Tek taraflı trafik kazasında %100 kusurlu vefat eden sürücünün eşinin destekten yoksun kalma tazminatı talebi ve ZMSS poliçesi kapsamındaki sorumluluk uyuşmazlığı.
Özet: Davacının eşinin kendi kullandığı araçla geçirdiği ölümlü trafik kazası sonrası, davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada, davalı şirket vefat eden sürücünün kazada yüzde yüz kusurlu olması nedeniyle zararın zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kaldığını ve davacının kendi kusurundan yararlanamayacağını savunurken; ilk derece mahkemesinin tazminatı kabul etmesinin ardından, bölge adliye mahkemesi diğer mirasçıların paylarının gözetilmediği gerekçesiyle kararı kaldırarak yeniden yapılan yargılama sonucunda 182.992,79 TL tazminata hükmetmiş, bu kararın bölge adliye mahkemesince onanması üzerine davalı sigorta şirketi temyiz başvurusunda sürücü kusurunun tazminata engel teşkil ettiğini ve talebin sigorta kapsamı dışında kaldığını iddialarını yinelemektedir.
4. Hukuk Dairesi         2023/670 E.  ,  2025/14901 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2057 E., 2022/2045 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/221 E., 2022/392 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.03.2016 günü, davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı, davacının eşi ..'in sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin desteği ..'in vefat ettiğini belirterek müvekkilinin zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 07.12.2017 tarihinde sunduğu talep artırım dilekçesi ile dava değerini 258.061,81 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu trafik kazasının sürücü müteveffanın tamamen kusurlu olması nedeniyle meydana geldiğini, dava konusu talebin trafik poliçesi teminatına girmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte diğer mirasçıların da paylarının hesaplanması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 27.12.2017 tarihli 2016/475 Esas, 2017/1119 Karar sayılı kararı ile müteveffa ..in olayda %100 kusurlu olduğu ancak müteveffanın %100 kusurunun davacılara yansıtılamayacağı gerekçesiyle alınan aktüer bilirkişi raporu gözetilerek davanın kabulü ile 258.061,81 TL'nin 02.05.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1.İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2017 tarihli 2016/4 75... /1119 K sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 15.12.2020 tarihli 2019/1197 Esas, 2020/4389 Karar sayılı kararı ile ölenin nüfus kaydında kaza tarihi itibariyle davacı eş dışında, hayatta olan iki çocuğu ve babasının bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince müteveffanın sağ olan çocuklarına ve babasına pay ayrılmadan yapılan hesaplama esas alınarak hüküm kurulduğundan, babanın ve çocukların payları gözetilmek suretiyle davacının hak kazanacağı muhtemel tazminat tutarının hesaplanması konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılmasına davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.12.2020 tarihli 2019/1197 Esas, 2020/4389 Karar sayılı bu kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli 2021/221 Esas, 2022/392 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 182.992,79 TL'nin 02.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2022 tarihli 2022/2057 Esas, 2022/2045 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müteveffa sürücünün dava konusu kazada tam kusurlu olduğunu, davacının taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi teminatı dışında olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, davacı aynı zamanda zarar sorumlusu olduğundan alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleştiğini, ayrıca dava konusu olayda yansıma zararın şartlarının gerçekleşmediğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Vefat edenin bakımından yararlanan eşin, yeniden evlenmesi veya fiili olarak bakım ihtiyacını karşılar biçimde birliktelik yaşaması halinde, bakım ihtiyacının sona erdiği ve yitirilmiş destek ediminin yeni bir destek edimiyle karşılanmış olacağı dikkate alınarak, hayatta kalan eşin desteklik süresi içerisinde yeniden evlenme ihtimalinin belirlenmesi gerekir. Bu bağlamda, eşin yaşı, 18 yaşından küçük çocuk sayısı, sağlığı, ekonomik durumu gibi etkenler değerlendirilerek bu belirlemenin yapılması gerekir.
Somut olayda, kazanın 20.03.2016 tarihinde gerçekleştiği, nüfus kaydına göre davacının, 18.09.2023 tarihinde başka bir şahıstan çocuğunun dünyaya geldiği anlaşılmakla bu husus araştırılarak davacı eşin desteğin ölümünden sonra başka bir şahısla fiili olarak bakım ihtiyacını karşılar biçimde birliktelik yaşayıp yaşamadığı durumunun araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar sürücüsü olduğu araç ile dava dışı aracın çarpışması sonucu desteklerinin vefat ettiği iddiası ile destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş bu karar davalı tarafça istinaf edilmekle BAM dairesi ise başvurunun esastan reddine karar vermiştir. Davalı vekili bu kararı temyiz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacıların desteği kendisinin sevk ve idaresindeki araç ile yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazası yaparak öldüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle somut dosyada ki uyuşmazlık, yüzde yüz kendi kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücünün sürücüsü olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından destekten yoksun kalma tazminatı alıp almayacağı ile ilgilidir.
Sorumluluk sigortası bir zarar sigortası olmakla birlikte bir mal sigortası değildir. Sorumluluk sigortasında sigortacı, sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluk riskini teminat altına almaktadır. Bu nedenle mal sigortalarında sigortalı ve sigortacı şeklinde ikili bir taraf bulunurken sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren/sigortalı, sigortacı ve sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası olarak işletenin veya sürücünün zararlarını değil işleten ve eylemlerinden sorumlu olduğu sürücüsünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır.
Burada ki üçüncü kişi kavramı doğrudan trafik kazası nedeniyle ölen kişi ile ilgilidir. Yani destekten yoksun kalma zararından sorumluluk sigortacısının sorumlu olabilmesi için trafik kazası sonucu ölen kişinin sigortalı ve sürücüsünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Zira sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu teminat altına alır. Bu nedenle işleten veya onun eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü üçüncü kişi olmadığı için bunların zararından trafik sigortası sorumlu değildir.
Sorumluluk sigortaları Türk Ticaret Kanunu’nun “Sorumluluk Sigortaları” başlıklı 1473 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK 1473. maddesine göre; Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder. Görüldüğü gibi bu maddede sorumluluk sigortalarında “sigortalı”, “sigortacı” ve “zarar gören” olarak üçlü bir ilişki belirlenerek sigortacının sigortalısının üçüncü kişiye verdiği zararı teminat altına aldığı açık bir şekilde hüküm altına almıştır.
Ayrıca, Karayolları Trafik Kanunu 91. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası araç işleteninin aynı kanun 85/1. maddesindeki sorumluluğu yani bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda bu sorumluluğunu teminat altına alır. Burada açıkça belirtildiği gibi ölen kişi “bir kimse” yani işleten ve sürücünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Bu durumda ölen kişi işleten ve sürücü ise sorumluluk sigortacısı bu zararı karşılamaz.
Kaza her ne kadar 01.06.2015 tarihli genel şartlardan sonra gerçekleşmiş ise de Genel Şartlardan önce düzenlenen poliçelerde eski Genel Şarların uygulanacağı bu Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde ; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır.
Görüldüğü gibi, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında, sigorta ettirenin zarar verdiği kişi, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde bu sigortadan yararlanmaktadır (Karasu, R: Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Ankara 2016, s. 23). Zira zorunlu trafik sigortası motorlu araç işleteninin KTK’nun 85/1. maddesinde yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlenir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; aracın sürücüsü olan desteğin yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle davacıların nasıl kendi kusuru ile ölen destekten tazminat talep edemeyeceklerse davalı zorunlu sorumluluk sigortasından da destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceklerdir. Zira bir zarardan işleteni sorumlu tutamadığımız durumlarda trafik sigortasını da sorumlu tutmamız mümkün değildir.