Menfi tespit davasında, taraflar arasındaki banka havalesiyle gönderilen paranın borç mu yoksa dayıya iletilmek üzere vekaletsiz iş görme mi olduğu tartışması.
Özet: Davalı tarafından davacı hesabına gönderilen 30.000 İsviçre Frangının, davacının dayısının borcu için aracı olarak aktarıldığı ve davacının davalıya borçlu olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesi havalenin yasal olarak mevcut bir borcun ödenmesi amacı taşıdığı karinesiyle davacının borçsuzluğunu tespit ederek talebini kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı onarken, davalı vekili paranın davacıya borç verildiğini, davacının sebepsiz zenginleşme kapsamında iade etmesi gerektiğini ve hatta paranın davacı adına alınan taşınmaz bedeli olduğunu ileri sürerek temyiz başvurusu yapmıştır.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., 2025/. K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., 2021/... K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının borcu olan bedeli bankadan 16.09.2008 tarihli havale ile müvekkilinin dayısı olan ...'e gönderilmek üzere müvekkilinin hesabına gönderildiğini, müvekkilinin de parayı hemen bir gün sonra 17.09.2008 tarihinde dayısı olan ...'e gönderdiğini, müvekkilinin işbu icra dosyasına konu olabilecek bir şekilde davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bu bedelin müvekkilinin üzerinden gönderilme nedeninin, davalının İsviçre'de yaşamakta olması ve müvekkiline ait İsviçre bankası üzerinden bu gönderilen paradan yüksek bedelde komisyon kesilmemesi adına dayısının kendisinden ricacı olduğunu müvekkilinin bu bedelden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalının kötü niyetli olarak müvekkiline karşı 30.000 İsviçre ... tutarında ilamsız takip başlattığını ileri sürerek; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığı ve takip dosyasındaki tüm borcun menfi tespitiyle, davalı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafın davalı müvekkilinden borç istediğini, müvekkilinin de davacıya istediği miktarda parayı borç olarak bahsi geçen banka hesabına göndermek suretiyle verdiğini, şayet dava dışı ...'e olan borcunu ödemek için banka yoluyla borcunu göndermiş olsa idi, bu ödemenin borç için olduğu yönünde bir kayıt veya açıklama yazarak kendisini güvence altına alacağını, gönderilen paranın davacıya borç olarak gönderildiğinin açık ve net olduğunu, bu süreçte müvekkilinin, borcunu ne zaman geri ödeyeceğini öğrenmek amacıyla irtibata geçtiğinde davacının söz konusu borç parayı dava dışı ... ve ... için istediğini öğrendiğini, müvekkili tarafından borç olarak verdiği paranın davacı tarafından kendisine geri ödenmemesi nedeniyle davacıya karşı icra takibine gidildiğini, müvekkilinin davacıdan söz konusu alacağa ilişkin evraklarını istediğini, ancak davacının ilgili evrakları müvekkiline vermediği için itirazın iptaline ilişkin davayı açamadığını, bunun üzerine müvekkilinin, davacının kötü niyetini ancak anlayarak, kendisinden borç isteyenin de davacı olması sebebiyle, haklı olarak davacıya karşı yapılan icra takibi dosyası üzerinden alacağını tahsil etmeye çalışmaya devam ettiğini, savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; nüfus kayıtlarından iddia edilen şekilde dava dışı ...'in davacının dayısı olduğu, dosyada mevcut ...'e ait hesap dökümlerinin incelenmesinde, dava dilekçesinde belirtilen şekilde davacının kendisine gönderilen miktarda parayı dava dışı üçüncü kişiye 17.09.2008 tarihinde havale ettiği, yine, en başta davalı tarafça davacıya gönderilen para yönünden banka dekontunda herhangi bir açıklamanın yer almadığı, kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 555. ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havalenin, hukuksal niteliğinin bir ödeme vasıtası olduğu, bir başka deyişle havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunduğu, bu itibarla davacının davasını ispat ettiği, aksini gösterir başkaca bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine ve her ne kadar kötü niyet tazminatı da talep edilmiş ise de, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun oy çokluğuyla esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının kendisine gönderilen paranın borcundan dolayı olmadığını açıkça ikrar ettiğini, davacının bu bağımsız ikrarıyla davalının kendisine gönderdiği parayı sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iade etme borcu altında olduğunu, davacı tarafından davalının dava dışı ...'e borçlu olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, davalının dava dışı ...'e borcu olmadığını, 16.06.2021 tarihli celsede davacı vekilinin gönderilen paranın dayanağının ... tarafından davacı adına alınan taşınmazın bedelinin ödenmesi işlemi olduğu şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı tarafından gönderilen para ile davacı adına 02.09.2008 tarihinde...'de taşınmaz alındığını, davalının ise davaya konu borç parayı 17.09.2008 tarihinde gönderdiğini, davacının vekilinin 16.06.2021 tarihli celsedeki beyanları ile bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde beyanlarının doğrulandığını, komisyon ödememe konusunda gerçeğe aykırı beyanın arkasına sığındığını, karinenin eldeki davaya uygulanmasının hatalı olduğunu, davalı tarafından gönderilen paranın borç ödemesi olup olmadığının değil ... ile davalı arasında borç ilişkisi olup olmadığının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle banka dekontlarında açıklama bulunmaması nedeniyle menfi tespit davasında ispat yükü üzerinde bulunan davalının paranın borç olarak davalıya verildiğini ispatlayamamasına, davacının kendisine gönderilen parayı dava dışı dayısına gönderdiğine dair beyanlarının vasıflı inkar niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmediğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!