Kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali nedeniyle 4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca Hazineye karşı açılan tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı için mahkeme kararıyla tapu kaydı iptal edilen taşınmazın malikleri tarafından, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca uğranılan zararın hazineden tazminini talep eden bir davayı konu almaktadır; ilk yerel mahkeme kararının harç eksikliği nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul edilmesi üzerine, hem davacılar yetersiz bedel hem de davalı hazine davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/3414 E.  ,  2025/14399 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/307 Esas, 2024/13 Karar
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ... ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıllar dava dilekçesinde özetle; dava konusu Balıkesir ili, ..., ... Mahallesi 3210 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin paylı olarak adlarına kayıtlı olduğunu, taşınmazın 167 m²lik kısmının tapu kaydının kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; idarenin eylem ve işleminden doğan bu davada görevli mahkemenin idari yargı mahkemeleri olduğunu, tapu kaydının kadastro çalışmalarıyla oluşturulduğunu, Hazinenin tapu kaydı oluşturulmasında hukuka aykırı fiilinden söz edilemeyeceğini, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, yapılan işlem ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, tapu kaydının kesinleşen mahkeme kararına göre iptal edildiğini, bu nedenle müvekkili Hazineye hiçbir kusur ve sorumluluk yüklenemeyeceğini, tapu iptal kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek faiz ile birlikte tazminat talep edilmesinin hukuki olmadığını ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2014/243 Esas, 2015/537 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2014/243 Esas, 2015/537 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar ... ve ... vekilleri ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.03.2018 tarihli ve 2016/5585 Esas, 2018/2174 Karar sayılı kararı ile davacıların yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu, dava dilekçesinde belirtilen miktar üzerinden nispi peşin harç ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağının bulunmadığı, davalı taraf harçtan muaf olsa dahi nispi peşin harcın alınması gerektiği, ne var ki davacılarca nispi peşin harcın ödenmediği, bu durumda Mahkemece yürürlükteki harçlar tarifesi uyarınca dava değeri üzerinden eksik nispi peşin harcı ödemesi konusunda davacılara usulünce süre verilip harcı ödenen miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için emsal olabilecek taşınmazlar araştırılmaksızın karar verildiğini, taşınmazın çok eski değeri belirlenerek hüküm kurulduğunu, değerinin yeniden belirlenmesi için keşif yapılması taleplerinin değerlendirilmediğini, hak dengesinin gözetilmesi suretiyle adil bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; geçerli hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, yasal süreler geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkiline husumetin yöneltilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal karşılaştırması yapılmaksızın dava konusu taşınmaza soyut ifadelerle değer biçildiğinden bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
3. Bu nedenle, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi olan dava tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve ... Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
4. Değerlendirme dava tarihine göre yapıldığından, hükmedilen bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, tapu kaydının iptaline ilişkin kararın kesinleşme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalıdır.
5. Davalı Hazinenin harçtan muaf olduğu hükümde belirtildiği hâlde, yargılama giderleri arasında aleyhine harca hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ... ve davalı Hazine vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davacı ...'den peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.