4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi kapsamında, tapu kaydındaki yüzölçümü küçülmesi sebebiyle hazineden tazminat talepli davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacının 2008de edindiği taşınmazın tapu kaydındaki yüzölçümünün 12 yıl sonra resmi olarak 181,93 metrekare küçültülmesi nedeniyle 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminat talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararları istinafta kaldırılıp yeniden yargılama sonrası tekrar kabul edilmesi üzerine, bölge adliye mahkemesi kararı düzelterek davanın esastan kabulüne hükmetmiş; davalı Hazine vekili ise, bilirkişi raporunun taşınmazın Boğaziçi öngörünüm bölgesinde yer alması ve imar yasakları gibi değerini düşüren unsurları göz ardı etmesi, taşınmazı çayır yerine arsa olarak değerlendirmesi ve bedelin fahiş olması nedeniyle bu kararı temyiz etmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/6288 E.  ,  2025/7954 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1422 Esas, 2025/520 Karar
DAVA TARİHİ : 22.01.2021
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/627 Esas, 2024/68 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydındaki yüzölçümü miktarının küçülmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 61... parsel sayılı taşınmazın, davacı müvekkili tarafından 11.07.2008 tarihinde tapu kaydına güvenerek 363,87 metrekare olarak satın alındığını, bedeli ödenerek adına tescil edildiğini, aradan geçen 12 yıl içerisinde taşınmazın tapusu ile ilgili herhangi bir sorun yaşanmadığını, müvekkilinin taşınmaz ile ilgili imar ve parselasyon işlerini beklediğini ancak Beykoz Tapu Sicil Müdürlüğünün 30.11.2020 Tarihli yazısı ile 12 yıl sonra davaya konu taşınmazın metrekaresinin yanlış olduğunun müvekkiline bildirildiğini, 181,93 metrekare taşınmazının tapudan silindiğinin resmî olarak tarafına iletildiğini, müvekkilinin taşınmazı 363,87 metrekare olmak üzere 2008 yılında günün rayiç bedeli ve fiyatlarından satın aldığını, müvekkilinin zarara uğradığını belirterek davaya konu taşınmazın, keşif tarihindeki rayiç ve piyasa değerinin tespit edilerek, terkin edilen 181,94 m²lik kısmının bedelinin davalı Hazineden tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taşınmazı edinim tarihinin 2008 yılı olup 10 yıllık genel zamanaşımı süresi dolmuş olduğu için davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacı tarafın uğramış olduğu zararı da belgelemediğini, davacının delillendirilmiş herhangi bir zararının mevcut bulunmadığını, davacı tarafın ileri sürdüğü hususlarda müvekkil idarenin hiçbir kusuru bulunmadığı gibi hukuki sorumluluğu da bulunmadığını belirterek davanın reddedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin tescil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda taşınmazın değeri tespit edilirken varsayımsal bir değerlendirme yapıldığını, taşınmazın Boğaziçi Öngörünüm Bölgesinde Korunması gereken alanda yer alması ve yapılaşma yasakları ve taşınmazın bir kısmının yeşil alanda kalması gibi taşınmazın değerini olumsuz etkileyen hususların raporda belirtildiğini, bu durumun taşınmazın alım satımını zorlaştıran dolayısıyla piyasa fiyatını düşürmesine rağmen raporda bedel tespit edilirken bu husular gözününe alınmadığını, bu hâli ile raporun kendi içinde çelişkili olduğunu, taşınmazın piyasa değerini düşüren imar yasakları dikkate alınarak taşınmazın değerinin daha düşük belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın vasfı tapuda çayır olarak geçmesine rağmen arsa vasfında kabul edildiğini yine raporda emlak vergi değerinin esas alınması gerekirken bu husun dikkate alınmaması bedel yönünden hatalı bir raporun oluşmasına neden olduğunu, dolayısıyla taşınmazın takdir edilen değerinin de fahiş olduğunu, davacı tarafın 24.01.2024 tarihli ıslah dilekçesi sunarak talebini 909,650,00 TL'den 1.090.852 TL'ye yükselttiğini, gerekçeli kararda davanın 909,650 TL üzerinden kabulüne karar verildiğini, davacı talebinin kabul edilmeyen kısmı üzerinden ret kararı verilmesi ve reddedilen kısım üzerinde lehlerine vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sınırlarının zeminde sabit olduğu anlaşılan davacı ve harici tapu maliklerine ait parsel bakımından, davacıya ait payın yüzölçümünü 20.04.1984 tarih satış işlemi sonrasında 181,93 metrekare ikin 363,87 metrekare olarak tescil edildiği, daha sonraki pay satışlarınında bu metrekare üzerinden yapılarak tescil edildiği, davacı tarafça ise 11.07.2008 tarihinde 363,87 metrekare olarak satın alındığı ve adına tescil edildiği; tapu müdürlüğü tarafından hatalı işlemin düzeltilerek parselin küçülmesi nedeniyle davacıların zararının oluştuğu, küçülmenin hatalı işlemden kaynaklandığı, taşınmaz sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığı, oluşan zararının başka şekilde giderilme imkanı bulunmadığının anlaşılmasına göre davacının tazminat talebinin yerinde olduğu, kaldırma kararından sonra, dosya kendisine iade edilen ilk derece mahkemesince düzeltme işleminin tescil edildiği yani zararın doğduğu tarihi itibariyle taşınmazın arsa niteliğinde bulunduğu tespit edilerek emsal satış yöntemine göre taşınmazın değerinin usulüne uygun olarak belirlendiği, takdir edilen 5.996,00 TL/m² bedelin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, aynı bölgede Daireden geçen dosyalarda da yaklaşık rayiç değer belirlendiği; davanın belirsiz alacak davası olması rağmen her ne kadar Mahkemece kısmi dava olarak nitelenmiş ve faiz uygulaması hatalı olmuşsa da, davacının bu yönlere ilişkin istinaf talebinin olmadığı; diğer yönü ile ilk verilen karar sonrasında davcının kararı istinaf etmemesi nedeni ile bedel bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gerekçesi ile zararın doğduruğu tarih itibari ile belirlenen bedel bakımından ilk karardaki miktar itibari kabulün isabetli olduğu ancak belirsiz alacak niteliğindeki dava bakımından kaldırma sonrası yapılan bedel artırımdan daha az bedele hükmettiği için reddedilen kısım bakımından davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme yapıldığı gerekçesi ile istinaf itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve resen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre arsa niteliğindeki taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesine ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.