Avukatın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine yönelik temyizde, vekalet ücreti alacaklarının tespiti ile hukuki durumunun belirlenmesi için bilirkişi incelemesi zorunluluğu.
Özet: Yüksek mahkeme, bir avukatın tahsil ettiği paraları müvekkiline vermeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla verilen mahkumiyet kararını, sanığın savunmasında vekalet ücreti ve masraflarını mahsup ettiğini, kalanını da diğer dosyalardan alacaklarına karşılık müvekkilinin bilgisiyle aldığını belirtmesi üzerine, avukatın muaccel vekalet ücreti alacağı olup olmadığı ve müvekkile ait paranın uhdesinde kalıp kalmadığı konularında uzman bilirkişi raporu aldırılması ve tüm delillerle değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuş; icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair kararı ise hukuki yarar yokluğundan sanığın temyiz talebini reddederek onamıştır.
5. Ceza Dairesi         2025/6805 E.  ,  2025/11943 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/153 Esas, 2023/26 Karar
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanışımı nedeniyle düşmesine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861, 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından re'sen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece re'sen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı sanığın temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, sanığın temyiz söz konusu hükme yönelik isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği REDDİNE, incelemenin sanığın, hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
... Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanın vekili sıfatıyla takip ettiği Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2008/2993 sayılı takip dosyasında 12.08.2008, 07.04.2009, 09.06.20 09... .06.2009 tarihli reddiyat makbuzları ile toplam 1.764,39 TL, Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2010/3094 sayılı takip dosyasında ise 21.10.2010 tarihli reddiyat makbuzu ile 13.301,39 TL tahsil ederek müvekkili olan katılana vermeyip uhdesinde tuttuğundan bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de sanığın 27.12.2013 havale tarihli yazılı savunmasında Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2010/3094 sayılı takip dosyasında tahsil ettiği paranın tamamının katılanın alacağı olmayıp, bu paranın içinde vekalet ücreti ve tarafınca yapılan masrafların da bulunduğunu, tahsilat yapılan paradan hakkı olan miktarı mahsup ettikten sonra geriye kalan parayı katılanın bilgisi dahilinde Kocaeli 3. İcra Müdürlüğünün 2009/152 38... /15239, Kocaeli 5. İcra Müdürlüğünün 2009/176 20... /323 takip sayılı dosyalarında katılan tarafından yapılan harici tahsilatlardan kaynaklı ödenmeyen vekalet ücretlerine binaen aldığını, Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2008/2993 takip sayılı dosyasında da yine katılanın bilgisi dahilinde tahsil edilen paradan vekalet ücreti ve masraflar düşüldükten sonra kalan paranın katılan vekili sıfatıyla takip ettiği dosyalardan kaynaklı vekalet ücretine mahsuben alındığına dair savunması karşısında, sanığın katılan adına vekil sıfatı ile takip ettiği dava ve icra takip dosyalarının getirtilmesi sonrasında, dosyanın konunun uzmanı bir bilirkişiye tevdi edilerek, iddia ve sanık savunmaları nazara alınmak suretiyle dava konusu paraların tahsil edildiği tarih itibarıyla sanığın müvekkili katılandan muaccel hale gelmiş vekalet ücreti alacağı olup olmadığı, varsa miktarı ve uhdesinde katılana ait bir paranın bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi raporu aldırılıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51/1. maddesi uyarınca sadece hapis cezasının ertelenebileceği gözetilmeden hükmolunan adli para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.