geciktirdiğini, 19.09.2019 tarihli iş geciktirme tutanağı ile bu durumun sabit olduğunu, 02.10.2017 tarihli ihtarname ile davalının uyarıldığını, ancak ihtarnameye uyulmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, müvekkili şirketçe yaşanan olumsuzlukların telafisi için ...’dan 30.500,00 TL tutarında ısı yalıtımlı cam cinsi malzeme satın alındığını, ayrıca bahse konu ısı yalıtımlı camların nakliye ve montaj bedeli için de 6.000,00 TL’yi müvekkilinin karşılamak zorunda kaldığını, yine davalının işi geciktirmesi nedeniyle dava dışı ... firması ile imzaladığı sözleşmenin 06.11.2017 tarihinde feshedildiğini, menfi ve müspet zararlarının oluştuğunu, davalının işi tamamlamadığı halde aldığı çekleri iade etmeyerek .... İcra Müdürlüğü’nün 2017/22684 Esas,... İcra Müdürlüğü’nün 2018/2586 Esas, 2018/547 Esas, 2018/603 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, davalıya sözleşme gereği 15.000,00 TL nakit ve 490.000,00 TL çek ile ödeme yapıldığı halde davalının yaptığı iş tutarının 120.000,00 TL tutarında olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı şirkete teslim edilen çeklerden ötürü müvekkilinin aleyhine mevcut ve muhtemel olan icra takipleri ile söz konusu çeklerden dolayı ikame edilecek mevcut ve muhtemel davalara karşı makul bir teminat karşılığında, öncelikle işin niteliğine ve aciliyetine binaen ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yapılacak yargılama sonunda davalıya verilen beş adet ve her biri 98.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmeye göre müvekkilinin yapacağı işin bedelinin 25.000,00 TL nakit ve her biri 98.000,00 TL bedelli 5 adet çek şeklinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşme doğrultusunda kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmek üzere yapım işine başladığını, ancak davacı tarafça ciro edilerek müvekkiline verilen çeklerin karekod sorgusu yapıldığında çek keşidecisi .... ve Tic. Ltd. Şti'nin başkaca çeklerinin karşılıksız çıktığının anlaşıldığını, söz konusu şartlar altında müvekkilinin alacağının güvencesiz kalması sebebiyle taraflarınca davacıya 21.09.2017 tarihli ihtarname gönderilerek sözleşme gereği olan çek bedellerinin ödenmesinin, aksi halde işe devam edilemeyeceğinin bildirildiğini, gönderilen ihtarnameye rağmen davacının, müvekkilinin hak etmiş olduğu sözleşme bedelini ödemediğini, ancak müvekkilinin her ne kadar alacağı tehlikeye düşmüş olsa da sorumluluğu doğmaması adına sözleşme gereklerini yerine getirdiğini ve yükümlü olduğu yapım işini tamamlayarak davacıya teslim ettiğini, işin tamamlanmasına ve teslim edilmesine rağmen davacı tarafça müvekkiline çeklerin karşılığı olan bedellerin ödenmediğini, müvekkili şirketin sözleşmenin feshine kadar yapmış olduğu işlerin toplam bedelinin 120.000,00 TL olduğu iddiasının hiçbir dayanağının olmadığını, müvekkili şirketin iş sonunda hak etmiş olduğu 5 adet 98.000,00 TL bedelli çekin tahsili amacıyla taraflarınca davacı aleyhine icra takipleri başlatıldığını, ancak bu takiplerden henüz herhangi bir tahsilat yapılamadığı gibi, davacı borçlunun borcunu ödememek amacıyla kötüniyetli bir şekilde bu davayı açtığını, icra takibi başlatıldıktan sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, davacı tarafından talep edilen ihtiyati tedbir kararı verilmesi isteminin kanuni karşılığının olmadığını beyanla; davacının haksız ve kötüniyetli davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 26.05.2023 tarihli tensip zaptı ile 10.07.2019 tarihli asıl bilirkişi raporu ve eklerini düzenleyen bilirkişi heyetinden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2021/942 Esas, 2023/535 Karar sayılı kaldırma ilamında belirtilen hususlar da gözetilmek suretiyle ek rapor alınmasına, davacı vekiline toplam 1.500,00 TL ek ücreti yatırması için kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde ek ücret yatırılmadığı taktirde bilirkişi incelemesi yapılmasından vazgeçmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut hali ile karar verileceği hususunun ihtarına karar verildiği, davacı vekiline tensip zaptının 31.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, 15.06.2023 tarihinde davacı vekilinin süresinin dolduğu, ancak masrafın 17.01.2024 tarihli son celseye kadar yatırılmadığı, davalı tarafça masrafın kendileri tarafından da yatırılmayacağının beyan edildiği, bu suretle ek rapor alınamadığı ve davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin mevcut delillere göre karar verebilecekken bilirkişi raporu alınması için kaldırma kararı vererek dosyayı yerel mahkemeye göndermesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin bilirkişi raporlarını inceleyerek görüş bildirdiğini ve kaldırma gerekçesine göre mevcut raporlarda basit bir hesaplama yapmak suretiyle karar verebilecekken ek rapor alınması için kararı kaldırmasının ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından ek rapor için 1.500,00 TL ek ücret takdir edilmiş olup, 29.12.2023 tarihli resmi gaztede yayınlanan ... no.lu tebliğnamenin 11/2. maddesinde bilirkişi raporundaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi ya da açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için ek rapor istenmesi halinde ayrıca bir ücret ödenmeyeceğini ve 11/3. maddesinde görevlendirme kararında bilirkişiden cevaplaması istenilen soruların bir veya birkaçının bilirkişi tarafından cevaplanmaması nedeniyle ek rapor istenmesi halinde ayrıca bir ücret ödenmeyeceğinin belirtildiğini, tebliğnameye aykırı olarak tensip zaptı ile kesin süre verilerek ek bilirkişi ücretinin yatırılmasının istenmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin yurtdışında ikamet etmesi nedeniyle kendisine ulaşılarak ücretin temin edilememesi ve önceki bilirkişi ücretlerinin tarifenin üzerinde ödenmiş olması nedeniyle mahkemece talep edilen ek bilirkişi ücretinin yatırılamadığını, HMK'nın 283. madde gereği bilirkişi ücret takdirinde Adalet Bakanlığı tarifesinin esas alınacağının kararlaştırıldığını, mahkemece önceki takdir edilen bilirkişi ücretlerinin tarifenini üzerinde olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflar arasında Bilecik ... ve 200 kişilik Pansiyon Binası ... İnşaatı Yapım İşi'nin alt yüklenicisi olan davacı ile davalı arasında sözkonusu işin alüminyum doğrama, alüminyum doğrama camları ve alüminyum doğrama aksesuarları yapımı işine dair 01.05.2017 tarihli taşeronluk sözleşmesi akdedilmiş olup, alt yüklenici davacı, taşeron davalının sözleşme kapsamında taahhüt ettiği işlerin yapımını tamamlamadığını, işi yarım bırakması sebebi ile taraflar arasında karşılıklı ihtarnameler çekildiğini, davalının işi geciktirmesi nedeniyle asıl yüklenici ... şirketi tarafından müvekkili ile olan sözleşmenin 06.11.2017 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davacıya gönderilen ihtarname ile işin tamamlanmaması halinde müvekkili tarafından akdin feshedileceğinin ihtar edildiğini, buna rağmen davalı tarafça işe devam edilmediğinden dolayı yarım kalan bir kısım işlerin müvekkilince tamamlatıldığını belirterek iş karşılığı davalıya verilmiş olan ve davalı tarafından çeşitli icra takiplerine konu edilen her biri 98.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davalıya 400.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 21.10.2020 tarihli, 2018/292 Esas, 2020/620 Karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair kararın davalı vekilince istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.04.2023 tarihli, 2021/942 Esas, 2023/535 Karar sayılı kararı ile her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun olarak tutulduğunun düzenlenen bilirkişi raporları ile sabit olduğu, defter içeriğine göre davalı taşeronun düzenlemiş olduğu toplam 310.878,08 TL bedelli iki adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması sebebiyle bu fatura bedellerinin yapılan imalât bedeli alacağı yönünden kesinleştiği, davalının hakettiği imalât bedeli alacağının kesinleşen bu iki adet fatura bedeline göre tespiti ve davalı defterlerinde davacı ödemesi olarak yer alan 10.000,00 TL'nin fatura bedeli alacağından mahsubu ile dava tarihi itibariyle davacının davalıya olan imalât bedeli borcunun hesap edilerek uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerektiği, feshedilen sözleşme çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin, anlatılan şekilde bilirkişi kurulundan denetime elverişli şekilde ek rapor alınmak suretiyle tasfiye edilerek eldeki menfi tespit davasında uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince 26.05.2023 tarihli tensip zaptı ile Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı gereğince ek rapor alınmak üzere, 1.500,00 TL ek bilirkişi ücreti yatırması için kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde ek ücret yatırılmadığı taktirde bilirkişi incelemesi yapılmasından vazgeçmiş sayılacağı ve dosyanın mevcut hali ile karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına karar verilmiş, davacı vekiline tensip zaptı 31.05.2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ek bilirkişi ücreti yatırılmamıştır.
HMK'nın delil ikamesi için avans başlıklı 324. maddesinin birinci fıkrasında; "taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler." hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin sonucu olarak anılan delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacağı belirtilmiştir. Böyle bir durumda mahkemenin ikamesinden vazgeçilen delili dikkate almadan mevcut delil durumuna göre uyuşmazlık hakkında karar vermek gerekir.
Her ne kadar mahkemece verilen kesin süre içerisinde ek bilirkişi raporu için belirlenen ücret yatırılmadığından davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, ek rapor alınamaması halinde HMK'nın 324. maddesine göre mevcut delil durumuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekir.
Dosya kapsamına göre; daha önce alınan bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporları ile taraf ticari defterleri incelenmiş ve her iki tarafın ticari defterlerinde dava konusu iş için davalının 15.05.20 17... .08.2017 tarihli 2 adet toplam 310.878,08 TL bedelli fatura kestiği, usulüne uygun olduğu tespit edilen her iki taraf ticari defterlerine bu faturaların işlendiği, bedellerinin ödenmediğinin tespit edildiği, yine davalı ticari defterlerine göre davacının davalıya sözleşmede belirtilen 10.000,00 TL'yi ödediği, bu tutar düşüldüğünde ticari defter kayıtlarına göre cari hesap bakımından davalının davacıdan 300.878,08 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece mevcut bilirkişi tespitlerine göre bu fatura bedelleri dikkate alınarak çek bedelleri ve peşin ödenen fatura bedelleri mahsup edilmek ve davacının menfi tespit talep ettiği tutar gözetilmek suretiyle sonuca göre menfi tespit istemi hakkında karar vermek mümkün iken, HMK'nın 324. maddesi gözardı edilerek davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verild