Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 5607 sayılı Kanuna muhalefetle ilgili mahkumiyet kararında ceza hesaplaması, TCK 53 ve 58 uygulaması hatalarını düzelterek hükmü onadı.
Özet: Kaçakçılık suçundan verilen mahkûmiyet kararında, etkin pişmanlık imkanı sunulan sanığın ödeme iradesi beyan etmemesinin yanıltıldığı anlamına gelmeyeceği belirtilirken, ceza miktarının hesaplanmasındaki bazı hataların aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmadığı; fakat mahkemenin Türk Ceza Kanununun 53. maddesindeki hak yoksunluklarını güncel yasal değişiklikler ışığında yeniden değerlendirmemesi ve mükerrirlere özgü infaz rejimini adli para cezasına hatalı uygulaması gibi hukuka aykırılıklar tespit edilmiştir; bu hukuka aykırılıklar yeniden yargılamayı gerektirmeksizin Yargıtay tarafından düzeltilerek ilk derece mahkemesi hükmü onanmıştır.
7. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanığın, ödeme imkânının bulunmadığını beyan etmesi ve ödeme iradesinde bulunmaması karşısında, sanığın yanıltılmış sayılamayacağı cihetle, Tebliğname'de belirtilen (1) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18-son cümlesi yollaması ile aynı Kanun'un 3/5. maddesi gereği temel ceza 1 yıl 10 ay hapis cezası olarak belirlendikten sonra 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi gereği 1/2 oranında artırım yapılması esnasında cezanın "1 yıl 21 ay hapis cezası" olarak belirlenmesi yerine yazılı şekilde "2 yıl 9 ay hapis cezası" olarak belirlendiği, ancak aynı Kanun'un 3/10-son cümlesi uyarınca hürriyeti bağlayıcı cezanın 3 yıldan az olamayacağı anlaşılmakla, hapis cezasının 3 yıla yükseltilmesi nedeniyle, bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3/10-son cümlesi gereği belirlenen 3 yıl hapis cezasından aynı Kanun'un 3/22. maddesi (10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesinin "3/23." maddesi olarak değiştirildiği gözetilerek) gereği 1/2 oranında indirim yapılarak sanığın "1 yıl 6 ay hapis cezasıyla" cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, Mahkemece "1 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla" cezalandırılmasına karar verilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 31100 sayılı, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile yapılan değişiklik nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
2.Sanık hakkında hem hapis, hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasında adlî para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükümden (A-10) numaralı bendin çıkartılarak yerine "15.04.2020 tarihli, 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesi'nin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı iptal kararı gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1, 2, ve 3. fıkralarının uygulanması" ifadesinin eklenmesi, hükmün (A-11) numaralı bendinde yer alan "cezanın" ibaresinin çıkartılarak yerine "hapis cezasının" ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.06.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!