Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Ankarada imar planında ilköğretim alanı olarak ayrılan ancak kamulaştırılmayan taşınmazın bedelinin tahsiline ilişkin kamulaştırmasız el atma davasını incelemektedir.
Özet: İmar planında uzun yıllardır ilköğretim alanı olarak ayrılmasına rağmen kamulaştırma yapılmayan ve fiili el atma bulunmayan bir taşınmazın bedelinin tahsili amacıyla açılan kamulaştırmasız el atma davasında, davalı idarenin fiili el atma ve husumet yokluğu savunmalarına karşın, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, mülkiyet hakkını kısıtlayan bu pasif durumun kamulaştırmasız el koyma niteliğinde olduğuna ve idarenin tazminat ödemekle yükümlü olduğuna hükmederek davaları kabul etmiş, davalı idarece temyiz edilen karar yüksek mahkemece incelenmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2025/1964 E.  ,  2025/12665 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/3436 Esas, 2024/3249 Karar
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
KARAR: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/823 Esas, 2023/441 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., Mahallesi 274 20... parsel sayılı taşınmaza imar planında ilköğretim alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını belirterek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiilen el atılmadığını, taşınmazın imar planında eğitim alanı olarak ayrılmasından ilgili belediyenin sorumlu olduğunu, husumetin ilgili belediyeye yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkının kısıtlandığından söz edilebilmesi için davacının taşınmazı edinme tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmesi gerektiğini, edinme tarihi öncesine uzanacak şekilde mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranı talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmaz için talep edilen tazminatın yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen dava için vekâlet ücretine hükmedilmişken hükümde ayrıca bu davalarda hükmedilen toplam bedel için mükerrer olarak vekâlet ücretine hükmedildiğini, hak düşürücü ve zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmazın imar planında eğitim alanı olarak ayrılmasından ilgili Belediye Başkanlığının sorumlu olduğunu, husumetin ilgili belediyeye yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, yeterli emsal araştırması yapılmadığı gibi emsal karşılaştırmasının da kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, ıslah yoluyla arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz alanının 7.347,00 m² ve taşınmaz niteliğinin arsa olarak kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmazda davacılara düşen hissenin 29,00 m² olduğu ve kamu ortaklık payından oluşturulduğu, uygulama imar planı kapsamında "İlkokul Alanı" olarak ayrılmış olup keşif sonucu alınan teknik bilirkişi raporuna göre taşınmazın boş arsa görünümünde olduğu, üzerinde herhangi bir yapı ve tesisin bulunmadığı, taşınmaza fiili olarak el atılmamış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup taşınmazın aynına ilişkin bu davaya bakmanın adli yargının görevi dahilinde olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla taşınmazda kamuya özgüleme durumunun devam ettiği, taşınmaza fiili el atma olgusu gerçekleşmemiş olsa dahi imar planlarının onay tarihi dikkate alındığında makul süre içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmediğinden kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği dikkate alındığında, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergi rayiç değerleri de kıyaslanmak suretiyle (taşınmazların cepheli olduğu ve raporda belirtilen caddelere göre belirlenen vergi değerleri de dikkate alındığında) dava tarihi itibarıyla değerinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacılar payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline dair kararda, taşınmazın paydaşlarınca ve yakın parsellerle ilgili açılan davalar sonucu Dairenin ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen dava dosyalarında biçilen bedeller de gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava konusu tek ve aynı hukuki ilişkiden kaynaklandığından asıl ve birleştirilen davalar yönünden tek nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Ek 4 Madde uyarınca kısmen kabul yönünden davacı yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, reddedilen kısım yönünden müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki Ankara ili, ..., Mahallesi 274 20... parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. 6100 sayılı Kanun ile düzenlenen istinaf sebeplerinin “kamu düzenine aykırılık” ve “taraflarca ileri sürülen” nedenler olmak üzere iki ayrımda incelenmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırılık mutlak istinaf sebebidir ve bölge adliye mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle kamu düzenine aykırı bir sebebin istinaf dilekçesinde ileri sürülüp sürülmemesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Buna karşılık kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise bölge adliye mahkemesince kendiliğinden dikkate alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
4. Eldeki dosya kapsamına göre; davalı idare vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde İlk Derece Mahkemesince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik açıkça bir itirazda bulunulmadığı anlaşıldığından ve vekâlet ücretine ilişkin hükmün de kamu düzenine ilişkin olmadığı gözetildiğinde, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülmemesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi mümkün bulunmadığı gibi temyiz yolunda ileri sürülmesi durumunda dahi Yargıtayın bu temyiz sebebini incelemesi de mümkün bulunmamaktadır.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.