Yargıtay 4. Ceza Dairesi, FETÖ/PYDye yönelik tepki niteliğindeki ve kamu görevlilerine ilişkin sözlerin hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle mahkumiyet hükmünü bozarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirme yaptı.
Özet: Sanık hakkında verilen hakaret suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde, suça konu ifadelerin kamu görevlilerine yönelik eleştirilerde tanınan geniş ifade özgürlüğü sınırları içerisinde ve özellikle FETÖ/PDY terör örgütünün yapılanmasına yönelik bir tepki niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı tespit edilerek, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararının hukuka aykırı olduğuna ve bozulmasına karar verilmiştir.
4. Ceza Dairesi         2023/15373 E.  ,  2025/18303 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/526 E., 2023/1441 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suçun unsurlarının oluşmadığına, matufiyetin belli olmadığına, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, paylaşımın ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığına ve resen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, bozma sebebi dışındaki temyiz sebepleri ile başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması, ayrıca sanığın, suça konu sözlerinden dolayı cezalandırılmasının, demokratik toplum düzeninin icaplarından olması gerekmektedir.
İncelemeye konu olayda; kamu görevlilerine yönelik eleştirilere izin verilen sınırların özel kişilere nazaran daha geniş olması ve sanığın suça konu sözlerinin FETÖ/PYD terör örgütünün yapılanmasına yönelik tepki niteliğinde söylenmesi karşısında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.11.2025 tarihinde karar verildi.