Kamulaştırma bedelinin zamanında depo edilmemesi nedeniyle reddedilen davanın, usul ekonomisi ve mülkiyet hakkı ihlalleri bağlamında temyizde incelenmesi.
Özet: Bir kamulaştırma bedelinin tespiti davasında ilk derece mahkemesi, kamulaştırma bedelinin süresinde depo edilmemesi nedeniyle davayı reddetmiş; davacı idarenin kamulaştırma bedelinin yatırıldığını iddia ederek yaptığı istinaf başvurusu ise, bölge adliye mahkemesince peşin ve adil kamulaştırma bedeli ödemesinin anayasal ve uluslararası hukuk açısından önemine vurgu yapılarak esastan reddedilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/3472 E.  ,  2025/14391 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2335 Esas., 2024/2050 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/18 Esas, 2024/467 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kamulaştırma bedelinin verilen süreler içerisinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 284 parsel (ifrazla 1345 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmaz için acele kamulaştırma dosyasında belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, yapılacak keşif neticesinde taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırma bedelinin verilen süreler içerisinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin depo edildiğine ilişkin dekont suretlerini dosyaya sunduklarını, usul ekonomisi gözetilerek kararın depo edilmesi için ek süre verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uygulamada mahkemelerin depo edilmeyen kamulaştırma bedeli nedeniyle vermiş olduğu davanın reddi kararlarının istinaf ve temyiz aşamasında davacı idarelerce kamulaştırma bedeli depo edildiğinde usul ekonomisi ilkesi gözetilerek davanın esası hakkında karar verilmesi amacıyla kaldırılmasına ya da bozulmasına karar verildiğinin bilindiği, usul ekonomisi ilkesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 30 uncu maddesiyle düzenleme altına alınmış olup; uyuşmazlıkların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözümü ve gereksiz yere dava açılmasının engellenmesini amaçlamakta olduğu, bu ilkenin hiçbir zaman adalete ve gerçeğe ulaşmadan ödün verilmesi sonucunu doğurmaması gerektiğini, Anayasa’nın 46 ncı maddesinde; “Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hâllerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir." hükmünün yer aldığı, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında ise; "hâkim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder" hükmünün düzenlendiği, bu çerçevede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye'de kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerinde aşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafi edilmemesi nedeniyle birçok davada başvuranların üzerinde meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve aşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna vardığı, Anayasa Mahkemesinin 19.12.2013 tarihli ve 2013/817 başvuru numaralı kararında da kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında yargılamanın uzun sürmesi durumunda, dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinin Anayasa'nın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kabul edilerek mal sahibine tazminat ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, son olarak Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararında da benzer gerekçelerle 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının iptaline karar verildiği, öte yandan Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 06.11.2019 tarihli ve 2018/10548 Esas, 2019/17630 Karar, 10.10.2019 tarihli ve 2019/4265 Esas, 2019/15959 Karar sayılı emsal kararlarına göre depo ara kararının gereğinin karardan sonra yerine getirilmesi durumunda, usul ekonomisi kuralları da gözetilerek öncelikle davalı tarafın davaya devam edilmesi hususunda rıza beyanı alındıktan sonra işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlıkta davanın 12.01.2022 tarihinde açılmış olup taşınmazın değerlendirme tarihinin de bu tarih olduğu, kamulaştırma bedelinin yatırıldığına dair dekontun dosyaya ibraz edildiği tarihin ise 21.08.2024 tarihi olduğu, değerlendirme tarihinden sonra geçen uzun süre ve enflasyon oranları nazara alındığında idarece depo edilen bedelin taşınmazın gerçek karşılığı olamayacağının herkesçe bilinen ve ispatı gerekmeyen bir husus olduğu, bu aşamadan sonra usul ekonomisi ilkesi gereği yargılamaya devam edilmesinin yukarıda ifade edildiği üzere adalete ve gerçek bedele ulaşmaya hizmet etmeyeceği, öte yandan da bir kısım davalı ve vekillerinin de karar duruşmasında idarece kamulaştırma bedelinin bu aşamada depo edilmesine muvafakat etmediklerini ve davanın reddi taleplerini beyan ettikleri görülmüş olup davalı tarafın yargılamaya devam edilmesine rızası olmadığından, İlk Derece Mahkemesince mevcut dosya kapsamı itibarıyla bu aşamada davanın reddine karar verilmesinin yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile anayasal mülkiyet hakkının ihlal edilmemesi bakımından yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmaza ilişkin tespit edilen kamulaştırma bedelinin depo edilmesi için davacı idareye 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca usulüne uygun süreler verildiği hâlde, davacı idarece bedel bloke edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli olup her ne kadar davacı idare tarafından karar tarihinden sonra depo kararının gereği yerine getirilmişse de, davalı tarafın işin esasına göre karar verilmesi yönünde bir beyanının bulunmadığı gözetildiğinde verilen karar yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.