7. Ceza Dairesi, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan verilen mahkumiyet kararını, ek savunma hakkı tanınmaması ve ceza hesaplama hataları gibi usuli ve esasa ilişkin nedenlerle bozmuştur.
Özet: Sanık hakkında kaçakçılık suçundan verilen mahkumiyet kararını inceleyen Yargıtay, yerel mahkemenin ek savunma hakkı tanımadan farklı sevk maddelerinden hüküm kurması, ceza artırım oranını hatalı belirlemesi, sanığın benzer eylemlerinin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmemesi, önceki hükümde kazanılmış hakların ihlal edilmesi, ceza hesaplamasında ve takdiri indirim maddesi uygulamasında usul ve yasaya aykırılıklar tespit etmiştir; bu nedenlerle mahkumiyet hükmünü bozarken, katılan idarenin nakil aracının müsaderesine yönelik temyiz talebini ise bu konuda verilmiş bir karar bulunmadığından incelemeksizin iade etmiştir.
7. Ceza Dairesi         2022/4068 E.  ,  2025/13524 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/78 E., 2021/107 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî incelenmeksizin iade, kısmî bozma
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I.Katılan ... İdaresi Vekilinin Münhasıran Suçta Kullanılan Nakil Aracının Müsaderesine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin münhasıran nakil aracının müsaderesine ilişkin olduğu, yerel Mahkemece, iddianamede müsaderesi talep edilmeyen nakil aracı hakkında herhangi bir karar verilmediğinin görülmesi karşısında, bu aşamada temyiz incelemesine konu bir kararın mevcut olmadığı anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
II. Sanğın Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi gereği cezalandırılması istemi ile dava açıldığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, sanığın 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi yollaması ile 3/5 ve 3/10. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2 maddesi gereğince 1/2 yerine 1/3 oranın gösterilmesi,
3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar, 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 28.11.2014, iddianame düzenleme tarihinin 10.02.2015 olduğu,
Yapılan UYAP sorgulamasında, sanık hakkında derdest olduğu anlaşılan Suşehri Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/134 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/274 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 06.11.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 09.06.2017 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
4.Kozluk Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2015/29 Esas, 2015/198 Karar sayılı sanığın 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, sanık ve katılan vekili tarafından araç müsaderesi ile sınırlı temyiz edilmesi nedeniyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi uyarınca cezada kazanılmış hak olduğu gözetilmeden Mahkemece temyiz incelemesine konu kararda sanığın 2 yıl 6 ay hapis ve 240,00 TL adlî para cezasıyla cezalandırılmasına ve hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
5.Sanık hakkında kurulan hükümde netice hapis cezası doğru belirlenmiş olmakla birlikte 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılırken hapis cezasının "1 yıl 15 ay hapis cezası" yerine "2 yıl 3 ay hapis cezası" olarak belirlenmesi,
6.Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi yerine, 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
7.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 31100 sayılı, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile yapılan değişiklik nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
8.Sanığın, tekerrüre esas alınan ve 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 24.10.2019 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; bu suç yönünden mahkemesince uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
9.Ele geçen kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
10.Kanun iadesinin sanık lehine olduğu gözetilmeksizin, kanun iadesi sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.