E-ticaret platformunda müvekkil şirketin markasını kendi adına haksız tescil eden ticari vekile karşı açılan marka hükümsüzlüğü ve maddi tazminat davası.
Özet: Davacı şirket, e-ticaret satışlarını takip etmekle görevlendirdiği davalının, aralarındaki anlaşma sona erdikten sonra müvekkilinin unvanını ve markasal olarak kullandığı "--------" ibaresini kötü niyetle kendi adına tescil ettirdiğini, ardından platformdaki satışlarını engellemek ve zarara uğratmak amacıyla hukuka aykırı eylemlerde bulunduğunu belirterek, tescilli markanın Sınai Mülkiyet Kanunu m.10 uyarınca kendisine devrini, kabul edilmezse m.6/2 ve diğer ilgili maddeler uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmekte, davalı ise taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunu ileri sürmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/98 Esas
KARAR NO : 2025/318
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan), Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 23/12/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVADA TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin tuhafiye, tekstil aksesuarları, dokuma mamulleri ve aksesuarları alanında faaliyette bulunduğunu; “--------” ibaresinin müvekkili şirketin unvanının ek kısmını oluşturduğu gibi müvekkili şirketin birçok mecrada kuruluş tarihi olan 2020 yılından itibaren markasal olarak kullanmak suretiyle faaliyette bulunduğunu; müvekkili şirketin ticari faaliyetleri kapsamında ürün satışı yapmak amacıyla e-ticaret platformu -------- ile anlaşma sağladığını ve söz konusu platforma dahil olduğunu; platformdaki ticari satışların takibi amacıyla davalı ...’ü yetkilendirdiğini; bu kapsamda davalıya şirket adına platforma giriş bilgilerinin verildiğini ve davalının bu platformdaki müvekkili şirketin ürünlerinin sunulması, satışlarının takibi ve stok güncellemeleri üzerinde ticari vekil sıfatıyla şirketi temsil etme yetkisini haiz olduğunu; müvekkili şirketin söz konusu yetkilendirme nedeniyle davalı tarafa belirli zamanlarda ücret ödemeleri yaptığını; müvekkili şirket ile davalı arasındaki uyuşmazlıklar sebebiyle, aralarında anlaşmanın sona erdiğini ve müvekkili şirket tarafından davalıya verilen temsil yetkisinin son bulduğu belirtilerek davalıya ---------- platformuna giriş yapmaması gerektiğinin bildirildiğini; ancak davalının müvekkili şirket işlemlerini yerine getirmekte iken “----------” markasını kendi adına tescil ettirdiğini; davalının bu anlaşmazlıklar sonrasında marka üzerinde hak sahibi olduğunu belirterek müvekkili şirketten devir bedeli talep ettiğini; müvekkilinin bu teklifi reddettiğini; davalının talebinin karşılanmaması sebebiyle müvekkili şirketi zarara uğratmak adına hukuka aykırı eylemlerde bulunduğunu; davalının ---------- platformunda müvekkili şirketin satışlarına engel olma gayesiyle satışa sunulan ürünler üzerinde çeşitli güncellemeler ve stok değişiklikleri yaptığını, satış oranlarını arttıran olumlu müşteri değerlendirmelerini sildiğini ve müvekkilinin girişini engellemek için şifreleri değiştirdiğini; bunun üzerine müvekkilinin ------- ihtarname göndererek bilgilerin güncellenmesi talebinde bulunduğunu, ancak davalının bilişim bilgilerini kullanarak platforma giriş yapmaya ve satışları engellemek amacıyla ürünlerde çeşitli güncellemeler ve stok değişiklikleri yapmaya devam ettiğini; davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin davalı aleyhine suç duyurusunda bulunduğunu; müvekkili şirketin tekrardan --------- ihtarname göndererek sistemde kayıtlı olan tüm e-mail adresleri ve telefon numaralarının sistem üzerinden kaldırılmasını talep ettiğini; müvekkilinin davalıya da ihtarname gönderdiğini;-------- sistemsel düzenlemeleri yapmasından sonra davalının hukuka aykırı eylemlerinin engellenebildiğini; müvekkili şirketin davaya konu marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu; davalının ise müvekkilinin e-ticaret ortamında satışların takibi konusunda yetkilendirilen bir şahıs olup markayı kendisi adına haklı bir sebebi olmaksızın tescil ettirmiş olan şekli/görünüşteki marka sahibi olduğunu; davalının SMK m.6/2 ve m.10 anlamında müvekkilinin ticari vekili olduğunu; müvekkili şirketin e-ticaret ortamında satışların takibi konusunda şirketi temsil yetkisi bulunan davalıya müvekkili şirket tarafından sözleşmesel olarak veya herhangi bir şekilde markanın kendi üzerine tescili hususunda izin verilmiş sayılmasının mümkün olmadığı gibi davalının markayı kendi adına tescilini gerektiren herhangi bir haklı sebebi de bulunmadığını; bu bakımdan taraflar arasındaki ilişkinin sona ermesi sebebiyle müvekkilinin gerçek hak sahipliğinin korunması gerektiğinden “----------” markasının öncelikle müvekkili şirkete devrinin, aksi kanaatte olunursa SMK m.6/2 kapsamında markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini; ayrıca davalı markasının SMK m.6/6, m.6/3 ve m.6/9 uyarınca da hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmiş olduğunu belirterek davalı adına --------- numara ile tescilli markaların SMK m.10 uyarınca müvekkili şirkete devrine, kabul edilmediği takdirde SMK m.25’in atfıyla m.6’deki sebeplerle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
ASIL DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı --------- ve ---------- Şti.'nin sahibi ve yetkilisinin gerçekte ... olmasına rağmen eşiyle aralarında görülmekte olan boşanma davası nedeniyle şüpheli şirketi yanında çalışan ---------- devrettiğini, ancak şirketin gerçek sahibi ve yetkilisinin ... olduğunu; ... ile müvekkili -------- Şti.’nin e-ticaret sitelerinde satış yapabilmesi için 2020 kasım ayında bir adi ortaklık kurduklarını; bu ortaklığa göre sermayeyi ... sağlayacak, müvekkilinin de kurumsal bir yapı oturtarak-------- ve -------- gibi e-ticaret sitelerinde ortaklığın bilinirliğini arttırarak satışları ve dolayısıyla kazancı arttıracağını; bu amaçla --------- Şti.’nin e-ticaret sitelerinde satış yaptığı “---------” markasını müvekkilinin kurduğunu ve kendi adına tescil ettirdiğini; taraflar arasındaki ortaklığın yaklaşık 3- 3,5 yıl sürdüğünü; ancak şu anki aşamada tarafların ortaklığın sonlandırılmasına karar verdiğini ancak henüz tasfiye usullerinde mutabakat kuramadıklarını; davacı tarafın iddiasının aksine müvekkilinin davacı şirketin ticari vekili veya temsilcisi olmadığını; bununla birlikte müvekkilinin marka tescilinden davacı şirketin bihaber olmadığını; hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemenin aksi kanaatte olması ve müvekkilini ticari vekil olarak değerlendirmesi halinde de davacının markanın kendi adına tescilini talep etme hakkının olmadığını; müvekkilinin "-----------" markasını e-satış sitelerinde başarı ile kullandığını, bu itibarla davacı ile kurdukları ortaklığın önemli satışlar gerçekleştirdiğini ve hedef kitle tüketiciyle buluşabildiğini, bunun davacının dava dilekçesinde de ikrar edilmiş olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin tescili talep edilen markaya itibar kazandırdığının ve davacının da ortaklık sona erene kadar sessiz kaldığının açık olduğunu; müvekkilinin marka tescili ile birlikte "---------" markasında üstün hak sahibi olduğunu; davacı tarafın izin verilmemesine rağmen halen müvekkiline ait markaya tecavüz ettiğini, taraflarınca tecavüzün durdurulması talebi ile dava ikame edildiğini; müvekkilinin 07.02.2028- 28.02.2024 tarihleri arasında ...'e ait cep telefonu numarası ile ----------- uygulaması üzerinden ortaklığın tasfiyesi hususunda konuştuğunu, kendisine ait marka tescilini anlaşma sağlanması ve gerekli görülmesi halinde devretmek ve ortaklık sonundaki payını alabilmek için uzlaşmaya çalıştığını ancak davalı tarafından uzlaşmaya yanaşılmadığını; müvekkilinin tescilli markasının kullanılmamasını ikaz etmesine rağmen davalının markayı kullanmaya başladığını ve halen kullandığını; davalı tarafça yapılan tecavüzün durdurulması talebi ile taraflarınca--------- E. Sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini; davalı tarafından yapılan tecavüz nedeniyle taraflarınca ayrıca--------- Başsavcılığı'na şikayet dilekçesinin sunulduğunu; davacı taraf iddialarının kabulü halinde dahi basireti tacir sorumluluğu bulunan davacının marka tesciline süresi içerisinde itiraz etmesinin beklenildiğini, davacının marka tescilinden bihaber olmadığını, sessiz kalarak izin verdiğini; davacı şirketin ile müvekkili ile bir ortaklık kurduğunu ve müvekkilinin bu ortaklığa büyük katkılarının olduğunu; taraflar arasındaki ---------- görüşmeleri incelendiğinde sıklıkla birbirlerine "ortak" diye hitap ettiklerinin, kar paylaşımı yaptıkları vb. gibi ortaklığı ispatlayacak yazılı delillerin görüleceğini; ayrıca davacı şirketin gerçek sahibi ... tarafından müvekkiline ortaklık kar payı olarak yapılan ödemelerin de dekontunun dilekçe ekinde sunulduğunu; davacının, marka tescilinden bihabermiş ve dahası izni yokmuş gibi kötüniyetli olarak markanın hükümsüzlüğünü talep ederek müvekkilinin emeğini gasp etme gayesi içerisinde olduğunu, ayrıca müvekkiline ait marka hakkına tecavüz etmeyi de sürdürdüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
--------- E. sayılı dosya kapsamında davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ---------- sınıflarda tescili bulunan ------ --------, -------- numaralı "--------" markasının tescilli hak sahibi olduğunu; davalı --------- Şti.'nin sahibi ve yetkilisi gerçekte ... olmasına rağmen eşiyle aralarında görülmekte olan boşanma davası nedeniyle şüpheli şirketi yanında çalışan --------- devrettiğini, ancak şirketin gerçek sahibi ve yetkilisinin ... olduğunu; ... ile müvekkili ---------- Şti.’nin e-ticaret sitelerinde satış yapabilmesi için 2020 kasım ayında bir adi ortaklık kurduklarını; bu ortaklığa göre sermayeyi ...’ün sağlayacağını, müvekkilinin de kurumsal bir yapı oturtarak --------- ve ---------gibi e-ticaret sitelerinde ortaklığın bilinirliğini arttırarak satışları ve dolayısıyla kazancı arttıracağını; bu amaçla ---------- Şti.’nin e-ticaret sitelerinde satış yaptığı “----------” markasını müvekkilinin kurduğunu ve kendi adına tescil ettirdiğini; kurumsal kimlik kazanılmasıyla birlikte gelirlerin de oldukça artış gösterdiğini; taraflar arasındaki ortaklığın yaklaşık 3- 3,5 yıl sürdüğünü; şu anki aşamada tarafların ortaklığın sonlandırılmasına karar verdiğini ancak henüz tasfiye usullerinde mutabakat kuramadıklarını; müvekkilinin 07.02.2028-28.02.2024 tarihleri arasında ...'e ait cep telefonu numarası ile --------- uygulaması üzerinden ortaklığın tasfiyesi hususunda konuştuğunu, kendisine ait marka tescilini devretmek ve ortaklık sonundaki payını alabilmek için uzlaşmaya çalıştığını ancak davalı tarafından uzlaşmaya yanaşılmadığını; müvekkilinin tescilli markasının kullanılmamasını ikaz etmesine rağmen davalının markayı kullanmaya başladığını ve halen kullandığını; davalı tarafından yapılan ihbar üzerine ---------- numaralı dosyası ile müvekkili aleyhine soruşturma başlatıldığını; bununla birlikte davalının müvekkili aleyhine --------- E. sayılı dosyası ile SMK 10. madde hükümlerince markanın kendisine devri ya da 25. ve 6. maddeler uyarınca markanın hükümsüzlüğü talebi ile dava açtığını; davalı tarafından yapılan tecavüz nedeniyle taraflarınca--------- Başsavcılığı'na SMK 30. hükümlerince şikayet dilekçesinin 02.07.2024 tarihinde sunulduğunu; müvekkilinin tescilli markasının üstün hak sahibi olduğunu; davalının usul ve yasaya aykırı eylemleri ile marka hakkına tecavüz ettiğini belirterek öncelikle SMK 159. madde hükümleri gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkemece gerekli görmesi halinde davanın ---------- E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini, aksi kanaatte olunması halinde davanın kabulü ile davalı tarafından yapılan tecavüzün SMK 149/1-c hükümlerince durdurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. ----------- E. sayılı dosya kapsamında davalı/karşı davacı vekili davaya cevaplarında özetle, müvekkili şirketin "---------" isimli marka üzerinde gerçek hak sahibi olup markaya tecavüzünün söz konusu olmadığını; birleşen dosyadaki davacının ise müvekkili şirketi e-ticaret ortamında satışların takibi konusunda yetkilendirilen bir ticari vekil olup markayı kendisi adına haklı bir sebebi olmaksızın tescil ettirmiş olan, ancak şekli/görünüşteki hak sahibi olarak kabul edilebileceğini; müvekkili şirket ve birleşen dosyadaki davacı arasındaki uyuşmazlıklar sebebiyle, aralarındaki anlaşmanın sona erdiğini ve müvekkili şirket tarafından birleşen dosyadaki davacıya verilen temsil yetkisinin son bulduğu belirtilerek --------- platformuna giriş yapmaması gerektiğinin bildirildiğini; davacının buna rağmen müvekkil şirketin satışlarına engel olma gayesiyle satışa sunulan ürünler üzerinde çeşitli güncellemeler ve stok değişiklikleri yaptığını, satış oranlarını arttıran olumlu müşteri değerlendirmelerini sildiğini ve müvekkili şirketin girişini engellemek amacıyla da şifreleri değiştirdiğini; müvekkili şirketin gerçek hak sahipliğini ispat etmek amacıyla terditli olarak "----------” markasının öncelikle SMK m. 10 hükmü uyarınca müvekkili şirkete devri, kabul edilmediği takdirde SMK m. 6’daki sebeplerle markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek, sicilden terkinine karar verilmesini talep ettiğini; birleşen dosyadaki davacının ise müvekkili şirketin gerçek hak sahibi olduğu markaya tecavüz ettiği iddiasıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini; “----------” ibaresinin müvekkili şirketin unvanını oluşturduğu gibi, kuruluşundan bu yana “----------” ibaresinin müvekkil şirket tarafından üstün hak sahibi olarak ve öncelik ilkesi kapsamında markasal olarak kullanılmakta olduğunu; nitekim --------- Şirketi ile yapılan anlaşma neticesinde müvekkili şirketin ---------- e-ticaret platformunda ürünlerini bu ad altında satışa sunduğunu; müvekkili şirketin davaya konu marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu; davacının görünüşteki hak sahipliğini kötüye kullanarak kendisine talep edilen haksız ve fahiş bedeller ödenmediği için müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markanın kullanımını engellemeye çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizin ---------- E. sayılı dosya kapsamında davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ---------- sınıflarda tescili bulunan -------, --------, -------- tescil numaralı "---------" markasının hak sahibi olduğunu; davalı ----------Şti.'nin sahibi ve yetkilisinin gerçekte ... olmasına rağmen eşiyle aralarında görülmekte olan boşanma davası nedeniyle şüpheli şirketi yanında çalışan ---------- devrettiğini, ancak şirketin gerçek sahibi ve yetkilisinin ... olduğunu; ... ile müvekkilinin---------Şti.’nin e-ticaret sitelerinde satış yapabilmesi için 2020 kasım ayında bir adi ortaklık kurduklarını; bu ortaklığa göre sermayeyi ...’ün sağlayacağını, müvekkilinin de kurumsal bir yapı oturtarak -------- ve--------- gibi e ticaret sitelerinde ortaklığın bilinirliğini arttırarak satışları ve dolayısıyla kazancı arttıracağını; bu amaçla ----------Şti.’nin e-ticaret sitelerinde satış yaptığı “-----------” markasını müvekkilinin kurduğunu ve kendi adına tescil ettirdiğini; kurumsal kimlik kazanılmasıyla birlikte gelirlerin de oldukça artış gösterdiğini; taraflar arasındaki ortaklığın yaklaşık 3- 3,5 yıl sürdüğünü; ancak şu anki aşamada taraflar ortaklığın sonlandırılmasına karar verdiğini, henüz tasfiye usullerinde mutabakat kuramadıklarını; müvekkilinin 07.02.2028- 28.02.2024 tarihleri arasında ...'e ait cep telefonu numarası ile ---------- uygulaması üzerinden ortaklığın tasfiyesi hususunda konuştuğunu, kendisine ait marka tescilini devretmek ve ortaklık sonundaki payını alabilmek için uzlaşmaya çalıştığını ancak davalı tarafından uzlaşmaya yanaşılmadığını; müvekkilinin tescilli markasının kullanılmamasını ikaz etmesine rağmen davalının markayı kullanmaya başladığını ve halen kullandığını; taraflarınca davalının yaptığı tecavüzün durdurulması talebi ile ---------- E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davanın ---------- E. sayılı dosyası ile birleştirildiğini; taraflar arasındaki adi ortaklığın tespiti ve tasfiyesi talepli davanın da taraflarınca----------- E. sayılı dosyası ile ikame edildiğini; müvekkilinin tescilli markasının üstün hak sahibi olduğunu; davalının usul ve yasaya aykırı eylemleri ile marka hakkına tecavüz ettiğini ve etmeye devam ettiğini; uğranılan zararın tazmini için yapılan arabuluculuk başvurusunda da tarafların anlaşamadığını; bu nedenle işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu; kanuni düzenleme uyarınca taraflarına tanınan seçimlik haklardan 151/2-b maddesi uyarınca davalı tecavüz edenin elde ettiği net kazancı talep ettiklerini; davalının tecavüz nedeniyle elde ettiği net kazancın taraflarınca bilinmediğini; davalının marka hakkına tecavüz ederek sattığı ürünleri "---------" ve "-------" isimli e-ticaret sitelerinde sattığını; bu nedenle her iki web sitesinin sahibi olan şirketlere müzekkere yazılarak "---------" markasına ait kayıtların (satış, ciro, sipariş vb.) celbini talep ettiklerini; celbi talep edilen belgelerin dosyaya sunulması ve yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde kazancın hesaplanmasının ardından taraflarınca ıslah edilmek ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL davalının elde ettiği net kazançtan kaynaklı maddi tazminat taleplerinin bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 225.000 TL fiili kayıptan kaynaklı maddi tazminat taleplerinin bulunduğunu; davalının yapmış olduğu tecavüz ile birlikte aynı zamanda müvekkili aleyhine markanın hükümsüzlüğüne ilişkin dava açmış olması, müvekkilimiz hakkında suç duyurusunda bulunması, müvekkilinin marka hakkını korumak için birçok dava ikame etmek zorunda kalmasının müvekkilini manen etkilediğini, tüm bu süreç acı, ruhsal sıkıntılar, fiziksel ve psikolojik sarsıntılara yol açtığını; bu nedenle 20.000 TL manevi tazminat talep ettiklerini; Mahkemece uygun görülmesi halinde işbu davanın birleşen ---------E. Sayılı dosyası ile usul ekonomisi gereğince birleştirilmesini talep ettiklerini belirtmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın asıl davada uyuşmazlığın --------, --------, --------- tescil nolu markalar yönünden markanın davacı tarafa devrinin gerekip gerekmediği, bu talebi yerinde görülmez ise markaların hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı, birleşen mahkememizin ---------- esas sayılı dosyası yönünden uyuşmazlığın davalının eylemleri dolayısı ile davacı adına tescilli --------, ---------,--------- tescil nolu markalar yönünden marka hakkına tecavüzde bulunup bulunmadığı, tazminatın gerekip gerekmediği, yine birleşen ----------- esas sayılı dosyası yönünden davalının eylemleri dolayısı ile davacı adına tescilli ---------, ---------, ---------- tescil nolu markalar yönünden marka hakkına tecavüzde bulunup bulunmadığı, tecavüzün durdurulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.----------Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün müzekkere cevabı incelendiğinde, davacı ----------- Şti.’nin 09.09.2020 tarihinde ... adlı gerçek kişi tarafından kurulmuş olduğu görülmektedir. 25.08.2023 tarihli Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ile ... davacı şirketteki hissesinin tamamını ----------- adlı gerçek kişiye devir ederek ortaklıktan ayrılmıştır. Hali hazırda davacı şirket tek ortağının --------- adlı gerçek kişi olduğu görülmektedir. Dosyaya ---------- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; davalı/karşı davacının ---------- numaralı şekil markası ----------sınıfta 13.03.2022 tarihi itibariyle koruma altına alınmış, 29.06.2022 tarihinde sicile tescil edilmiştir. ---------- numaralı şekil markası ---------- sınıfta 14.10.2022 tarihi itibariyle koruma altına alınmış olup, 10.05.2023 tarihinde sicile tescil edilmiştir. --------- tarafından gönderilen belgeler incelendiğinde, davalı ...’ün ... yanında 15.02.2018 tarihinde sigortalı olarak işe başlamış olduğu, 31.01.2020 tarihinde işten ayrılmış olduğu görülmektedir. --------- belgelerinden İşyeri Unvanı ... olan işletmenin İş Kolu Kodunun ---------Tuhafiye ürünleri toptan ticareti (iğne, dikiş ipliği, düğme, fermuar, çıtçıt, fisto, dantel, gipür vb.) olduğu, İşin Mahiyetinin TEKSTİL ÜRÜNLERİ TOP.SATIŞI olduğu görülmektedir. Davalı tarafın ... yanında işten ayrılmasından sonra 14.02.2020 tarihinde---------Ş.’nde işe başlamış olduğu, halen bu iş yerinde sigortalı çalışan olarak çalıştığı görülmektedir. Mahkemece ---------- Şirketi'ne müzekkere yazılmış ve ürünlerin sunulması ve satılmasına ilişkin imzalanan sözleşme örneklerinin gönderilmesi talep edilmiş ise de işbu rapor tarihinde --------- ilgili belgeleri göndermemiş olduğu, 16.01.2025 tarihli müzekkereye cevaplarında “Tarafınızca tarafından talep edilen bilgi/belgelere ilişkin olarak ilan bilgileri ifadesiyle ne kastedildiği anlaşılmamış olup, talebinizin detaylandırılması akabinde sınırlı Şirket kayıtlarında yapılacak incelemeler sonrasında tespit edilen tüm bilgi ve belgelerin tarafınıza ivedilikle paylaşılacağını saygıyla bildiririz” şeklinde ifade edildiği görülmektedir.Taraflarca dosyaya sunulan belgelerden --------- sanal mağazanın adının ---------- olduğu görülmektedir. Ancak ---------- Şirketi'ne mahkeme müzekkeresine cevaben ilgili belgeleri göndermemiş olması nedeniyle anılan e-ticaret platformu ile anlaşma yapan tarafın kim olduğu tespit edilememiştir. Taraf tanıkları dinlenmiş olup, ... ifadesinde, “Davacı şirketin ortağı ve yetkilisi ... benim kardeşimdir, 2017-2018 yılları idi, oğlunun ismi de -------- olduğundan bu isimle davacı şirketi kurmuşlar, ben 2017-2018 den itibaren haberdar oldum ancak kuruluş tarihini tam bilmiyorum, kardeşim ... şuanda şirketin ortağı ve temsilcisi değildir, şirketteki ortaklığını ve yetkili müdürlüğünü sonlandırdığı tarihi de bilmiyorum, davacı şirket -------- markasını kullanıyordu, ancak bunu markasal olarak mı ticaret unvanı olarak mı bunu tam bilmiyorum, davalıyı da tanıyorum, davalı hem kardeşimin arkadaşı idi, hem de davacı şirketin çalışanı idi, davacı şirket online platformlarda tuhafiye malzemeleri satan bir şirkettir, davalı ---------- işleri takip ediyordu, davacı şirket ile davalı ortak iş yapmıyordu, davalı çalışan olarak işleri takip ediyordu, -------- satış yaptıkları isimleri --------- olarak geçiyordu, marka kaydı ile ilgili olarak kardeşim davalıya güven duyduğundan ve davalı kendi çalışanları olduğundan tescil için davalıya yetki verdiğini biliyorum, 1 yıl önce markanın davalı adına tescilli olduğunu duydum” dedi. Davacı vekilinin talebi ile soruldu: “Davalı bildiğim kadarı ile ---------- bir çalışan değildir, ancak davacı şirket tarafından kendisine maaş ödeniyordu, bildiğim kadarı ile marka tescili için resmi bir yetki verilmemişti” dedi. Davalı vekilinin talebi ile soruldu: “Benim kardeşim olan ...’ün şu anda davacı şirket ile herhangi bir bağı yoktur, şirket ile olan bağı hissesini devrettikten sonra sonlanmıştır, bilgim bundan ibarettir” dedi.
... ifadesinde, “Ben davalıyı yaklaşık 10 yıldır tanırım bir arkadaş vasıtası ile tanıştık, benim 2 tane firmam vardı, biri şahıs firması biri de davacı şirket, ben davacı şirket ile ortaklığımı yaklaşık 1 yıl önce sonlandırdım, biz daha önce şahıs şirketi üzerinden pazarlama ve satış işleri yapıyorduk ancak daha sonra tekstil ürünlerini ithalatı için şahıs firmalarının yetkisi kaldırılınca sermaye şirketi olarak davacı şirketi kurdum, hatırladığım kadarı ile şirketi 2019-2020 yıllarında kurmuştum, davalı bizim önce şahıs şirketimizde sigortalı olarak bir süre çalıştı sonra akrabalarının yanında kısa bir dönem çalıştı oradan işten çıkınca tekrar 2021 yılında yanımızda çalışmaya başladı, o dönemde sigortasızdı, çalıştığı dönemde kargo paketleme ve ilan girme işlerini yapıyordu, kendisi ilanları takip ettiğinden online satışlarda bizim satışlarımızın altında fiyatlardan dolayı zarar gördüğümüzü ve marka tescili yapmamız gerektiğini davalı bana söyledi, kendi üzerine markayı tescil ettireceğini söyledi ben de iş arasında kendisine markayı davalı adına tescil ettirmesi konusunda "he" dedim, marka tescili yapacak kişiyi de ben buldum, parasını ben verdim, sonra marka davalı adına tescil oldu, tescilden 2 ay sonra davalı işten ayrılmak istediğini söyledi, marka için de benden para istedi” dedi. Davacı vekilinin talebi ile soruldu: “İşten çıkarken benden tezgah parası istemişti, resmi olarak marka tescili için ben yetki vermedim” dedi. Davalı vekilinin talebi ile soruldu: “Ben şirketi devir ettim, devir ettikten sonra sadece yurt dışında gidip mal bulma konusunda yardımcı oldum, davalı yanımızda prim esasına göre çalışıyordu, bilgim bundan ibarettir” dedi.
... ifadesinde, “Davalı benim eşimin kardeşidir, bildiğim kadarı ile davalı ve ... davacı şirkette ortak olarak iş yapıyorlardı, --------- tuhafiye ürünleri getirip internet üzerinden satış yapıyorlardı, online satış kısmını davalı yürüyordu, marka tescile ihtiyaçları olduğunu söyleyip benden grafik tasarım işini bildiğimden davalı yardım istedi, bende markanın tasarımını yaptım, daha doğrusu logonun tasarımını yaptım, --------- adına markanın tescil edildiğini biliyorum ancak bir şahıs mı ya da şirketin adına mı onu bilmiyorum, markanın tescil edileceğini biliyorum ancak işin yapılması adına tescil adına ve şirketin satışları arttırmak adına yapıldığın biliyorum ancak tescilin kimin adına yapılacağını dair bir bilgim yoktur, bilgim bundan ibarettir” dedi. -------- ifadesinde, “...’ü tanırım, arkadaşımdır. Karşı tarafı da tanırım. --------çocukluk arkadaşımdır. ------- -------- yardım ediyordu. --------- internet satışı yoktu ------- bu işle uğraş diye teklif etti. --------- da internet sitesini kurdu, patentini aldı. ---------- diye markanın tescilini kendi adına aldı. Perakende satış yapıp köklü bir firma olduğu için davacı firmanın ismi üzerinden markayı aldı. Siteyi kendi kurdu, patentini aldı, --------, -------- gibi internet satışı yapan firmalara müracaatını yaptı. Bu markayı yaklaşık 2 ya da 3 yıl önce oluşturdu. Ben bu markanın -------- kimin adına kayıtlı olduğunu biliyorum, ben sadece ----------- internet satışı yapması için gerekli siteyi kurduğunu ve patent alıp ürünlerin satışını yaptığını biliyorum. Bu ürünler züccaciye, tuhafiye tarzı ürünlerdi. Çin’den getirilen malları da kapsıyordu, benim diyeceklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti de istemiyorum” dedi. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; Davalının, tuhafiye ürünleri toptan ticareti ile iştigal eden ... yanında sigortalı olarak 15.02.2018 tarihinde işe girmiş olduğu, 30.01.2020 tarihinde işten ayrıldığı; ... adlı kişinin davacı şirketi 09.09.2020 tarihinde kurduğu, yine 2020 yılı içerisinde davalı ile e-ticaret platformlarında ürün satışı için işbirliği yapmış olduğu, davalının davaya konu marka tescil başvurularını 13.03.2022 ve 14.10.2022 tarihlerinde yapmış olduğu; Davacı şirket kurucusu ile davalı arasındaki ilişkinin mahiyeti bakımından taraflar arasında adi ortaklığın tespiti ve tasfiyesi talebi ile ---------- E. sayılı dosyası ile dava ikame edilmiş olduğu anlaşılmakla birlikte, söz konusu dava derdest olduğundan Heyetimizce bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı; Taraflar arasında SMK m.6/2 anlamında ticari vekil veya temsilcilik ilişkisi olup olmadığı bakımından takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; Taraflar arasında adi ortaklık olduğunun kabulü halinde SMK m.6/2 ve m.10’a dayanılamayacağı; Davacı şirket ---------- ŞTİ. unvanında davaya konu “----------” ibaresinin esas unsur olarak yer aldığı; davalı adına tescilli davaya konu markaların tescil başvurusu / koruma tarihleri olan 13.03.2022 ve 14.10.2022 tarihlerinden evvel dosya kapsamında davacı şirketin unvanını markasal kullandığına dair bir bilgi veya belge bulunmadığı; bu bakımdan davacının SMK m.6/3 anlamında işareti markasal kullanmak suretiyle gerçek hak sahipliğini ispat edememiş olduğu; Hal böyle olmakla birlikte, davalı ile davacı şirket kurucusu gerçek kişi arasında adi ortaklık bulunduğunun derdest dava ile tespit edilmesi halinde, davalının marka üzerinde tek başına tasarruf yetkisi bulunmadığından, davacının da iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre hak sahibi olduğundan, davalının davaya konu markaları kendi adına tescil ettirmesinde kötü niyet olduğu; bunun gibi, Mahkemece davalı ...’ün davacı şirket kurucusu olan kişiyle arasında Mahkemece m.6/2 anlamında ticari vekil veya temsilcilik ilişkisi olduğunun tespiti halinde, anılan hükmün uygulama alanı bulacağı; Birleşen davalarda ileri sürülen tecavüz iddiaları bakımından, birleşen davalarda davacı ...’ün davaya konu markalar üzerinde hak sahibi olduğunun Mahkemece kabul edilmesi durumunda, birleşen dava davalısı -------- Şti. nin kullanımları bakımından, şekil işaretinin internet ortamında satış mağazası adı olarak düğme, iplik, kurdele, lastik, fisto, dantel, aksesuar, saç tokası, örgü malzemeleri, makara vb. olduğu, yani tuhafiye ve tekstil aksesuarları hizmetlerinde kullanıldığı; söz konusu işaretin tescilli --------- numaralı markası ve --------- numaralı markası ile aynı olduğu, --------- ve --------- internet sitelerinde “----------” ibaresi kullanımının markasal kullanım niteliğinde olup satışa sunulan malların tescilli mal sınıflarıyla örtüştüğü, kullanımın ortaklık ilişkisi döneminden başlayarak daha sonraki dönemde de devam etmiş olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:6769 sayılı SMK'nın 6/2,6/3, 6/9.,7/1-c, 7/2, 25, 29. 149,150 ve 151. Maddeleri
GEREKÇE:Asıl dava, davalı adına tescilli -------,--------, --------- tescil numaralı markaların hükümsüzlüğüne dair markanın hükümsüzlüğü davası, birleşen ------- sayılı davası, davacı adına tescilli -------,--------, -------- markalara tecavüz iddiasından kaynaklı marka hakkına tecavüzün tespiti, tecavüzün durdurulması, Birleşen Mahkememizin --------- sayılı davası, davacı adına tescilli --------,--------, ---------- markalara tecavüz iddiasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
6769 Sayılı SMK'nın 6/2. Maddesinde "Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir" hükmü düzenlenmiştir.
6769 Sayılı SMK'nın 6/3. Maddesinde "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir" hükmü düzenlenmiştir.
6769 Sayılı SMK'nın 6/9. Maddesinde "Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükmü düzenlenmiş, ve SMK'nın 25. Maddesine göre "5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir." hükmü düzenlenmiştir.
Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.
Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidirYapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Tarafların talepleri dikkate alındığında birleşen davalardaki asıl dava davacısının asıl dava davalısının marka hakkını ihlal ettiğinden bahsetmek için birleşen dava davacısının korunabilir bir geçerli marka hakkı olması gerektiği, asıl davada markanın hükümsüzlüğü talep ve dava edildiği durumda ve SMK'nın 27/1. Maddesine göre markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde, kararın sonuçları geçmişe dönük olarak etkili olur ve markanın bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır hükmü gereği baştan itibaren korumanın kalkacağı değerlendirilerek öncelikle hükümsüzlük talebi yönünden değerlendirme yapılmış ve asıl davadaki talepler değerlendirilmiştir.
Dava konusu somut olayda, ---------- ŞTİ. unvanında 09.09.2020 tarihinde kurulduğu, davaya konu “----------” ibaresinin esas unsur olarak ticaret unvanında yer aldığı, şirketin faaliyet alanının tuhafiye ürünleri toptan ticareti olduğu, asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı ...'ün --------- kayıtlarına göre davacı-birleşen davadavalısı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ... yanında 02/2018 tarihinde tarihinde işe başlamış olduğu, bu işten 01/2020 tarihinde ayrıldığı, davacı şirket ortağı ve yetkilisi ile ... arasındaki --------- yazışmalarında birbirlerine ortak olarak hitap ettikleri ve ---------- vb ---------- birlikte satış yaptıkları, bu satışların teknik işleri ile ...'ün ilgilendiği, dinlenen tanık beyanlarında da ... ve ...'ün--------- ülkesinden getirdikleri ürünlerin satışını beraber yaptıkları, her ne kadar tanıkların tarafların ortak iş yaptıklarına dair farklı anlatımları mevcut ise de davacı şirket ortağı ile davalı ...'ün birlikte iş yaptıklarını beyanlarının birbirlerini teyit eder mahiyette olduğu, bu haliyle adi ortaklık kapsamında iş yapıldığı hususunun sabit olduğu, taraflar arasında bu hususta --------- E. Sayılı davası ile de görülen bir dava olduğu dikkate alındığında ----------- ŞTİ.'nin kurucusu ve tek ortağı olan ... ve ...'ün “----------” ibaresini markasal olarak kullanmak suretiyle ticari faaliyette bulunduklarının sabit olduğu, bu faaliyetlerinin 2020 yılı içerisinde başladığı ve markaların tescil edildiği tarihten iki ay sonrasına kadar devam ettiği bu durumun alınan tanık beyanları ve davalı-birleşen dava davacısının ikrarını içerir birleşen dava dilekçelerinde açıklandığı dikkate alındığında her ne kadar davacı şirketin markasal olarak daha önceye dayalı kullanımları sabit olmasa da SMK'nın 6/2. Maddesi kapsamında markaların adına tescilli bulunan ...'ün dava konusu --------- tescil numaralı "--------" ve -------- tescil numaralı "-------",-------- tescil numaralı "---------" markaları üzerinde tek başına tasarruf yetkisi bulunmadığı ve en azından davacı ve davalı tarafın iştirak halinde hak sahibi olduğu dikkate alındığında davalı tarafın markaları kendi adına tescil ettirmesinin iyi niyetli kabul edilemeyeceği ve ortaklık adına tescil edilmemiş markanın SMK'nın 6/2 ve 10. Maddesi kapsamında davacı tarafın hükümsüzlük talebinde haklı olduğu kabul edilmiş ve asıl dava davalısı adına tescilli --------- tescil numaralı "--------" ve --------- tescil numaralı "--------", -------- tescil numaralı "--------" markalarının hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Bu tespit sonrasında davalı-birleşen davalar davacısı ...'ün birleşen davalardaki marka hakkına tecavüzden kaynaklı talepleri de değerlendirilmiş, az yukarıda açıklandığı üzere ... adına tescilli --------- tescil numaralı "---------" ve --------- tescil numaralı "---------", --------- tescil numaralı "----------" markaların hükümsüzlük şartları oluştuğundan markaların hükümsüzlüğüne karar verildiği, bu haliyle davalı-birleşen dava davacısının korunan marka hakkının ilk tescilden itibaren ortadan kalktığı, yine davalı şirketin tescil tarihinin marka tescillerinden öncesine dayandığı ve davalı şirketin markasal kullanımlarının bulunduğuna dair bir delilin dosyada mevcut olmadığı dikkate alınarak birleşen davalardaki marka hakkına tecavüzden kaynaklı taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
A-Asıl davanın KABULÜ İLE; davacının terditli taleplerinden hükümsüzlük talebinin kabulü ile;
1-Davalı adına tescilli -------- tescil numaralı "--------" markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İLE SİCİLDEN TERKİNİNE,
2-Davalı adına tescilli -------- tescil numaralı "--------" markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İLE SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-Davalı adına tescilli --------- tescil numaralı "--------" markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İLE SİCİLDEN TERKİNİNE,
4-Alınması gereken 615,40 TL harçtan başlangıçta yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 488,40 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.450,00 TL yargılama giderinin davalılardan taraftan tahsili davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden -------- tescil numaralı "---------" davası üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ---------- tescil numaralı "-----------" davası üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden--------- tescil numaralı "------------" davası üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
B-Birleşen Mahkememizin ----------- E. Sayılı davasının REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 4.201,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.585,67 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat tecavüz davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar Kesinleştiğinde bakiye gider avansının yatıran tarafa iadesine,
C-Birleşen ----------- E. Sayılı davasının REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40 TL harçtan başlangıçta yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden marka hakkına tecavüzün durudurlması davası üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
10-Karar Kesinleştiğinde bakiye gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/12/2025