Trafik kazası kaynaklı maddi tazminat davasında pasif dönem zararı hesaplaması, usuli kazanılmış hak ve asgari geçim indirimi değerlendirmesi temyiz incelemesi.
Özet: Bir trafik kazasında sürekli sakat kalan davacının, sigorta ödemesi sonrası bakiye maddi zararının karşılanması amacıyla aracın işletenine açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, fakat Yargıtay, pasif devre zararı hesabında asgari geçim indirimi (AGİ) değerlendirmesindeki hata nedeniyle kararı bozmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, yeni bilirkişi raporu daha yüksek bir zarar tespit etse de, davalının usuli kazanılmış hakkı gözetilerek ilk karardaki tazminat miktarı yeniden hükmedilmiştir; ancak bu karar da davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay tarafından, AGİ hariç tutularak ve eski rapor verileri esas alınarak yeniden hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle tekrar bozulmuş, böylece dosya, tazminat hesaplama yöntemleri ve usuli haklar ekseninde birden fazla kez üst mahkeme incelemesinden geçmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2025/4687 E.  ,  2025/12083 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2024/86 E, 2024/503 K
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nce kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verişmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 24.09.2008 tarihinde davalıya ait araçta yolcu iken geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle sürekli özürlü kalacak şekilde yaralandığını, kazaya sebebiyet veren aracın mali mesuliyet sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.'den maddi tazminatın ödenmesi için talepte bulunulduğunu, ... Sigortanın müvekkiline 26.552 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemenin eksik olması nedeniyle ... Sigorta A.Ş.'ye İstanbul 10. ASHM'nin 2010/488 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, ATK 3. İhtisas Kurulunun 26.11.2012 tarihli raporu ile müvekkilinin %34 malul kaldığının belirlendiğini, bu kararın kesinleştiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan ... Sigorta'dan İstanbul 10. ASHM'nin 2010/488 E. 2014/21 K. sayılı 30.01.2014 tarihli kararı ile maddi kaybının bir kısmını aldığını, ancak zararının sigorta poliçesinde belirtilen teminat tutarından daha yüksek olduğundan aracın işleteni olarak davalıya da bu davanın açılmasının gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'nin 24.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 15.01.2016 tarihli dilekçesi ile dava değerini 372.417,12 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesnde; öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, ceza dosyasının tarafların kusur durumunu belirleme açısından aydınlatıcı nitelik taşıyacağını, kusur durumunun araştırılmasını talep ettiklerini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ancak delil olarak bildirilen İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/4 88... /21K sayılı davada maddi kayıp tespit edilmiş olduğundan artık belirsiz alacak davası açılamayacağı kanaatinde olduklarını, haksız açılan davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.03.2016 tarih ve 2014/489-2016/94 sayılı kararı ile davanın kabulü ile 372.417,12 TL'nin kaza tarihi olan 24.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2019 tarih ve 2016/10178 - 2019/5171 sayılı kararı ile "..Mahkemece hükme esas alınan 15.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda, davacının emeklilik dönemi için Asgari Net Ücret içerisinde AGİ çıkarılarak %70 emeklilik oranının dikkate alındığı ancak raporun bu yönüyle hatalı olduğu, pasif devre zararı için, AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması konusunda, bilirkişiden ek rapor alınarak kazanılmış haklar da gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda "..Pasif devre zararı için AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden hesap yapılması hususunda bilirkişiden ek rapor alındığı ve davacının bakiye tazminat alacağının 535.164,18 TL olacağının tespit edildiği, bozma ilamı öncesi mahkece verilen ilk kararda, toplam 372.417,12 TL tazminat bedeline hükmedildiği ve bu kararın yalnızca davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği, bu durumda ilk kararda hükmedilen bu bedelin davalı ... bakımından usuli kazanılmış hak oluşturduğu" gerekçesiyle davanın kabulü ile 372.417,12 TL'nin kaza tarihi olan 24.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece " bilirkişiden ek rapor alınarak, ilk bozma öncesi kararda hükme esas alınan bilirkişi raporundaki (15.01.2016 tarihli) pasif devre için belirlenen zarara Asgari Geçim İndirimi dahil edilmeden asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması (yeni tarihli verilerin kullanılmaması ve işlemiş devrenin yeni rapor tarihine uzatılmaması, sadece eski rapordaki verilere göre pasif devre için AGİ dahil edilmeden zararın bulunması), davalının usuli kazanılmış hakkının bu şekilde korunarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi " gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 535.164,18 TL!nin kaza tarihi olan 24.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A-Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; progresif rant yöntemine göre yapılan hesabı kabul etmediklerini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, hesap edilen tutarın fahiş olduğunu, bu sebeple kararın bozulmasını talep etmiştir.
B-Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ...'na ait aracın karıştığı trafik kazasında yolcu olan davacının yaralanması nedeniyle uğradığı zarara yönelik maddi tazminat talebine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir. Nitekim 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177 nci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ile "...Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." şeklinde düzenlemesi yapılmış olup anılan düzenleme ile usuli kazanılmış hak müessesine yasal dayanak oluşturulmuştur.
Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.”
Usuli kazanılmış hak, esasen Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren ilk derece mahkemesinin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. İlk derece mahkemesince artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir. İlk derece mahkemesinin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın, Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur.
Dosyanın incelenmesinden; Daire'nin 2023/2409 Esas ve 2023/4878 Karar sayılı ilamında ilk kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2019 tarih ve 2016/10178-2019/5171 sayılı ilamı ile davacının pasif devre zararı için, Asgari Geçim İndirimi (AGİ) dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması konusunda, bilirkişiden ek rapor alınarak kazanılmış haklar da gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi için mahkeme kararının davalı yararına bozulduğu, bozma kararı sonrasında mahkemece bilirkişiden ek rapor alındığı ve davacının bakiye tazminat alacağının 535.164,18 TL olduğu ancak bozma ilamı öncesi verilen ilk kararda, toplam 372.417,12 TL tazminat bedeline hükmedildiği ve bu kararın yalnızca davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği, bu durumda ilk kararda hükmedilen bu bedelin davalı ... bakımından usuli kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 372.417,12 TL'ye yeniden hükmedildiği, ancak varılan sonucun bozmaya uygun olmadığı, zira bozma kararı sonrası alınan 19.10.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacının bilinen dönem zararının 31.10.2021 tarihine kadar uzatıldığı ve bilinmeyen dönemi ile birlikte güncel verilere göre hesap yapıldığı, her ne kadar ek raporda tespit edilen miktara göre karar verilmemiş ise de ilk kararın sadece davalı tarafından temyiz edildiği gözetildiğinde, usuli kazanılmış hakkın korunduğu gerekçesi ile ilk karardaki tazminata aynen karar verilmesinin hatalı olduğu, bozmanın gereğinin yerine getirilmediği, bu durunmda bilirkişiden ek rapor alınarak, ilk bozma öncesi kararda hükme esas alınan bilirkişi raporundaki (15.01.2016 tarihli) pasif devre için belirlenen zarar için Asgari Geçim İndirimi dahil edilmeden asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması (yeni tarihli verilerin kullanılmaması ve işlemiş devrenin yeni rapor tarihine uzatılmaması, sadece eski rapordaki verilere göre pasif devre için AGİ dahil edilmeden zararın bulunması), davalının usuli kazanılmış hakkının bu şekilde korunarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirterek mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verildiği halde bozma gereği yerine getirilmemiş, bozma kararına aykırı olarak davacının bakiye zararının 535.164,18 TL olduğu gerekçesiyle talepten de fazlaya hükmedilerek davanın kabulüne karar verilmiş, bu hali ile kararın davalı lehine bozulduğu gözetilmeden, bozma kararı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımları hakkında yeniden karar verilerek davalının usuli kazanılmış hakları ihlal edilmiştir.
O halde mahkemece, ilk bozma öncesi kararda hükme esas alınan bilirkişi raporundaki (15.01.2016 tarihli) davacının pasif devresi için Asgari Geçim İndirimi dahil edilmeden asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması (yeni tarihli verilerin kullanılmaması ve işlemiş devrenin yeni rapor tarihine uzatılmaması, 15.01.2016 tarihli rapordaki verilere göre pasif devre için asgari ücrete AGİ dahil edilmeden zararın bulunması), davalının usuli kazanılmış hakkının bu şekilde korunarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.