İmar planında park alanı olarak tahsis edilerek hukuken el atılan taşınmazın, mülkiyet hakkı kısıtlanan malik tarafından idareden kamulaştırmasız bedelinin tahsili.
Özet: İmar planında "park alanı" olarak tahsis edilen bir taşınmazın makul sürede kamulaştırılmaması nedeniyle hukuken el atıldığından bahisle açılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile taşınmaz bedelinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine ve tapunun idare adına tesciline karar verilmiş; tarafların istinaf başvurularını inceleyen bölge adliye mahkemesi, imar planındaki tahsisin mülkiyet hakkını kısıtlaması sebebiyle hukuki el atma oluştuğu, idareye husumet yöneltilerek emsal değerleme ile bedel tespiti yapılmasının isabetli olduğu ve mevzuat gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle her iki istinaf başvurusunu da esastan reddetmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2024/9967 E.  ,  2025/7785 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1720 Esas, 2024/1932 Karar
DAVA TARİHİ : 13.03.2023
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/289 Esas, 2024/352 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 38 61... parsel sayılı davacının hissedarı olduğu taşınmazın davalı idare tarafından imar planında "park alanı" olarak ayrılması suretiyle kamulaştırma yapılmadan taşınmaza hukuken el atıldığını, davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığını ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu, davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava şartı olarak düzenlenen uzlaşma prosedürü yerine getirilmeden açılan davanın reddi gerektiğini, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davaya konu taşınmaza fiili el atmanın söz konusu olmadığını, mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulü ile taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen davacı payının tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, çok düşük olduğunu, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yetersiz olup denetlenmediğini, rapora karşı itirazları karşılanmadan karar verildiğini, emsal taşınmaz satışının değerlendirmeye esas alınamayacağını, dava konusu taşınmaza fiili el atmanın söz konusu olmadığını, davacının taşınmaz üzerinde dilediği şekilde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, idareye başvuru şartı yerine getirilmeden davanın açıldığını, tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu taşınmazın imar planında " park alanı " olarak tahsis edildiği, taşınmaza fiilen el atılmamış olsa dahi 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10 uncu maddesi amir hükmü uyarınca, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının kesinleştiği tarihten itibaren makul süre içinde taşınmazın tahsis edilme amacına uygun olarak kamulaştırılmaması halinde, malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanacağından taşınmaz bedelinin ödenmesi gerektiği, buna göre davaya konu taşınmaza hukuken el atılmış olmakla davalı idareye husumet yöneltilerek işin esasına girilip emsal karşılaştırması yapılması suretiyle dava tarihi itibarıyla değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası gereğince davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; delillerinin celp edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporundan, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, taşınmazın 11.06.1998 onay tarihli imar planında "park alanı " olarak ayrıldığı ve uzun yıllardan beri kamu hizmetine tahsis edilmiş olması nedeniyle, fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığı kabul edilip 2942 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesindeki düzenleme de gözetilerek alınan rapora göre taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur.
3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.