Yargıtayca tapu iptali kesinleşmiş orman vasıflı taşınmazda, davalı adına tapu mevcutken elatmanın önlenmesi talebinin reddi kararına yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Orman İdaresi tarafından, orman vasıflı olduğu belirlenen bir taşınmazın tapusunun iptaliyle Hazine adına tescili, haksız elatmanın önlenmesi ve üzerindeki yapıların kaldırılması talebiyle açılan davada; Yargıtay, tapu iptali ve tescil hükmünü onayarak kesinleştirmiş, ancak ilk derece mahkemesi, davalının dava açıldığı tarihte geçerli tapu kaydına dayanarak tasarruf etmesi sebebiyle haksız elatma ve kal taleplerini reddetmiştir. Bunun üzerine Orman İdaresi, elatmanın önlenmesi ve kal taleplerinin de kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/207 E., 2023/305 K.KARAR : Tapu iptali ve tescil davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, elatmanın önlenmesi ve kal talebi yönünden davanın reddineTaraflar arasında kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil davası ile müdahalenin meni ve kal talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, elatmanın önlenmesi ve kal talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Karar davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RDava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde 1942 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'nun (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında makiye ayırma, 23.09.1981 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve xu 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması, daha sonra 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik hükümlerine göre yapılıp 19.04.1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 92... parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içerisinde kaldığını, üzerinde çok yaşlı kızılçam ağaçları bulunan orman arazisi olduğunu ileri sürerek, tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline ve müdahalenin men’i ile üzerindeki binaların kal’ine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2015 tarihli ve 2009/118 Esas, 2015/139 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, dava konusu 1 92... parselden ifrazen oluşan 1 92... parsel sayılı taşınmazdaki davalının müdahalesinin men'i ve kal'ine, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.11.2019 tarihli ve 2019/4166 Esas, 2019/6622 Karar sayılı ilamında; davalı gerçek kişi vekilinin, tapu iptali ve tesciline dair hükme yönelik temyiz istemi yönünden, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, kesin hüküm niteliğinde olduğu ileri sürülen 1945/295 Esas sayılı dosyada Orman İdaresinin davadan feragat etmeyip davanın takibinden vazgeçildiğini bildirdiği, bu nedenle kesin hüküm niteliğinde olmadığı, dava konusu taşınmazın dosyanın kesinleşme tarihinden sonra orman sınırları içerisine alındığı ve fiili durumda üzerinde 60... yaşlarında orman ağaçları bulunduğu, aynı kök parselden ifrazen oluşan dava dışı diğer parsellerin tamamının 16.12.2010 tarihinde hükmen orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiği hususları değerlendirildiğinde tapu iptal tescil talebi bakımından yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından hükmün onanmasına, davalı gerçek kişi vekilinin, müdahalenin men’i ve kal’ine dair hükme yönelik temyiz istemi yönünden, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olduğu, davalıca mülkiyet hakkına dayalı olarak tasarruf edildiği, taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemeyeceği, Orman İdaresinin müdahalenin men’i ve kal’e ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek davalı gerçek kişi vekilinin müdahalenin men’i ve kal’e dair hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu bölümünün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline yönelik dava yönünde kararın Yargıtay onanmasından geçerek kesinleşmiş olduğundan bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, elatmanın önlenmesi ve ka'l talebi yönünden, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olduğu, davalıca mülkiyet hakkına dayalı olarak tasarruf edildiği, davalı gerçek kişinin dava konusu taşınmaza haksız elatmasından söz edilemeyeceği belirtilerek, elatmanın önlenmesi ve ka'l talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; müdahalenin önlenmesi ve kal talebi yönünden de kabul kararı verilmesi gerektiğini, kararın 5. ve 6. bentlerinde aleyhlerine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin usul ve kanuna aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.