Çocuğun nitelikli cinsel istismarı davasında, Yargıtay eksik gerekçe ve TCK 30 hükmü tartışılmaması ile ek savunma hakkı kısıtlaması nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.
Özet: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin ilk derece mahkemesi kararını onayan bölge adliye mahkemesi kararını temyizen inceleyen Yargıtay, sanığın mağdurenin yaşını bilip bilmediğine yönelik 5237 sayılı Kanunun 30. maddesindeki hata hükümlerinin tartışılmamasını eksik gerekçe saymış; ayrıca sanığa ek savunma hakkı verilmeden iddianamede olmayan bir sevk maddesinin (5237 S.K. m.103/2-2) uygulanarak savunma hakkının kısıtlandığı tespit ederek, her iki hukuki ihlal nedeniyle bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu düzeltilerek esastan reddeden kararını oy birliğiyle bozarak dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine göndermiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2023/44 E., 2023/99 K.SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarıHÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: BozmaBölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi.Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, ... 17. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİA. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemiÖzetle sanık hakkında üst sınırdan ceza verilerek takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemiÖzetle mağdure beyanlarının çelişkili ve tutarsız olduğuna, sanık ikrarının tek başına mahkumiyete yeterli olmadığına, mağdurenin yargılama aşamasında sanık ile cinsel birliktelik yaşamadığını beyan ettiğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik somut, kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın aşamalarda mağdurenin yaşını on altı-on yedi olarak bildiğine dair savunması ve tüm dosya içeriğinden İlk Derece Mahkemesince olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi,Kabule göre de; 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı olacak şekilde sanığa ek savunma hakkı verilmeksizin iddianame anlatımında bulunmakla birlikte sevk maddeleri arasında yer almayan 5237 sayılı Kanun'un 103/2-2.cümlesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca ... 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde karar verildi.