Kamulaştırma bedelinin depo edilmemesi nedeniyle reddedilen davada, ikinci kez verilen kesin sürenin usulü ve kanuni niteliği Yargıtay içtihadı ışığında değerlendiriliyor.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti davasında, davacı idarenin kamulaştırma fark bedelini ilk derece mahkemesince verilen ikinci kesin süre içerisinde depo etmemesi nedeniyle davanın reddedilmesi ve bu kararın istinaf mahkemesince onanması üzerine temyiz incelemesi yapılmıştır; uyuşmazlığın temelini, mahkemece verilen ikinci sürenin Yargıtay içtihatları doğrultusunda hukuken kesin süre niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu kesin sürenin sonuçlarının, idarenin karardan sonra ancak istinaf dilekçesi ekinde bedeli yatırmış olmasına rağmen davanın reddini gerektirip gerektirmeyeceği oluşturmaktadır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1791 Esas, 2024/500 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Sakarya 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2023/57 Esas, 2023/477 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kamulaştırma bedelinin verilen süreler içerisinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ..., Mahallesi 85... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların arsa vasfında kabul edilmesi gerektiğini, kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalışının dikkate alınmasını, taşınmazlar üzerindeki mahsul ve mütemmim cüz bedellerinin kamulaştırma bedelinin hesaplanmasında dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırma bedelinin verilen süreler içerisinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin depo edilmesi için verilen sürelerin usulünce ihtar edilmediğini, kamulaştırma bedelinin depo edildiğine ilişkin dekont suretlerini dosyaya sunduklarını, acele kamulaştırma bedelinin iadesine dair hüküm kurulmasının fiilen hizmet vermeye devam eden ... Otoyolunun faaliyetlerini sekteye uğratabileceğini, acele kamulaştırma bedelinin iadesine ilişkin bir taleplerinin bulunmadığını, taleple bağlılık ilkesinden ayrılındığı gibi Mahkemenin yetkisi dışında bir başka mahkeme kararına müdahalede bulunduğunu ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2023 tarihli celsesinde davacı idarenin kamulaştırma fark bedeli depo etmediği tespitinde bulunarak 254.763,40 TL'yi depo etmek ve dekontunu sunmak üzere davacı vekiline ikinci kez 15 günlük kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde bedelin depo edilmemesi halinde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına, duruşmanın 19.07.2023 tarihine bırakılmasına karar verilmiş, ikinci 15 günlük kesin sürenin verildiği duruşmada davacı idare vekilinin hazır bulunmadığı, davacı idare vekiline fark bedelinin kesin süre içerisinde yatırılmasına ilişkin ihtaratlı davetiye çıkartıldığı, ihtaratlı davetiyenin davacı idare vekiline 28.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2023 tarihli celsesinde ise davacı idare vekilince kamulaştırma fark bedelinin depo edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar tarihinden sonra dosyaya sunulan istinaf dilekçesi ekindeki 21.07.2023 tarihli banka dekontuna göre davacı idarenin kamulaştırma fark bedelini depo ettiğinin anlaşıldığı, bu noktada somut uyuşmazlığın temelinin 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre verdiği ikinci sürenin kesin olup olmadığı hususuna ilişkin olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/5-1023 Esas, 2024/308 Karar sayılı kararında sürelerin, kanunda belirtilen süreler ve hâkim tarafından belirtilen süreler olmak üzere tanımlandığı, karardaki açıklamaya göre hâkimin verdiği sürenin kesin olmadığı, kesinlik için şu iki durumdan birinin varlığının zorunlu olduğu; ilk hâlde hâkimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hâkimin verdiği ikinci sürenin kesin olduğu, bu kesinliğin kanundan kaynaklandığı, bu hâlde ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş ve ihtar edilmemiş olsa dahi sonucun değişmeyeceği; ikinci hâlde ise kanuna göre hâkimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna da karar verebilmesi olduğu, ancak böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararın kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa ihtar edilmiş olması gerektiği, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre verilen ikinci sürelerin kanun gereği kesin olduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesinin olanaklı olmadığı, hâkimin bunu resen gözetmesi gerektiği, kaldı ki İlk Derece Mahkemesince davacı idare vekiline iki kez 15 günlük kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde fark bedelin depo edilmemesi halinde davanın usulden reddedileceğinin de ihtar edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/5-1023 Esas, 2024/308 Karar sayılı kararında "...kamulaştırma fark bedelinin davacı idare tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli kararından sonra depo edildiği, davalı vekilinin dosyaya yansıyan beyanlarında açıkça davanın reddine karar verilmesine dair bir talebinin bulunmadığı, hukuki dinlenilme hakkı ve davalının esasa ilişkin beyanları dikkate alındığında direnme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir..." açıklamalarına yer verilmiş olup bu noktada davalı tarafın muvafakatının alınmasına lüzum görülmediği, davalı tarafın davanın esasına girilerek karar verilmesi yönünde bir beyanının da bulunmadığı, dolayısıyla kamulaştırma bedelinin İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süreye rağmen depo edilmediğinden bahisle davanın usulden reddine yönelik verilen karar doğru olup, diğer istinaf sebeplerinin de istinaf edenin sıfatına göre yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Dava konusu taşınmazlara ilişkin tespit edilen kamulaştırma bedelinin depo edilmesi için davacı idareye 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca usulüne uygun süreler verildiği halde, davacı idarece bedel bloke edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, sunulan banka dekontuna göre depo kararının İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinden sonra 21.07.2023 tarihinde yerine getirilmiş ise de davalı tarafın işin esasına göre karar verilmesi yönünde bir beyanının bulunmadığı gözetildiğinde verilen karar yerindedir.3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmazlara ilişkin acele el koyma dosyası ile bloke edilen bedelin davacı idareye iadesine ilişkin hüküm kurulmaması hatalı olup bu husus bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hükümden tümüyle çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.