15 Temmuz sonrası davalının kötü niyetli dilekçesiyle kamu görevinden ihraç edilen bilim insanının, davalı kamu görevlisine karşı açtığı manevi tazminat davasında husumet yokluğu kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: 2016 darbe girişimi sonrası bir üniversite yöneticisinin yazdığı dileçenin etkisiyle kamu görevinden çıkarılan bir akademisyen ve ailesinin, bu durumdan kaynaklanan itibar kaybı, sosyal dışlanma ve psikolojik zararlar nedeniyle manevi tazminat talebiyle açtığı davada; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, kamu görevlilerinin görevleri sırasında gerçekleştirdikleri eylemlerden doğan tazminat taleplerinin ilgili idareye karşı açılması gerektiği gerekçesiyle davayı husumet eksikliği nedeniyle reddetmiş, davacılar ise bu kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1092 E., 2024/1940 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/139 E., 2022/586 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'un 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi akabinde davalının üniversite rektörlüğüne yazdığı dilekçe nedeniyle, 01.09.2016 tarihinde kamu görevinden çıkartıldığını, davacının ulusal ve uluslararası tanınmışlığa sahip üstün vasıflı bir bilim adamı olduğunu, aynı zamanda dünya çapında saygın iki dernekte yönetim kurulu üyeliği gibi ulusal ve uluslararası bilimsel dernek yönetim kurullarında görev sahibi olduğunu, Türkiye adresli deneysel damar cerrahisi alanında çalışmalarda birinci sırada olduğunu, ancak söz konusu ihraç işlemi ile kamu görevinden çıkartıldığını, bu hususun tüm bürokrasisi ile devletçe kayıt altına alındığını, kamuoyuna ve sosyal medyaya yansıdığını, kendisinin açıkça "terör örgütü üyesi" olarak etiketlendiğini, tüm çevresi tarafından korku ile dışlandığını ve ilişkilerinin koptuğunu, yurt dışına çıkışı yasaklandığı için yurt dışında vereceği derslerin ve konferansların iptal olduğunu, toplantılara iştirak edemediği için üyeliğinin askıya alındığını, araştırmalarının sunumu için yurt dışına gidemediği için prestij kaybına uğradığını, Ankara 20. İdare Mahkemesinde açılan davada hiçbir biçimde ilgili örgüt ile bir bağının olmadığının belirlendiğini belirterek 600.000,00 TL davacı ... için, 200.000,00'er TL de eşi ve kızı için ayrı ayrı olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacı ve ailesiyle hiçbir zaman özel veya siyasi bir husumeti olmadığını, davacının 2016 sonrasında yaşadıklarına sebep olarak davalıyı gösterdiğini, davacının KHK ile görevinden uzaklaştırılmasının davalının yetkisi dahilinde olmayan idari ve yasal bir tasarrufla alınmış bir karar olduğunu, davacılar ile kişisel bir husumetinin olmadığını, belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası tüm kurumlarda olduğu gibi FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı kişiler ile gerekli araştırma ve incelemenin yapıldığı, disiplin soruşturması yapılmadan yürütülen bu süreçte kalp ve damar cerrahisi anabilim dalı başkanı olan davalının da davacı ... ile ilgili değerlendirmelerini bir yazı ile dönemin ... Üniversitesi rektörüne bildirdiği, resmi yazının işleme alınıp gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapıldığı, davalının görevden ayrılabilen kişisel kusurunun bulunmadığı, belirtilen tarihte dönemin şartları ve işin aciliyeti gözetilerek yürütülen süreçte sunulan dilekçe içeriğindeki ifadelerin mesleki değerlendirme niteliğinde olduğu, davalının, görevi sırasında ve görevinden dolayı davacıları zarara uğrattığının ileri sürüldüğü dikkate alındığında, Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1 maddesi gereğince kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğinden davalıya karşı açılan davanın tarafı bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava konusu olayın davalı yönünden görev kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğine bu nedenle davalıya karşı açılan davanın pasif tarafı sıfatı yokluğu nedeniyle ilk derece mahkemesinde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; açılan tazminat davasının davalının yazdığı tamamen kendi hayal ürünü, soyut ve kötücül iftiralarla dolu bir mektup ile davacı müvekkillerin meslek hayatı, aile ve sosyal yaşamı ile psikolojik yapısını yok etmeye yönelik manevi tazminat istemine ilişkin olduğunu, davalının kişisel kusuruna dayanıldığı bu nedenle esastan incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Davacılar ... ve ...'un temyiz itirazları yönünden; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu anlaşılmakla, davacılar ... ve ... bakımından reddedilen ve temyize konu edilen miktar 200.000,00TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Davacılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.2.Davacı ... temyizi yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davalının ana bilim dalı başkanı olarak görev yaparken rektörlüğün talebi üzerine görüş belirtmiş olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ... 'a yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.