3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosunda hatalı tespit edilen parsel sınırının düzeltilmesi ve belediyenin karar düzeltme isteminin incelenmesi.
Özet: 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda davacılara ait taşınmazın yol sınırının hatalı belirlendiği iddiasıyla açılan davada, ilk derece mahkemesi yenileme kadastrosunda teknik yetersizlikler ve yönetmeliklere aykırılık tespit ederek davalı adına tescilli 500,85 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı parseline ilavesine karar vermiş, davalının bu kararı temyiz etmesi üzerine, dairemizce daha önce düzeltilerek onama kararı verilmişken, davalı tarafından bu kararın düzeltilmesi talebinde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K. İlk Derece Mahkemesi kararını dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Dahili davalı ... vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 123 parsel sayılı 77.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 12... parsel numarasıyla ve 79.370,15 metrekare yüzölçümlü olarak; .. Köyü Tüzel Kişiliği adına tapuda kayıtlıyken yargılama sırasında tashihen ... adına intikal ettirilen eski 233 parsel sayılı 26.900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 12... parsel numarasıyla ve 28.288,2 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar ..., ... ve ... dava dilekçelerinde; uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait .. ilçesi .. köyünde bulunan eski 1 23... ada 15 parsel sayılı taşınmazın sınırının yanlış belirlendiğini ve yanlışlığın davalıya ait 1 12... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmişler; yargılama sırasında ... davaya dahil edilmiş ve davacılara ait eski 123, yeni 1 12... sayılı parsel kayden .. .., .. .. ve .. .. adlarına tescil edildiğinden taşınmazın yeni malikleri davaya katılmışlardır. II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda yapılan kadastro yenileme çalışmalarından belediyelerin sorumlu tutulmadığını, müvekkili belediyenin herhangi bir kusuru ya da müdahalesinin söz konusu olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile" dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 16.11.1958 yılında ilk tesis kadastrosunun 2012-2013 yıllarında ise yenileme kadastrosu çalışmasının yapılıp kesinleştiği, Kadastro Kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sonucunda davacıya ait olan yeni 1 12... parsel (eski 123 parsel) sayılı taşınmazın ilk tesisi paftasında ..-.. asfalt yoluna bir noktadan sınırı olacak şekilde tespit gördüğü ancak yenileme kadastrosu ile parselin bu yola olan sınırının kaldırılarak yola olan sınırın aynı yer komşu 1 12... parsel sayılı taşınmaz içerinde olarak tespit gördüğü, ilk ve yenileme paftaları arasındaki farklılığın 15... parseller arasında kabul edilen geçerli sınır (turuncu) tipitin ilk kadastro paftasına uygun olmamasından ve ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı, yenileme kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının yenileme kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı, yine TMK 719. Maddesinde " taşınmazların sınırları, tapu planları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir. Tapu planları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plandaki sınırdır." dendiği, her iki parsel arasındaki sınırın bazı yerlerinde geçerli sınır ( turuncu) tipi yani değişebilen ve hatalı tespit edilen sınır tipinin mevcut olduğu, bu değerlendirmeler sonucunda dava konusu parselin yola olan sınırı haricinde diğer sınırların paftası ile uyumlu olduğu, yola olan sınır ile ilgili yenilemede hatalı değerlendirme yapıldığının görüldüğü, mahkememizce alınan yasa ve Yargıtay içtihatlarına uygun ve denetime açık raporun mahkememizce yasa ve usule uygun görüldüğü anlaşılmakla dava konusu taşınmazın bazı sınırlarının 22/a uygulamasının, yönetmelik hükümlerine ve teknik yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 12... parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı olan 22.06.2015 tanzim tarihli fen bilirkişisi ... imzalı raporda (A) harfi ile sarı renk boyalı olarak gösterilen ve 500,85 metrekarenin iptali ile davacı parseline ilavesiyle adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde; uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun yapıldığını ileri sürmüş ve resen belirlenecek hususlarla birlikte İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Dairemizin 26.12.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile sair temyiz itirazlarının reddine; ancak Mahkeme kararlarının doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak nitelikte olması gerektiğine değinilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.V. KARAR DÜZELTMEDairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere ve dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamına göre dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, 3402 sayılı Kanun'un 22.02.2005 tarihli ve 5304 sayılı Kadastro Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ile değişik 22/a maddesi ve bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre yapılan uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek ve teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesini ve uygulanabilir hale getirilmesini sağlamaktır. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığının tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi heyeti raporlarına ekli, taşınmazların parsel bazında tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakıştırılmış durumunu gösteren haritalar ve dosya arasında bulunan belgelerden, taraflara ait taşınmazlar arasındaki sınırın 1960 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü ve tesis krokisinde, sabit bir sınırın paftasında işaret edilmediği, ayrıca bilirkişi raporunda incelenen hava fotoğraflarına göre söz konusu taşınmazlar arasında sabit sınır niteliğinde bir unsurun olmadığı anlaşıldığına göre, taşınmazlar arasındaki sınırın geçerli sınır olarak kabul edilmesi gerekmektedir.Hal böyle olunca; tesis kadastrosu sırasında taraflara ait taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek herhangi bir sınır bulunmadığına göre, eldeki davada, tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosu ile oluşan sınırların esas alınması gerektiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.Hükmün temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 26.12.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiş ise de yazılı sebeple bozulması gerekirken maddi hata nedeniyle düzeltilerek onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalı ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin düzelterek onama kararı kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 26.12.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın karar düzeltme talep edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.