Eski Çalışan Tarafından Kendi Adına Tescil Edilen Markanın Kötü Niyetle İktisabı ve Asıl Marka Hakkı Sahipliği Üzerine Açılan Tecavüz Davası
Özet: Bu dava, davacı şirketin eski çalışanı olan davalının, şirketin ticari faaliyetlerinde kullanılan ve şirket adına tescil edilmesi gereken bir markayı kötü niyetle kendi üzerine tescil ettirerek marka hakkına tecavüz ettiğini iddia etmesi üzerine açılmıştır; davacı, markanın devrini ve kullanımının durdurulmasını talep ederken, davalı ise markayı şirketin kuruluşundan önce kendisinin yarattığını, tescil başvurusu yaptığını, üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu ve markayı şirkete yalnızca sözlü olarak lisansladığını belirterek suçlamaları reddetmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/70 EsasKARAR NO : 2026/4DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 29/03/2024KARAR TARİHİ : 08/01/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ..., firmasının --------- Ticaret Siciline --------- Sicil numarası ile 14.09.2021 tarihinde kaydolduğunu, şirketin tek ortaklı olarak ---------- Mah. ---------- Sk. No: -------- ---------- adresinde “----------” ürettiğini ve sattığını, davalı ...’nın, müvekkili şirkette 12.01.2022- 20.10.2022 tarihleri arasında işçi ve ticari vekil olarak çalıştığını, müvekkili şirketin işlerinin takibi açısından davalı ve eşi -------- ---------- Noterliğinin 03.11.2021 tarih ve ---------- Yevmiye numaralı vekaletnamesi ile temsil yetkisi verildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı ...’ya --------- Noterliğinin 12.03.2024 tarih ve ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Şirket adına yapılması gerekirken kendi adına yapmış olduğu “-----------” marka tescilinin şirket adına üç işgünü içerisinde devri talep edilmiş olup işbu ihtarnamenin 14.03.2024 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalın bu ihtara rağmen marka tescil devrini yapmadığını, müvekkili şirketin logosunun şeklinde olduğunu, Bu logonun ve işyerinin iç tasarımının Mimar ...’a Müvekkili Şirket tarafından bedeli ödenerek yaptırıldığını, tüm açıklamaları sebebi ile: öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, markanın davalı tarafından haksız kullanımının yasaklanmasına, SMK.nun 149/1-b maddesi gereğince Muhtemel tecavüzün önlenmesine, marka tescilinin müvekkili şirket adına devredilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından ikame edilen dava ile ... adına tescilli olan markanın kötü niyetli olarak tescil edildiği, markanın devrinin gerektiği, müvekkil eylemlerinin marka hakkına tecavüz gerçekleştirdiği ve tecavüz gerçekleştirilen eylemlerin tespiti talep edildiğini, dosya kapsamında 01.04.2024 tarihli karar ile marka hakkına tecavüz talepleri yönünden tedbir talebinin değerlendirilmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından, “Marka hakkına tecavüz iddiaları bakımından yapılan incelemede, marka hakkına tecavüzden söz edebilmek için davacı adına tescilli bir markanın mevcudiyetinin bulunması gerektiği, ancak davacı adına tescilli bir markanın bulunmamasından kaynaklı, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüzden söz edilemeyeceğine, huzurdaki davada davalının, davacıya ait işletmede çalışmış olması, davacının marka çalışmalarından haberdar olması, marka tescil başvurusunu, davacı işletmede çalışırken, davacının markasının aynısını kendi adına tescil ettirmesinin kötü niyetle yapılan tescil olduğu, davada davalının, davacıya ait işletmede çalışmış olması, davacının marka çalışmalarından haberdar olması, marka tescil başvurusunu, davacı işletmede çalışırken, davacının markasının aynısını kendi adına tescil ettirmesinin 6769 Sayılı SMK madde 10 kapsamında sayılabileceğinin takdirlerinin Yüce Mahkemede olduğuna dair bilirkişi heyet raporudur.” şeklinde rapor tanzim edildiğini, rapor çerçevesinde marka hakkına tecavüzün bulunmadığının ifade edildiği, tedbirin reddine karar verildiği, bilirkişilerce kendilerine verilmemiş yetki çerçevesinde kötü niyet bağlamında da inceleme yapıldığı ve müvekkiline ait markanın kötü niyetli olarak tescil edildiği şeklinde kanaat belirtildiğini, raporun dikkate alınmamasını talep ettiklerini, davaya konu marka üzerinde müvekkilinin öncelikli ve mutlak hak sahibi olduğunu, davacı şirketin beyanlarının aksine müvekkilinin kötü niyetli olarak hareket etmediğini ve markanın iktisap etmediğini, davacı şirketin kötü niyetli olarak dava açtığını, müvekkilinin usul ve yasaya uygun şekilde temin ettiği markaya yönelik olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin uzun yıllardır ciddi emek ve özveriyle “---------” esas unsurlu markayı meydana getirdiğini, markaya ilişkin müracaatını davacı şirket kurulmadan önce --------- nezdinde gerçekleştirdiğini, ancak görülen lüzum üzerine bu markanın müracaatının tescil ücreti ödenmediğinden tescil edilmediğini, müvekkili ile davacı şirketin pay sahibi olan --------- ile görüşme gerçekleştirildiğini ve şirket kurulması kararı alındığını, ---------- tarafından bunun üzerine şirket kurulduğunu ve müvekkil de ilgili nezdinde yetkili hale getirildiğini, söz konusu marka ile faaliyette bulunan esasen müvekkilinin kendisi olup, tüketiciler tarafından tanınan ve bilinen bizatihi müvekkili olduğunu, müvekkilinin kendisine ait markayı şifahi olarak davacı şirkete lisans verdiğini ve faaliyetlerinin bu çerçevede ilerletildiğini, “----------” ibaresine ilişkin müvekkilinin öncelikli hak sahibi olup, müvekkili tarafından “---------” ibareli “” şeklinde marka müracaatı gerçekleştirildiğini, 14.09.2021 tarihinde ise ... kurulduğunu, davacı tarafça 6769 Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) kapsamındaki şu maddeye dayanılmaktadır:“Marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescilinin yapılması hâlinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa marka sahibi mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği gibi söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilir.” yukarıdaki kanun maddesinin başlangıcında dahi marka sahibinin izni olmadan şeklinde düzenleme bulunmadığını, -------- markası bizatihi müvekkili tarafından meydana getirilmiş orijinal ve özgün bir ibare olduğunu, yine markanın tescilli olduğu tasarımı da müvekkil tarafından iletişime geçilerek tasarlandığını, müvekkil markanın esaslı unsuru olan --------- ibaresinin yer aldığı nihai logo tasarımı için bile kendisi tasarımcı ile iletişime geçmiş ve tüm süreci takip ettiğini, ---------- esas unsurlu olan ibarenin müvekkili tarafından meydana getirilmiş olup 17.06.2021 tarihinde zaten ------- nezdinde de müracaatı gerçekleştirildiğini, şirket ile olan ticari ilişkiler ve tasarımın nihai hali de dikkate alınarak marka tescil işlemleri tamamlanmadığını, müvekkili markası üzerindeki müktesep haktan vazgeçmediğini ve iş birliği sebebiyle haklarını davacı şirkete devretmediğini, müvekkili şirketin şirketin ticari faaliyetlerinde ve unvanında kullandığı markayı ticaret hukukunda da bilinen bir şekilde “emek sermayesi” olarak getirdiğini, marka hakkı gibi somut bir hakkın da ticari faaliyetlerinde kullanılmasına rıza gösterdiğini, lisans hakkı verilerek ticari faaliyette bulunulmasına onay verdiğini, davacı tarafın markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu bildiğini, davacı tarafın müvekkili adına gerçekleştirilen marka müracaatının tescil ücretini ödediğini, bu durumun kötü niyetli olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, açılan davanın kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında çıkan ticari uyuşmazlıklar sebebiyle gelinen noktada gerçek hak sahibi olan müvekkilin marka hakkı kötü niyetli olarak engellenmeye çalışıldığını, bilirkişilerce yapılan kötü niyete dair kanaatin dosya kapsamında esas alınmamasını talep ettiklerini, mahkemece kötü niyetin araştırılması gerektiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/9. maddesi, “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” şeklinde düzenlendiğini, SMK Madde 10 kapsamında davacı yanın sunduğu deliller çerçevesine müvekkilinsı hukuka aykırı eylem gerçekleştirip gerçekleştirmediği olduğunu, ancak bilirkişiler tarafından açıkça kötü niyete dair inceleme yapılmış olup adeta markanın hükümsüzlüğü talebi varmışçasına değerlendirme yapıldığını, oysaki dosya kapsamında ibraz edilen deliller çerçevesinde müvekkilinin hukuka aykırı eylem gerçekleştirdiğini gösteren somut bilgiye olmamasına rağmen hangi delil ve hukuki gerekçeye dayalı olarak müvekkilin hem SMK madde 10 hem de kötü niyetin sübut ettiğinin kabul edilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, bilirkişilersı mahkemenin sevk ve idaresi ile görevlerini ifa ederler ve görev sınırına dair tereddütleri dahi varsa bunu gidermekle yükümlü olduklarını beyana davanın reddini talep etmiştir. TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafından davacının tescilsiz markası olan -------- markasının haksız olarak kendi adına marka olarak tescil ettirip ettirmediği, yine bu ibareyi marka olarak kullanması dolayısıyla davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, markanın devrinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Davacının -------- Ticaret Sicil Müdürlüğünde -------- ticaret sicil numarasıyla kayıtlı görüldüğü, son tescil tarihinin 14.09.2021 olduğu anlaşılmıştır. ----------- Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen 03.04.2024 tarihli yazı cevabında; Davacı , ...' ne ait iş yeri açılış işlemlerine ilişkin kayıt ve belgelerin gönderilmesi istenilmektedir. Dairemiz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ...'nin tarh dosyası ve bilgisayar kayıtlarımızın tetkikinde; Ödevli firmanın, 14/09/2021 tarihinde -------- Mah. --------- Sk. No:------- ----------- adresinde, Belirli Bir Mala Tahsis Edilmiş Mağazalarda (Büfeler Dahil) Ekmek, Pasta Ve Unlu Mamullerin Perakende Ticareti (Ekmek, Bisküvi, Pasta, Çörek, Dondurma Külahı Vb.) faaliyetinden dolayı mükellefiyet tesis ettirdiği tespit edilmiş olup, işe başlama formu, imza sirküleri, sicil dökümü ve açılış yoklaması dosyamıza celb edilmiştir. ---------- Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünden gelen yazı cevabında; ---------- Mah. --------- Sok. No:-------- kapı sayılı yerde bulunan ------ Şti. adına 2021/957 sayı ruhsatlı Unlu Mamül Satışı faaliyetli işyerine ait işyeri açma ve çalışma ruhsatı ve başvuru beyan formu, vergi levhası, imza sirküleri ve faaliyet belgesi dosyamıza celb edilmiştir.Dosyaya --------- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; 2022 093132 tescil numaralı mayoloji markasının, 29, 30, 35 ve 43. sınıflarda 19.02.2024 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır.--------- Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen 04.04.2024 tarihli yazı cevabında; "Dairemiz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ...'nin tarh dosyası ve bilgisayar kayıtlarımızın tetkikinde; Ödevli firmanın, 14/09/2021 tarihinde --------- Mah. -------- Sk. No:-------- --------- adresinde, Belirli Bir Mala Tahsis Edilmiş Mağazalarda (Büfeler Dahil) Ekmek, Pasta Ve Unlu Mamullerin Perakende Ticareti (Ekmek, Bisküvi, Pasta, Çörek, Dondurma Külahı Vb.) faaliyetinden dolayı mükellefiyet tesis ettirdiği tespit edilmiş olup, işe başlama formu, imza sirküleri, sicil dökümü ve açılış yoklaması dosyamıza celb edilmiştir.Tanık --------- beyanında; "------- şirketinin sahibi--------- benim teyzemin eşidir, o yüzden tanırım, ben tıp fakültesinde öğrenciyken eniştem ile konuşuyorduk o sırada eniştem ---------- ile ilgili bir işletme açma hususunda niyetliydi, bu işletme ile ilgili de bir marka arayışı vardı, bende kendisine -------- -------- olabilir şeklinde teklifte bulundum kendisinin de hoşuna gitti sonra kendi çapımızda gerekli araştırmaları da yaptık ve benzer bir markada görmedik, önce -------- adında şirket kuruldu, daha sonra marka tesciline gidildi" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ... beyanında; "Ben davacı şirketin iş yerinin bulunduğu yerin yanında --------- işletiyorum halen de faaliyetim devam etmektedir, yaklaşık 2-3 yıl önce önceden kelle-söğüş işi yapan bir işletme işyerini boşaltınca davacı şirket, fırın açtı, tadilat yapımından itibaren iş yerini bilirim, kendilerine ne iş yapacaksınız diye sorduğumda fırın açacaklarını söylediler, iş yerinin ismi ne olacak diye sorduğumda aile arasında --------- olarak karar kıldıklarını be iş yerlerine bu ismi vereceklerini söylediler, davacı şirketin sahibi -------- diş hekimi olduğundan kendisi iş yerinin açılması aşamasından itibaren tefrişat ve diğer işlerle ilgilenemiyor, iş yerinin açılışının başından itibaren hem tefrişat işi ile hem de sonraki aşamada hem davalı hem de davalının eşi --------- açılış ve işletme işleri ile iştigal ediyorlardı, bana aile arasında --------- ismini işyerlerine vreeceğini söyleyen davacı şirketin ortağı-------- idi, ben bitişik dükkan olduğundan kendilerine dükkanı kimin aldığını kimin işleteceğini sorduğumda davalının eşi olan --------- bana burayı -------- aldığını ve onun işleteceğini söyledi, iş yeri açılırken tefrişatı bir mimar yaptı, ---------- İş yeri açıldıktan sonra gelip çalışmaya başladı, tabelayı mimar yaptırmıştı ve ---------- ibaresi tabelaya yazılmıştır, bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık ... beyanında; "unlu mamüller sektöründe danışman olarak çalışıyordum. --------- ve eşi ---------- ile unlu mamuller makinaları satan bir işyerinde tanıştım. Bana fırın açacaklarını doğal, --------- satmak istediklerini söylediler. İşyerlerini ---------- ismi verceklerini söylediler. Ben markayı çok beğendim. Yardım edip edemeyeceğimi sordular ben sektör bilgim dolayısıyla yardımcı oldum. --------- tren istasyonuna yakın bir yerde fırınlarını açtılar. Ben işyerine 2 kez gittim. Yaklaşık 2,5 yıl önce kadar gittiğimi hatırlıyorum. İşyerinde -------- yazısını hatırlıyorum ancak altında baker mi yazıyordu hatırlamıyorum. Ben fırını açma aşamasında ortakları olduğunu biliyorum ancak kim olduğunu bilmiyorum. Hatırladığım kadarıyla diş hekimi olan birisinin ortak olacağını söylediler bu kişiyi görmedim bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ... beyanında; "ben mimarım fuar stantları tasarlayan bir şirketim var. Davalının eşi özden ile de 2014 yılında dondurulmuş gıda işi yapan firmada satış sorumlusu olarak tanıştık. Pandemi sonrasında davalının eşi çalıştığı iş yerdinden ayrılmış fırın açma niyetine girmişler. Beni aradılar. Fırın açmak istediklerini söylediler. Benden de dekorasyonu tasarlamamı istediler. Ben de dekorasyonu tasarladım. Bu sırada markalarını da oluşturuyorlardı. Markayı davalı oluşturdu. ----------- ismini bulmuştu. İşyerlerine bu ismi verdiler. Tabela ve logo tasarımı sırasında kendilerine yardımcı oldum. Şuanki kullandıkları logo tasarımını da ben yaptım. 2020 sonu ya da 2021 başı logoyu oluşturmuştuk. İşyerini açacaklarını benim tanımadığım birisiyle ortaklıklarını olduğunu söylediler. Kuruluştan itibaren bu kişiyle ortak olduklarını biliyorum ancak kuruluş aşamasındaki yaptığımız işler sırasında kendisini hiç görmedim. İşyeri açıldıktan 3-4 ay sonra ben çay içmek için uğradığımda ortakları ile karşılaştım. İsmini hatırlamıyorum. Bizim işyeri tasarımımız markaya logo tasarımımız ve markanın oluşturulması sırasında ortaklarını hiç görmedim. Onun dahli olmadı. Bütün iş ve işlemleri davalının eşi --------- ve davalı yapıyorlardı. Hatta oğulları bile geliyordu bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Marka hakkına tecavüz talepleri yönünden tedbir talebinin değerlendirilmesi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, hazırlanan 21.06.2024 tarihli rapor dosyamıza celb edilmiştir. Raporda özetle; "Davalıya ait ----------- tescil numaralı ibareli markanın 29 / 30 / 35 / 43. Sınıflarda tescilli olduğu, koruma süresinin devam ettiğine, Marka hakkına tecavüz iddiaları bakımından yapılan incelemede, marka hakkına tecavüzden söz edebilmek için davacı adına tescilli bir markanın mevcudiyetinin bulunması gerektiği, ancak davacı adına tescilli bir markanın bulunmamasından kaynaklı, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüzden söz edilemeyeceğine, Huzurdaki davada davalının, davacıya ait işletmede çalışmış olması, davacının marka çalışmalarından haberdar olması, marka tescil başvurusunu, davacı işletmede çalışırken, davacının markasının aynısını kendi adına tescil ettirmesinin kötü niyetle yapılan tescil olduğu heyetimizde hakim olup, nihai ve hukuki takdirin Yüce Mahkemede olduğuna, Huzurdaki davada davalının, davacıya ait işletmede çalışmış olması, davacının marka çalışmalarından haberdar olması, marka tescil başvurusunu, davacı işletmede çalışırken, davacının markasının aynısını kendi adına tescil ettirmesinin 6769 Sayılı SMK Madde 10 kapsamında sayılabileceğinin takdirlerinin Yüce Mahkemede olduğuna dair bilirkişi heyet raporudur." yönünde görüş bildirilmiştir. UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:6769 Sayılı SMK 10, 6/9, 7/2, 29, 149, 150 ve 151. Maddeleri GEREKÇE: Dava, markanın devri ile marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve devredilmesi davasıdır. Davacı taraf dava konusu --------- tescil numaralı --------- markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafın bu markayı davacı şirketin çalışanı olduğu süre içerisinde adına tescil ettirdiğini ve haksız olarak tescil edilen markanın davacı tarafa devrini ve yine davalı tarafın ---------- şeklindeki markasal kullanımları dolayısıyla davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu beyan ve iddia ederek marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve haksız kullanımların yasaklanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SMK'nun 10/1. maddesinde, marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil veya temsilci adına tescilinin yapılması halinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa marka sahibinin markanın kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği gibi, söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebileceği düzenlenmiştir. Davacı taraf davaya konu davalılara ait markaların öncelikle gerçek hak sahibi olmaları nedeniyle kendilerine devredilmesini, bu mümkün olmazsa SMK'nun 10/1. maddesine göre devir kararı verilebilmesi için ticari vekil veya temsilci tarafından tescil edilen markanın, marka sahibinin markası ile aynı ya da ona ayniyet derecesinde benzer olması gereklidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidirYapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Dava konusu somut olayda ---------- tescil numaralı ---------- markasının davalı adına tescilli olduğu, markanın tescil başvuru tarihinin 27.06.2022 tarihi olduğu, 19.02.2024 tarihinde markanın tescil edildiği TPMK kayıtları ile sabittir. Yine davalı tarafın -------- kayıtlarına göre 12.01.2022 tarihinden 20.10.2022 davacı şirketin sigortalı çalışanı olduğu açıktır. Davacı şirketin 14.09.2021 tarihinde kurulduğu, tek ortağı ve temsilcisinin-------- olduğu -------- kayıtları ile sabittir. Yine -------- Belediye Başkanlığı kayıtları ile ve ---------- Vergi dairesi kayıtları ile davacı şirketin --------- Mah. --------- Sk. No:-------- --------- adresinde belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda (büfeler dahil) ekmek, pasta ve unlu mamullerin perakende ticareti ile iştigal eden iş yeri açtığı ve bu iş yerinde davalı adına tescilli hali ile --------- tabelasını kullandığı sabittir. Bu tespitlerden sonra alınan tanık beyanları ve tüm deliller kapsamında SMK'nın 10. Maddesi düzenlemesi gereği davacı tarafın markanın devri talepleri değerlendirilmiş, SMK'nın 10. Maddesinde marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil veya temsilci adına tescilinin yapılması halinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa şeklindeki düzenleme ile ticari vekil veya temsilcinin izin almaksızın haklı bir sebep olmaksızın markanın tescili halinde devrinin düzenlendiği, bu haliyle haklı sebebin varlığı halinde devrin mümkün olmayacağının sabit olduğu, alınan tanık beyanları ile davalı tarafın 2020 yılı sonundan itibaren fırın açma fikri ile -------- ibaresini marka olarak oluşturmaya başladığı, yine dinlenen ...'ın dava konusu 2022 093132 tescil numaralı markanın tabela ve logo tasarımını davalı için kendisinin yaptığına dair beyanlar ile davalı tanığı ...'ın davalıların fırın açmak için kendisinden yardım aldıkları ve --------- ismini fırınlarına vereceklerine dair beyanları dikkate alındığında davalının markayı oluşturduğu, her ne kadar davacı tanıkları --------- ibaresini açılacak iş yerinde marka olarak kullanacaklarını davacı şirket ortağından duyduklarını beyan etmişler ise de bu beyanların duyuma dayalı olduğu ve markanın oluşturulması aşamasına dair olmadığı ya da öncelikli kullanım ve hak sahipliğine dair beyanlar olmadığı, yine davalı tarafın --------- tescil başvuru numaralı -------- ibareli markanın tescili yönünden 29,30,35 ve 43. Sınıflarda marka tesciline ilişkin başvurusunun 17.06.2021 tarihli olduğu, bu haliyle dava konusu devri talep edilen markanın ana unsuru olan "--------" ibaresi yönünden davalı tarafın önceye dayalı tescil başvurusunun bulunduğu ve alınan tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davalı tarafın markayı kendisinin oluşturduğu ve gayri resmi ortak olarak iş yeri açtıkları davacı tarafa da bu markayı kullandırdığı ve ticaret unvanı olarak da markanın ana unsurunun tesciline izin verdiği sabit olmakla davalı tarafın her ne kadar davalı şirket çalışanı olsa da markayı adına tescil ettirmekte öncelikli hak sahibi olması dolayısıyla haklı sebebi bulunduğu dikkate alındığında SMK'nın 10. Maddesinde belirlenen markanın devri şartları oluşmadığından davacı tarafın bu talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yine davacı tarafın davalı tarafın kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddiaları da değerlendirilmiş, davacı taraf adına tescilli bir markanın bulunmadığı, az yukarıda ifade edildiği üzere markanın devri şartları da oluşmadığı ve bu hali ile SMK da düzenlenen ve tescilli markaların korunacağına dair 29. Madde düzenlemesi dikkate alındığında davalı tarafın -------- şeklinde kullanımı bulunsa dahi bu durumun marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı dikkate alınarak marka hakkına tecavüz taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan hazine yararına tahsiline,3-Davacı tarafça yapılan yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça yapılan 580,00-TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden markanın devri davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden marka hakkına tecavüz davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/01/2026