Kıyı Kanunu nedeniyle tapusu iptal edilen taşınmaz için 4721 sayılı Kanun 1007. maddesi uyarınca açılan tazminat davasında kabul kararının temyizde onanması.
Özet: Kıyı kanunu gerekçesiyle tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle zararın tazmini istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin zamanaşımı gerekçesiyle verdiği red kararının temyizce bozulmasının ardından, mahkemenin bozmaya uyarak davanın kabulüne yönelik hükmünün, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları reddedilerek hukuka uygun bulunması sonucu yargı organı tarafından onandığı belirtilmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2024/10323 E.  ,  2025/7996 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/50 Esas, 2019/744 Karar
DAVA TARİHİ : 05.04.2013
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle süre, kesinlik, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Muğla ili, Ula ilçesi, ... köyü 773 parsel sayılı taşınmazın müşterek maliki olduğunu, bahse konu taşınmazın müvekkillerinin murisi tarafından bedeli ödenerek satın alındığını, müvekkilleri aleyhine dava konusu taşınmaz ile ilgili Ula Asliye Hukuk Mahkemesinde 1995/3 Esas sayılı tapu iptali davası açıldığını, açtığı tapu iptali davasında tapuda müvekkilleri adına kayıtlı ...'da bulunan dava 70.3105 m² yüzölçümündeki 773 sayılı parselin tamamının sonradan çıkan Kıyı Kanunu gereğince Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce saptanan kıyı kenar çizgisine göre kıyı tarafında kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağı ve tapuya kaydedilmeyeceği görüşü ile müvekkillerinin mülkiyetinin iptali davası açıldığını ve mahkemece yapılan yargılama sonunda talep gibi 16.11.2000 tarihli ve 2000/161 Esas sayılı kararla dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verildiğini ve bu kararın 16.04.2013 tarihinde kesinleştiğini, iptal kararıyla müvekkilin mülkiyet hakkına müdahale edildiğini ve Devlet tarafından bedeli ödenmeksizin mülkiyet hakkının ortadan kaldırıldığını ileri sürerek davacının uğradığı zararın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.07.2014 tarihli ve 2013/290 Esas, 2014/405 Karar sayılı kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 04.07.2014 tarihli ve 2013/290 Esas, 2014/405 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; dava konusu taşınmazın tapu iptal ve tescil davasının 16.04.2003 tarihinde kesinleştiği, davanın 05.04.2013 tarihinde açıldığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği, bu durumda, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçe ile zamanaşımı süresinin geçirildiğinden sözedilerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ıslah hakkı tanınmadan verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin yüksek belirlendiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.