Kadastro sonrası tescil harici bırakılan taşınmazların davacı adına tescil davasında, zeminde ispatlanamama gerekçesiyle reddedilmesinin Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Davacı tarafça, köyün mahalle statüsüne geçmesiyle tapu kayıtlarına alınmayan ve yaklaşık 49.626 m² yüzölçümlü sekiz adet tarlanın kendi adına tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi, davacının dava konusu taşınmazların zemindeki tam yerini ve sınırlarını somut olarak gösterememesi, mahallinde dinlenen bilirkişi ve tanıkların da tatmin edici beyanlarda bulunamaması nedeniyle ispat edilemeyen davanın reddine karar vermiş; bu ret kararı, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddiyle onanmış, temyiz incelemesi sonucunda da ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarında usul ve kanuna aykırılık görülmeyerek davacı vekilinin temyiz talebi reddedilip karar oy birliğiyle kesinleşmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/2239 E.  ,  2025/6888 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/2106 E., 2023/1076 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/336 E., 2021/159 K.
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünün Mahalle olmasından dolayı taşınmazların tamamının ... Belediyesi adına geçtiğini, avdan yaylası sınırları içerisinde bulunan ve tapu kayıt defterlerindeki kayıtlara göre 8 adet tarla vasfındaki yaklaşık 49.626,00 m² lik taşınmazın tescil harici bırakıldığını ileri sürerek, taşınmazların davacı müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacı tarafça davaya konu edilen ve yapılan kadastro çalışmaları sırasında uygulama harici bırakıldığı belirtilen tapu kayıtlarının zeminde nereye karşılık geldiği hususunda herhangi bir beyanda bulunulmadığı, davacı tarafça davaya konu taşınmaz alanının gösterilmediği, mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların da tapu kayıtlarının zeminde nereye karşılık geldiği hususunda tatmin edici bir beyanda bulunmadıkları, bu hali ile açılmış olan davanın davacı tarafça ispatlanamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.