Hakaret suçunun birden fazla mağdura karşı hukuken tek fiille işlenmesi durumunda 5237 sayılı Kanunun 43/2 maddesinin uygulanmaması ve eksik araştırma nedeniyle verilen hükmün bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, sanığın jandarma ve infaz koruma memurlarına yönelik hakaret eylemlerinin, aynı olayın devamı kapsamında, yer ve zaman bakımından bağlantılı tek bir iradi karara dayalı hukuki anlamda tek fiil olarak kabul edilmesi gerektiğini; dolayısıyla hakkında Türk Ceza Kanununun 43/2. maddesi uyarınca cezanın arttırılması gerekirken, önceki dosyanın akıbeti araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun reddi kararını bozmuştur.
4. Ceza Dairesi         2023/15371 E.  ,  2025/18302 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/895 E., 2023/938 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığa kötü muamelede bulunan şikayetçilerin çelişkili beyanlarına itibar edilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ve resen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, bozma sebebi dışındaki temyiz sebepleri ile başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43/2. fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, fiil tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın kanunun 43. maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür.
Ancak burada kastedilen, fiilin doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, sanığın, kendisini hastaneye götüren jandarma personellerine hakaret ettikten sonra cezaevinde infaz koruma memurlarına hakaret ettiği, aynı olayın devamı kapsamında, aynı yer ve zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen hakaret suçunun, hukuken tek bir fiille gerçekleştirildiği, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesi uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanunun 43/2. maddesi uyarınca arttırılması gerektiği anlaşıldığından, sanığın, jandarma personellerine yönelik hakaret eylemi nedeniyle Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/167 Esas, 2019/96 Karar sayılı dosyası kapsamında açılan davanın akıbeti araştırılarak mümkün olması halinde birleştirilmesi, aksi halde usulüne uygun şekilde dava dosyasının incelenmesi ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.11.2025 tarihinde karar verildi.