İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin tescilli tasarıma tecavüz ve haksız rekabetten doğan tazminat talepli davanın istinaf incelemesi kararı.
Özet: İlk derece mahkemesi, davacıya ait tescilli tasarımlar ile davalının kullandığı tasarımlar arasında bilirkişi raporları doğrultusunda detaylı bir inceleme yaparak, şekil, kalıp ve genel görünüm itibarıyla bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı izlenimde belirgin bir farklılık bulunmadığı ve benzer olarak algılandığı gerekçesiyle, davalının eylemlerinin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğuna karar vermiş, davalının itirazlarını ise ürünlerin fiziki incelemesi yapıldığı ve tasarımın özünü değiştirmediği gerekçesiyle reddederek, davacının ihlalin tespiti, önlenmesi ve tazminat taleplerini haklı bulmuştur.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:████████ EsasKARAR NO:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU:Markaya Tecavüz ve Haksız rekabetten Kaynaklanan, Tazminat İstemliKARAR TARİHİ:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın 2021 sezonunda 2 varyant, 2022 sezonunda 7 varyant olmak üzere dava konusu tüm "..." tasarımlarını ... tescil numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde koruma altına aldığını, SMK 64/3. Maddesi gereği tasarım tescil başvuru tarihinin kesinleşmesi ile başladığını başvuru tarihi ise, SMK 64/1. Maddesi gereği başvurunun Kurum tarafından alındığı tarih itibarıyla kesinleştiğini dolayısıyla müvekkili firmanın dava konusu tasarımın tescil kaynaklı koruma süresi 30.05.2022 tarihinden itibaren başlamış ve devam etmekte olduğunu davalı firmanın , müvekkili şirkete ait tescilli tasarımların aynısını/ ayniyet derecesinde benzerini iltibas yaratacak şekilde hukuka aykırı olarak ve müvekkili firma tasarımına oluşan yoğun ilgiden dolayı haksız kazanç elde etme saikiyle ticari anlamda kullanmış, satışını yaptığını beyanla davalı tarafından müvekkillerine ait tasarım hukuka aykırı olarak izinsiz şekilde kullanıldığının tespiti, tasarım ihlalinin önlenmesi, kararın basın yolu ile ilanı, maddi tazminat taleplerimizin HMK 107 maddesi mucibince belirsiz alacak davası olarak kabulüyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, tüm alacak taleplerine ilişkin dava tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.TALEP ARTIRIMDavacı vekili 23.09.2024 tarihli dilekçesinde; HMK 107 maddesine göre 1.872.240,19 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili aşamalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"... dosya kapsamına alınan bilirkişi kök ve ek rapor gerekse de değişik iş sayılı dosya üzerinden yapılan incelemeler neticesinde tasarımlar karşılaştırıldığında; her ikisi de benzer biçimlerde kesilmiş öğelerden oluşmakta ve bu öğelerin birbirleri ile ilişkileri aynı olduğu her ikisinin üst öğesinin yaka kesimleri ve orta bölümünde yer alan fermuarın uzunluğu, altındaki öğe ile ilişkisi aynı olduğu her iki tasarımın alt öğesi bileğe kadar olduğu tasarımlarda yer alan desenler ve kafada kullanılan aksesuarlar farklı olmakla beraber tasarımlara ayırt edicilik katmamakta olduğu yapılan değerlendirme sonucunda davacıya ait tasarım ile davalı tarafa ait tasarım arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları tartışmasız olup, bahsi geçen eylemin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği gibi tecavüz teşkil eden tasarımların ticari faaliyete konu edilmesi, satılması gibi eylemlerin TTK 55. Madde kapsamında haksız rekabet kapsamında olduğu değerlendirilmiştir.Davalı vekili dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarını sunmuş ise de; Davalı vekilinin itiraz dilekçesinin büyük bir kısmı, taraf firmaların kalitesi, ticari hacmi ve bilinilirliği yönünde olduğu, davalının bu husustaki beyanlarının davanın konusu ile ilgisinin bulunmadığı dolayısı ile yerinde olmadığı, Davalı taraf, bilirkişiler tarafından ürünler üzerinde fiziki inceleme yapılmadığını iddia etmekte ise de; gerek değişik iş dosyasında alınan rapor gerek iş bu dava dosyası ile ayrıntılı olarak mevzuata ve bu yöndeki yüksek mahkeme kararlarına uygun incelemeler yapılmış olup, dosya kapsamına alınan ek raporun 23-24-25. Sayfalarında ürünlerin fiziki incelemesi yapılmış, cansız mankenlere giydirilerek ürünlerin mukayeseli değerlendirmeleri görsel olarak da rapora derç edilmiş olup, davalı yanın bu yöndeki itirazlarının da yerinde olmadığı, davalı tasarımı ile davacı tasarımları arasında küçük ayrıntılarda farklılık bulunduğu, dosya kapsamına alınan iki rapor ve değişik iş dosyası ile alınan bir rapor olmak üzere 3 raporda da tasarımların ortak ve benzer yönlerinin ayrıntısı ile anlatıldığı ve sonuç olarak Davacı tarafa ait tasarım ile Davalı tarafça kullanılan tecavüze konu olan tasarımının giysiyi oluşturan parçalar, kalıp, kullanılan malzeme ve dikim tekniği ile oluşturulan dış görünümleri açısından bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, farklılıkların küçük detaylarda bulunduğu ve bu nedenle benzer olarak algılandıklarından tecavüzün oluştuğu ayrıca davalının itirazı üzerine yenilik ve ayırt edicilik incelemesi de bilirkişi heyeti tarafından yapılmış ve davacı firma tasarımlarının yeni ve ayırt edici olduğu da tespit edilmiştir. Davalı yanın alınan raporlara yönelik itirazları yerinde bulunmamıştır ...Netice olarak davalının, dava konusu tasarım ihlal edilen ürünleri, ... ürün kodu ile paraşüt kumaş 3 lü tesettür mayo takımı adı altındaki satış yapmakta olduğu, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları ile ispatlanmış olup, özellikle bilirkişi ek raporunun 26. Ve 27. Sayfalarındaki görsel anlatımlardan anlaşılacağı üzere fatura ve ürün ambalajı üzerindeki uyumun bu durumu özellikle tevsik ettiği anlaşılmakla davalı yanın kodun genel ürün kodu olduğu yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı bu hususu ispatlamaya elverişli bir delil de sunmadığı anlaşıldığından itirazı yerinde bulunmamış, anılı sebeplerle davacı yanın maddi tazminata ilişkin SMK151/2-b maddesi kapsamında talep edeceği tazminatın 1.872.240,19 TL olduğu, ihlal teşkil eden eylemler, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, zararın mahiyeti ve somut olay nazara alındığında 50.000,00 TL manevi tazminat uygun bulunmuş..." şeklindeki gerekçeler ile neticeten;"-Açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;- Davalı tarafından davacının tasarım hakkına yapılan tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile, mezkur tasarım ihlallerinin önlenmesine, -Davalı tarafından davacıya ait tasarıma tecavüz sebebi ile tecavüze konu tasarım ürünlerin ve bu ürünlere ilişkin her türlü tanıtım materyallerinin masrafı davalı yana ait olmak kaydıyla toplatılarak imhasına, (ürünlerin üretilmesine yarayan makinelerin bu kapsamda tutulmamasına,)- Kararın kesinleşmesinden sonra, masrafı davalıdan alınmak suretiyle gerekçe özeti ile HÜKÜM fıkrasının Türkiye genelinde yayınlanan üç büyük gazeteden birinde ilanına,-50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,-1.872.240,19 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, " şeklinde karar vermiştir.İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle;İlk derece mahkemesinde davaya dayanak teşkil ettirilen delil tespiti dosyası ve itiraza konu davaya dair evraklar müvekkilinin e-tebligat adresine tebliğ ettirildiğini ancak anılan adres âtıl vaziyette olduğundan ve kontrol edilmediğinden evrak ve dokümana süresinde vâkıf olunamadığını, davadan keşif aşamasında haberdar olunduğunu, dava dilekçesine cevap verilmesi ve tensip zaptında davalıya yüklenen görevlerin yerine getirilmesi mümkün olmadığını, Cevap dilekçesi vermeyen davalının davayı inkâr etmiş sayılarak ancak inkâr çerçevesinde savunma yapabileceğini,Müvekkil şirketin tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, uzun yıllardır tekstil sektöründe tescilli “...” markası ile faaliyet gösterdiğini, tüketici nezdinde belirli bir tanınırlığa ulaştığını, markanın tescilli olduğunu, Aleyhe isnadı kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu kullanım, davalı müvekkilinin yıllardır var olan bilgi, birikim ve çalışmasına dayanan, yalnızca kendi müşteri kitlesine yönelik hukuka uygun kullanımlar olduğunu, sektörde markalaşmış olması ve sektörde hatırı sayılır bir yerinin olması sebebiyle, müvekkilinin tüm hukuki şartlarını sağladığı, hukuki prosedüre riayet ederek tescil ettirdiği kendi markasını kullanmaya ve bu markayla piyasaya sürdüğü ürünleri satmaya yıllar öncesinden başladığını, müvekkilinin piyasada tanınırlığı, saygınlığı ve büyüklüğü davacı taraftan fazla olduğunu, Müvekkili firmanın satışını gerçekleştirdiği ürünlerin esas itibariyle belirli bir kitleye, etnik veya dini gruba yönelik ürünler olmayıp geniş ürün yelpazesiyle her kesimden insanın tercih sebebi olabildiğini, Davacı firmanın satışını gerçekleştirdiği ürünler esas itibariyle belirli bir kitleye yönelik ürünler olup ürün yelpazesi de dar olduğunu,Müvekkili firmanın satışa arz ettiği üründe kol kısmı tasarımsal olarak su geçirmemesi ve tüketicinin rahat etmesi için örme kumaştan, beden kısmı da bedene yapışmaması için paraşüt kumaştan mamulken, Dava konusu üründe parmak geçirme kısmı ve kenar yırtmacı bulunmakta olup ürünün tamamı aynı kumaştan mamul olduğunu, Müvekkilinin ürünü üçlü paket halinde satılırken davacı ürünü dörtlü paket şeklinde satmakta olduğunu, müvekkilin başlık kısmı kendi tasarımıyken davacının başlık kısmı ... modelinin başlık kısmının aynısı mahiyetinde olduğunu, Dava konusu üründe davacının kullandığı fermuar gayet bayağı iken, müvekkilce kullanılan fermuar kalite olarak piyasadaki ürünlerin çok çok üstünde olduğunu, müvekkili tarafından satışa arz edilen ürünlerde desenler, müvekkil bünyesinde istihdam edilen desen tasarımcıları tarafından birçok teknik ve sosyal analizden sonra çizilmekte ve ürüne uygulanmakta olduğunu, Davacının üst bedendeki paraşüt kısmı kalıbı köprü üstünde kalmakta iken müvekkilce satışa arz edilen ürünün üst bedendeki paraşüt kısmı kalıbı köprünün içinde kalmakta olduğunu, davanın reddi gerektiğini, ..., firmasının 2018'deki bahar kreasyonunda Müslüman kadın sporcular için hazırlanan başörtüsünü tanıtmış olup devamla 2019 yılında da, çeşitli tasarımlarla tesettür mayo satışlarına başlamış olduğunu, ...’ın tesettür mayo pazarına girmesinden sonra Türkiye’deki birçok firma da bu alana özel bir merak salmış ve kendi müşteri portföylerini de nazara alarak girişimlere başlamış olduğunu, bilirkişi raporunda ortalama tüketici nezdinde farklılık oluşturmayacak derecede benzer mahiyette şeklinde tabir edilen tesettür mayoyu 2020 yılının başlarında piyasaya sürüldüğünün tespit edildiğini, bizzat davacının 2021 yılında tasarladığını iddia edip tescile konu ettiği ürünü, davacıdan zaten birkaç yıl önce piyasaya sürülmüş bir ürün olup burada davacı aleyhine bir hak ihlali olmadığını,Raporda farklılar yönünde yeterli inceleme yapılmadığını, ürünün fiziken incelenmediğini, ham madde türleri, üründe kullanılan eklentilerin mahiyeti ve ürünün bizatihi genel kapsamı değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun tasarım incelemesinde mali değerlendirmeye konu edilen ürünün dava konusu ürün olup olmadığının dahi vuzuha kavuşturulmadığını,Davacının tescile konu ettiği ürün yeni ve ayırt edici olmaktan uzak olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. -Davacı vekili dosyasın istinaf aşamasında beyan dilekçesi ve ekinde uzman mütaalası sunmuştur.GEREKÇEDava, tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili istinafında; davaya dayanak teşkil ettirilen delil tespiti dosyası ve itiraza konu davaya dair evrakların davalının e-tebligat adresine tebliğ ettirildiğini, ancak Müvekkilinin adresinin âtıl vaziyette olduğunu, kontrol edilmediğini, davadan keşif aşamasında haberdar olunduğunu beyan etmiş ise de, davalı adına tebligat yapılmış olup yargılama aşamasında davalı vekili vekaletname sunarak kök ve ek raporlara karşı beyan dilekçeleri sunmuş olmakla usule ilişkin itirazların reddi gerekmiştir. Somut uyuşmazlıkta; mahkemece alınan bilirkişi raporu ve delil tespit raporunda davalı ürünü ile davacı tasarımının usulüne uygun karşılaştırması yapılmış ve benzer oldukları tespit edilmiştir. Tasarımda korunan görünüm olup kök raporda davalının sosyal medya hesabından ürün görselleri incelenmiş, ek raporda da fiziki ürün incelenerek karşılaştırma yapılmıştır. Bilirkişi heyetinden tasarım uzmanı bilirkişinin yer aldığı, raporun yeterli ve hükme elverişli olduğu, davacının tescilli tasarımı mevcut olup tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin açılmış bir dava olmadığından tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsuruna haiz olmadığına ilişkin davalı itirazının incelenmesine yer olmadığı, rapordaki tespitlere göre tasarıma tecavüzün koşullarının oluştuğu, mali yönden de bilirkişi raporundaki tespitlerin esas alınmasının yerinde olduğu dikkate alındığında neticeten mahkemenin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf sebepleri ve kamu düzeni dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 131.308,23 TL-TL harçtan, peşin alınan 32.850TL harcın mahsubu ile bakiye 98.458,23TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 320TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026