Diyarbakırdaki taşınmazın kamulaştırma bedeli tespiti ve tescili davasında, bilirkişi raporundaki emsal satışların muvazaalı olduğu iddiasıyla bedel değerlemesi itirazlarının temyiz incelemesi.
Özet: 4650 sayılı kanunla değişik 2942 sayılı kamulaştırma kanununa dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin ardından, her iki tarafın istinaf başvurularının bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine, davalılar vekili tarafından temyiz edilen dosyada; davacı idare vekilinin istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki emsal satışın muvazaalı olduğu, taşınmazın değerinin hatalı hesaplandığı, emsal taşınmaz ile karşılaştırıldığında nitelik ve konum farklılıkları dikkate alınmadan değer biçildiği, benzer kamulaştırmalarda farklı birim fiyatlar uygulandığı ve vekalet ücretine hükmedilmediği gibi gerekçelerle belirlenen bedele itiraz edildiği anlaşılmıştır.
5. Hukuk Dairesi         2024/10527 E.  ,  2025/7943 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2977 Esas, 2024/1297 Karar
DAVA TARİHİ : 23.12.2020
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/250 Esas, 2022/84 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili, ...ilçesi, .... Mahallesi 2 60... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile hak sahiplerine ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda emsal alınan ... Mahallesi 3 31... parsel sayılı taşınmazın 2014 yılındaki 1/14 hissesinin 45.000 TL bedelle yapılan satışı emsal alınmış ise de aynı taşınmazın aynı hisse oranı için 19.03.2012 tarihinde yapılan 14.000 TL bedelli, 05.08.2020 tarihindeki 26.600 TL bedelli satışları karşısında emsal alınan satışın muvazaalı olduğunun açıkça anlaşıldığını, emsalin daire satışı amacıyla yapılmış olması nedeniyle emsal alınamayacağını, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın farklı bölgelerde bulunduğunu, ayrı niteliklerde olduklarını ve emlak vergi değerleri arasında %56 oranında fark bulunduğunu, emsal taşınmazın en az %100 daha değerli olduğunu, aynı kamulaştırma kapsamında olup aynı mahallede bulunan diğer birçok dava dosyasında taşınmazların metrekaresine 500,00- 600,00 TL arasında değer biçildiği hâlde iş bu dava dosyasında 1.727,92 TL/m² değer biçilmesinin açık ve bariz bir çelişki olduğunu, acele el koyma dosyasında ve kıymet takdir raporunda taşınmazın metrekaresine 500,00TL değer biçilmiş iken hükme esas alınan raporda 1.727,92 TL değer biçilerek çelişki oluşturulduğunu, birçok dava dosyasında aynı emsalin kullanıldığını, aynı bölgede yapılan başka satışların dışlandığını, seçilen emsalin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz ve emsalin nitelik, konum ve özellik itibarıyla dava konusu taşınmazla benzer özellikte olmadığını, emsalin satışının hissedarlar dışında bir kişiye yapılan hisse satışı olduğunu, diğer hissedarlar tarafından açılması muhtemel şufa davasında caydırıcı olmak amacıyla iş bu satışın yüksek bedelle yapıldığını, bu yönüyle de söz konusu satış işlemi muvazaalı olup emsal olarak alınmasının isabetli olmadığını, aynı amaçla kamulaştırılan birbirine komşu olan taşınmazlarla ilgili olarak açılan davalarda aynı değerlendirme tarihi itibarıyla benzer sonuçlara ulaşılması oluşabilecek farklılıkların da makul gerekçelerle açıklanması gerekirken birbirine komşu taşınmazlar için haklı ve somut bir gerekçe gösterilmeden çok farklı metrekare birim fiyatları belirleyen raporlara göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/552 Esas sayılı dava dosyasında aynı mahallede bulunan bir taşınmaz için 600,00 TL/m², yine aynı Mahkemenin 2017/738 Esas sayılı dava dosyasında 589,00 TL, 2017/517 Esas sayılı dava dosyasında 583,00 TL/m² değer belirlendiğini, emsal taşınmazın 78,43 TL/m², dava konusu taşınmazın 122,01 TL/m² vergi değeri olmasına karşın vergi değerlerine ters ve orantısız şekilde değer belirlendiğini ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştıma davasının bakanlar kurulu kararına istinaden açıldığını, söz konusu Bakanlar Kurulu kararının gecekondu dönüşüm proje alanı olarak belirlenen sahalarda bulunan taşınmazları kapsadığını, dava konusu taşınmazların Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından korunmaya tabi taşınmaz olarak tescili yapıldığını, yani davacı tarafından açılan iş bu davanın kamulaştırma amacına uygun bir işlem olmadığını ve yine Bakanlar Kurulu kararında da belirtildiği üzere söz konusu taşınmazların kentsel dönüşüm kapsamında bulunmadığını, davaya konu taşınmaz kültür varlıkları tarafından tescil edildiği için restore edileceğini, bu sebeple davcının davasının 2942 sayılı Kanun'a göre reddinin gerektiğini, bu konuda dava açma haklarını saklı tutuklarını; ancak bu hususun yerel mahkemece de dikkate alınması gerektiğini, kamulaştırma amacı dışında açılan iş bu davanın reddinin gerektiğini, iş bu taleplerinin reddi halinde Mahkemece hükmedilen bedelin taşınmazın değeri olmadığını, çok cüzzi kaldığını, Mahkemece gereği gibi araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, kamulaştırma davalarında maliyet cetveli hesaplamasının dava tarihi esas alarak yapıldığını, davacı tarafın davasını 23.12.2020 tarihinde açtığını, davacı tarafın 2021 yılına 7 günlük kısa bir süre kalmasına rağmen davayı 2020 yılında açmasının açıkça hakkın kötüye kullanımı olduğunu, emsal alınan taşınmazların emsal alınacak vasıf ve mahiyette olmadığını, bu sebeple emsal alınacak taşınmazların tespiti için davaya konu taşınmaz ile aynı ada içinde yer alan Kültür Varlıkları Koruma Müdürlüğü tarafından tescillenmiş taşınmazların listesinin Tapu ve Kültür Varlıkları Koruma Müdürlüğünden müzekkere yazılarak ilgili belgelerin esas alınarak hesaplanma yapılması gerekmekte olup bu konudaki talebin Mahkemece karşılanmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarihli ve 2015/2175 Esas, 2016/772 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, taşınmazın zemin bedelinin de olması gerekenden düşük hesaplandığını, davaya konu taşınmazın tarihi eser olarak tescilli olduğunu, kendi vasfındaki emsallerin değer tespitinde dikkate alınması gerektiğini, öncelikle arsanın üzerindeki yapının metrekaresinin düşük gösterildiğini, inşaat alanın avlu ile birlikte hesaplanmasının kanuni zorunluluk olduğunu, bu sebeple bilirkişi raporunda avlunun yapı olarak hesaplanmamasının kanuna aykırı olduğunu, ayrıca yapı raporda tek katlı olarak hesaplanmış ise de söz konusu taşınmazın iki katlı olduğunu, dava konusu taşınmazın alt katındaki mahsenin bedel hesabında dikkate alınmadığını, yapı sınıfı ve yıpranma oranının hatalı olduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazın UNESCO Miras Listesi sınırları içinde kaldığını, bu hususun da bedel tespitinde dikkate alınması gerektiğini, Mahkemece bedel tespitinde objektif değer artışı hususunun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C.Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak üzerindeki yapıya resmi birim fiyatları esas alınıp değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.