Uygulama kadastrosu sonrası taşınmaz yüzölçümü eksikliği iddiasıyla açılan mülkiyet davasında, kadastro kesinleşmesi ve bilirkişi raporları ışığında, uygulama kadastrosunun mülkiyet uyuşmazlığı çözme amacı taşımadığı yönündeki kararın temyiz incelemesi.
Özet: Dava, uygulama kadastrosu sonucunda davacıların taşınmazının yüzölçümünün eksildiği ve bu eksikliğin davalılara ait parsele geçtiği iddiasına dayanmakta olup, bilirkişi raporunda yüzölçümü farklılıklarının tesis kadastrosundaki ölçüm yöntem ve alet hassasiyetlerinden kaynaklandığı ve tecviz sınırları içinde kaldığı, ayrıca tesiste tersimat hatası bulunmadığı tespit edilmiş; ilk derece mahkemesi, uygulama kadastrosunun mülkiyet ihtilaflarını çözme amacı taşımadığı gerekçesiyle davacı talebinin reddine hükmetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ███████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 897 parsel sayılı 8.020 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 15 46... parsel numarasıyla ve 7.930,22 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 475 parsel sayılı 7.660 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 15 46... parsel numarasıyla ve 7.586,91 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında davacı ve müştereklerine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalılara ait 15 46... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında dava konusu 15 46... parsel sayılı taşınmazın diğer tapu malikleri ... ve arkadaşları davaya dahil edilmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... müşterek sundukları cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tespitlerinin 1974 yılında yapıldığını, on yıllık süre içerisinde dava açılmadığı için kadastro tespitlerinin ve dolayısıyla da tapuların kesinleştiğini, bu nedenle davanın öncelikle süre yönünden reddi gerektiğini, yenileme çalışmalarının yeni bir kadastro tespiti olarak kabul edilemeyeceğini, sadece 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesindeki koşullara göre tersimat ve ölçüm hatalarının düzeltilmesine yönelik çalışmalar yapılabileceğini, kesinleşen sınırların tarafların tümünün beyanları alınmadan değiştirilemeyeceğini, kaldı ki somut olaydaki ilk sınırların sabit sınırlar olduğunu, dolayısıyla dava ile değiştirilmelerinin mümkün olmadığını, sınırlarda herhangi bir hata bulunmadığını, sınırlarda hata yapılmış olsa dahi on yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığından bu sınırların yenileme kadastrosu sırasında da düzeltilemeyeceğini, ayrıca elatmanın önlenmesi davasının sonuçlarının yenileme ile ortadan kaldırılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "10.08.2022 havale tarihli üçlü harita mühendisi heyeti tarafından tanzim edilmiş bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazlardan 15 46... parsel sayılı taşınmazın yenileme çalışmaları sonucu yüzölçümünde 91,09 metrekare 15 46... parsel sayılı taşınmazın yenileme çalışmaları sonucu yüzölçümünde 89,78 metrekare azalmanın olduğu, keşif esnasında davacı ve davalı tarafların göstermiş olduğu sınırlar ölçülmüş, tesis kadastrosu paftasında herhangi bir tersimat hatası yapılmadığı, dava konusu parsellerin bulunduğu bölgede tesis kadastrosu paftası ile yenileme kadastrosu paftasının birebir çakıştığı, tesis kadastrosu paftasında davacının iddia ettiği şekilde bir sınırın bulunmadığı, 1974 yılına ait hava fotoğraflarında dava konusu 15 46... ve 2 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki müşterek sınırda bir sınır olmadığının tespit edildiği, davalı parsellerde yenileme kadastrosu sırasında meydana gelen yüzölçümü farklarının tesis kadastrosunda kullanılan ölçü yöntemi ve ölçülerde kullanılan alet hassasiyetlerinden kaynaklandığı ve bu farklılığın tecvizin içinde kaldığı, zeminde parsellerin müşterek sınırında sabit bir sınır olmadığı, 1974 yılına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde davalı parsellerin kuzey ve güney sınırlarının dere yatağında kaldığı, fiili olarak zeminde var olan çay bahçesinin tesis kadastrosundan sonra dikildiği, dava konusu parsellerin sınırlarının yenileme kadastrosundaki tescilli hali ile kalmasının uygun olacağının rapor edildiği; uygulama kadastrosu, önemli oranda bir mühendislik faaliyeti olup uygulama kadastrosunun yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesi gerektiği, davacının talebinin ise Of Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında yer alan (B) ve (C) harfleriyle gösterilen toplam 761,30 metrekarelik alanın davacılara ait olduğu ve davacılar adına tescil talebini içerdiğinin anlaşıldığı, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı, bu doğrultuda 10.08.2022 havale tarihli harita mühendislerine ait bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu kanaatine varılmakla 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmalarının tekniğe ve mevzuatına uygun olarak yapıldığının rapor edildiği görülmüş olup davacıların talebinin ise Of Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında yer alan (B) ve (C) harfleriyle gösterilen toplam 761,30 metrekarelik bölümün tapusunun iptali ve adlarına tescil talebi içerdiği işbu bölümün davalılara ait 15 46... parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kaldığının anlaşıldığı, davacıların talebinin mülkiyet uyuşmazlığına dair olduğu ve bu talebinde uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda yer almayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacılara ait taşınmazın 1974 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 897 parsel numarasıyla tespit edildiğini, 2018 yılında yapılan yenileme kadastrosu sonucunda söz konusu parselin 15 46... parsel numarasını aldığını, 1974 yılındaki ilk kadastrodan sonra müvekkilleri aleyhine elatmanın önlenmesi davası açıldığını, Of Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.06.2009 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla ekli krokide (B) ve (C) harfleriyle gösterilen toplam 761,30 metrekare yüzölçümündeki kısımların karşı tarafa ait 475 parsel sayılı taşınmaza ait olduğuna karar verildiğini, verilen kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, ne var ki köydeki tapulama çalışmalarında yaygın şekilde hatalar yapılması ve ilgili parsel maliklerinin başvuruları üzerine 2018 yılında dava konusu köyde yenileme çalışmaları yapıldığını, bilindiği üzere bir yerde yeniden kadastro kararı verilmesiyle birlikte daha önceki tapulama tespitleri ve buna bağlı bütün değerlendirmelerin hatta mahkeme kararlarının ortadan kalkarak hükümsüz hale geleceğini, dolayısıyla el atmanın önlenmesi davasında verilen kararın da hükmünü kaybettiğini, yeniden kadastro yapılmasına karar verilmekle ilgililer için yeni bir hukuki durum doğduğunu, el atmanın önlenmesi davasında düzenlenen krokide (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımların kadimden beri müvekkiline ait taşınmazın sınırları içerisinde kaldığını, krokide (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımların tapu kayıtlarının iptali ile 15 46... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmesi gerektiğini, hükmünü kaybeden önceki mahkeme kararına göre işlem tesis edilemeyeceğini, tapu malikleri ... ve ... ...'in terekelerine temsilci atanması için mahkemece kendilerine yetki ve kesin süre verildiğini, kendilerinin de verilen yetki uyarınca adı geçen tapu maliklerinin terekelerine temsilci atanması için Of Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas ve ████████ Esas sayılı dosyalarında dava açtıklarını, açılan dosyaların numaralarının da eldeki dosyaya bildirildiğini, bu dosyaların sonucu beklenmeden ve yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu davaların sonucunun eldeki davaya herhangi bir katkısı olmayacaksa neden açtırıldığını, mahallinde yapılan keşfin ve düzenlenen bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, dolayısıyla mahallinde yeniden keşif yapılması gerektiğini, yine keşifte bir kısım davacı ve davalı tanıklarının dinlenildiğini ve onların yer göstermeleri ile birlikte keşfin yapıldığını, keşif tutanağından da görüleceği üzere mahalli bilirkişilerin ve davacı tanıklarının bir kısmının dinlenmediğini, yapılan keşfin hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığını, bu nedenle mahallinde yeniden keşif yapılması ve rapor alınması gerektiğini, mahallinde yapılan ölçümler sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda davacıların hissedarı olduğu 15 46... parsel sayılı taşınmazın 8.200,00 metrekare olan alanının 7.930,22 metrekare olarak değiştirildiği ve dava konusu her iki parselin de alanında yenileme çalışmaları sonucunda azalma meydana geldiğinin belirtildiğini ancak buna rağmen aynı raporun sonuç kısmında dava konusu parsellerin sınırlarının yenileme kadastrosundaki gibi kalmasının uygun olacağı değerlendirmesinde bulunulduğunu, bu durumun raporun kendi içerisinde çelişkili olmasına neden olduğunu, zira hem dava konusu taşınmazın yüzölçümünde azalma olduğunun belirtilip hem de hakim yerine geçecek şekilde eksiklik olsa dahi sınırların yenileme kadastrosundaki gibi kalmasının uygun olacağı şeklinde görüş bildirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, raporun kendi içerisinde çelişkili olup mahallinde yeniden keşif yapılması gerektiğini ileri sürmüş ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!