Bölge Adliye Mahkemesince artırılan, alkollü ve hızlı sürücünün yolcu müdahalesiyle meydana gelen ölümlü trafik kazasında taksirle öldürme cezası temyizi.
Özet: Alkollü ve yasal hız sınırının üzerinde araç kullanarak, yolcu müdahalesiyle meydana gelen trafik kazasında bir kişinin ölümüne ve üç kişinin yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkındaki davada, ilk derece mahkemesince verilen 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasının istinaf mahkemesince taksirle öldürme ve yaralanmaya neden olma suçlarından 5 yıl 6 ay 20 güne yükseltilerek sürücü belgesi mahrumiyetiyle birlikte kesinleşmesi üzerine, sanık müdafii bilinçli taksir uygulamasının hatalı ve cezanın yüksek olduğunu, katılanlar vekili ise eylemin olası kastla ölüme neden olma olarak değerlendirilip üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1181 E. 2020/2644 K.SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak sanığın mahkumiyetineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar ... ve ... vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63, 53/6. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ve katılanlar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, sanık hakkında taksirle öldürme ve yaralanmaya neden olma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 63, 53/6. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin kaza sırasında 1,00 promilin altında alkollü olduğu, hızının yüksek olmadığı ve kazanın yanında oturan kişinin direksiyona müdahale etmesi sonucu gerçekleşmesi nedeniyle bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, kazada ölen kişinin direksiyona müdahale eden şahsın kardeşinin eşi olması nedeniyle katılanların yalnızca müvekkilden şikayetçi olmaları ve tazminatların tamamını müvekkilin sigortasından karşılamalarının kötü niyetli olduğuna, usul ve yasaya aykırı mahkumiyet kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiğine, Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz isteği; sanığın alkollü ve aşırı süratli olduğu, meydana gelen kazanın oluş şekli dikkate alındığında sanığın eyleminin olası kastla ölüme sebep olma suçunun unsurlarını oluşturduğuna, araçta bulunan diğer kişilerin sanığı yavaş gitmesi gerektiği yönünde uyardıklarına, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULAR1. İlk Derece Mahkemesince, 05.02.2019 tarihinde müşteki sanıklar ..., ..., müşteki ... ve müteveffa ...'ın ... il merkezinde bulunan ... otelde birlikte yemek yedikleri ve alkol içtikleri, daha sonra Niğde iline gezmeye gitmek için müşteki sanık ...'a ait ... plakalı araç ile müşteki sanık ...'un sürücülüğünde yola çıktıkları, müşteki sanık ...'nin aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturduğu, müteveffa ... ve müşteki ...'ın ise aracın arka tarafında oturdukları, Aksaray-Adana karayolu üzerinde hız limitlerinin üzerinde (160 - 180 km hız) yolculuk yaptıkları esnada saat 21:50 de karayolunun 13. km geldiklerinde araç sürücüsü olan müşteki sanık ...'un sevk ve hatası sonucunda aracın bir anda şerindinden sola doğru yöneldiği, bu esnada yan tarafında oturan müşteki sanık ...'nin ise aracın direksiyonuna müdehale etmesiyle aracın yolun sağ tarafına doğru kayarak yoldan çıkması nedeniyle takla atarak tarafik kazasının meydana geldiği, müteveffa ...'ın yolculuk esnasında cep telefonunundan araç içerisinden ... isimli sosyal paylaşım sitesindeki hesabından kazanın meydana geldiği ana kadar canlı yayın yaptığı, söz konusu görüntülerin dosya içerisinde mevcut olduğu, meydana gelen kaza sonucunda müteveffa ...'ın olay yerinde vefat ettiği, araçta bulunan sürücü müşteki sanık ..., müşteki ... ve müşteki ...'ın yaralandıkları, olay yeri inceleme raporuna göre azimi hız limitinin 110 km/s olduğu, kazanın oluşumunda sürücü müşteki sanık ...'ın K.T.K'nun 56/1-a maddesini ihlal ettiği, 06.02.2019 tarihli tutanağa göre müşteki sanık ...'un 22:38 sıralarında alınan kan testi sonucunda 0,463 etanol tespit edildiği, yerleşmiş Adli Tıp Kurumu uygulamalarına göre alkol oranının her saat %15 oranında azalacağı, bu oran dikkate alındığında kaza anında müşteki sanığın 0,50 promilin üzerinde alkollü olduğu müteveffa ...'ın yapılan ölü muayene işlemi sonucunda kesin ölüm sebebinin trafik kazası ile husulü mümkün kafatası ve kot kırıkları ile müterafik beyin kanaması ve hemopnömotoraks (göğüs boşluğunda kan ve hava çıkışı) nedeniyle olduğunun belirtildiği, kusur tespiti konusunda ATK'dan aldırılan raporda müşteki sanık ... 'ın asli kusurlu, müşteki sanık ...'un ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği, dosya kapsamında müteveffa ...'ın olay anına ilişkin sosyal medya paylaşımı içeriğinden sürücü müşteki sanık ...'un kaza anında hız sınırını aştığı, aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan diğer müşteki sanık ...'nin seyir halindeyken aracın direksiyonuna müdahale ettiği, müşteki sanıkların kaza sırasında 0,50 promilin üzerinde alkollü oldukları, bu itibarla sürücü müşteki sanık ...'ın aracını sevk ve idare ederken almış olduğu alkolün etkisiyle, azami hız sınırını aşarak yola ve direksiyon hakimiyetine gereken dikkat ve özeni göstermeyerek kazanın oluşumuna sebebiyet vererek asli kusurlu olduğu, müşteki sanık ...'un ise kaza anında sürücüyü uyarması gerekirken görüntülerde net olarak görüldüğü üzere aracın direksiyonuna müdehale ederek aracın seyir yönüne doğru sağdan yoldan çıkmasında etkili olması nedeniyle tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, kaza anında sanığın alkollü olmasına rağmen direksiyona geçerek uzun yola gittiği, azami hız sınırını aştığı ve kazaya neden olduğu gözetildiğinde sanığın bilinçli taksir ile hareket ettiği kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yeniden yargılama yapılma gidilerek, mahkeme tarafından katılan sanık ... 'ın eylemini bilinçli taksirle meydana gelmiş olması, TCK'nın 89/5 maddesinde belirtildiği şekliyle 89/1 madde kapsamında kalan basit yaralanmalar dışındaki yaralanmalarda, eylemin bilinçli taksirle meydana gelmesi halinde soruşturma ve kovuşturma şartının şikayete tabi olmayacağı amir hükmüne aykırı olarak mahkeme tarafından katılan ...'ın soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçtiğinin kabulü ile katılan sanık ... 'ın eylemini TCK'nın 85/1 maddesi kapsamında kaldığının kabulü ile bu madde gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş olması nedeniyle katılanların istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin sanık ... hakkında kurmuş olduğu hükmün tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılarak, sanığın sabit olan bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olma eylemi nedeniyle, kusur durumu eylemin meydana geliş şekli dikkate alınarak takdiren teşdiden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle eylemine uyan TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.IV. GEREKÇE ve KARARYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Dairemizin yerleşik kararlarında hız limitinin aşılmasıyla ilgili olarak bilinçli taksirin varlığının kabul edilebilmesi için kaza sırasında mahal koşullarının gerektirdiği hız sınırının iki katının aşılmasının gerektiği, dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağına göre olay yerinde azami hız sınırının 110 km olduğu, somut olayda olması gereken hız sınırının iki katının aşıldığına ilişkin bir durumun söz konusu olmadığı, sanığın kaza anında ön yolcu koltuğunda oturan kişinin telefonuna süreklilik arz edecek şekilde bakarak güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ilişkin net bir tespitin olmadığı ve Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 100 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği ve Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığının kabulünün gerekeceği; sanığın kazadan yaklaşık 48 dakika sonra yapılan kan testi sonucunda 0,46 promil alkollü vaziyette olduğu dikkate alındığında, olay anında yaklaşık 0,58 promil alkollü olduğu anlaşılan sanık hakkında anılan tüm husular dikkate alınarak bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin tatbiki suretiyle, fazla cezaya hükmolunması,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.