Yargıtay 4. Ceza Dairesi, görevi yaptırmamak için direnme suçundan kesin nitelikli istinaf kararının temyizini reddederken, hakaret suçunda tekerrür ve aleniyet itirazlarını hukuka uygun bularak istinafın esastan reddini onadı.
Özet: Yargıtay, sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararını inceleyerek, görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin temyiz başvurusunu kararın kesin niteliği nedeniyle reddetmiş; hakaret suçundan verilen hükme yönelik başvuruyu ise tekerrüre esas alınan ilamın uyarlama yargılamasından etkilenmeyeceği, hakaretin aleniyet unsurunun eylemin sokakta gerçekleşmesiyle oluştuğu ve yeterli delil bulunduğu gerekçeleriyle esastan reddederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
4. Ceza Dairesi         2023/12364 E.  ,  2025/17597 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/907 E., 2023/744 K.
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında; görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararının kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Hakaret suçundan verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik Bölge adliye mahkemesi ceza dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, tekerrüre esas alınan ilam hakkında uyarlama yargılaması yapılması sebebiyle önceki hükmün ortadan kalktığına, bu kapsamda uyarlama öncesi verilen kararın kesinleşme tarihi ile denetim süresinin başlamayacağına, sanığın söylediği iddia edilen sözleri duyan kimse olmadığından aleniyet unsurunun gerçekleşmediğine ve sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına yöneliktir.
III. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.06.2015 tarihli ve 2013/604 Esas, 2015/204 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere uyarlama yargılaması, sonraki yasanın lehe sonuç doğurup doğurmadığının saptanması ve lehe ise uygulanması ile sınırlı, kendine özgü bir yargılamadır. Bu talî yargılamada, aslî ceza yargılaması sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak, oradaki suça konu sabit eyleme uygulanma olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için, infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir. Bu kapsamda uyarlama yargılamasının, asli yargılama neticesinde verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşme tarihini etkilemeyeceği ve tekerrür hükümlerinin uygulanması sırasında bu kesinleşme tarihinin esas alınacağı belirlenmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinde ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi ve eylemin sokakta meydana geldiğinin kabul edilmesi karşısında aleniyet hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Olay tutanağı ve katılan beyanları doğrultusunda sanığın atılı suçu işlediğine yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesi yerinde bulunmakla temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
IV. KARAR
A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hükme İlişkin
5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ve incelemeye konu suçun aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hükme İlişkin
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.11.2025 tarihinde karar verildi.