Vergi dairesinin usulsüz tebliğ ettiği haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davasında davacının borçlu olmadığının tespiti ve vekalet ücreti hususunda Yargıtay incelemesi.
Özet: Davacı, kendisine usulsüz tebliğ edilen haciz ihbarnamesi üzerine açtığı menfi tespit davasında, bilirkişi raporlarıyla kamu borçlusu şirkete borcu olmadığını kanıtlayarak haklı bulunmuş, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davacının borçsuzluğunu tespit eden kararları temyiz incelemesinden geçmiş, ancak ilk derece mahkemesinin davacı lehine hükmettiği nispi vekalet ücretinin, Avukatlık Kanunu uyarınca maktu vekalet ücreti olması gerektiği gerekçesiyle Yargıtay tarafından bu kısım yönünden bozularak, davanın esasına ilişkin diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/... E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/... E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan Vergi Dairesi Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin borcundan dolayı müvekkiline 25.11.2015 tarihli 210.000,00 TL bedelli fatura tanzim ettiğini, davalı Vergi Dairesi tarafından bu tespiti müteakiben 01.03.2016 tarihli ve 3978 sayılı haciz ihbarnamesinin düzenlendiğini, haciz ihbarnamesinin usulsüz şekilde tebliğ edildiğini, ... 1. Vergi Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyası ile haciz ihbarnamesinin iptali için dava açıldığını, müvekkilinin davalı şirkete hiçbir borcu olmadığını ileri sürerek; haciz ihbarnamesine dayalı Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından dayanak gösterilen, 25.11.2015 tarihli ve 189609 sayılı KDV dahil 210,000,00 TL tutarlı faturadan dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Vergi Dairesi vekili; davacının hali hazırda ... 1. Vergi Mahkemesinde iptal davası açtığını, işbu davada hukuki yararı olmadığını, bir yıllık süre geçtikten sonra davanın açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu haciz ihbarnamesi'nin davacı şirkete tebliğine ilişkin tebligat zarfının tetkikinde, şirket yetkilisine tebliğ edildiğine dair kaşenin olduğu, ancak hangi şirket yetkilisine tebliğ edildiğine ilişkin şirket yetkililerinin ismi ve işyerinde bulunmama nedenlerinin yazılmadığı, şirket yetkililerinin adreste olup olmadığı yönünde hiçbir açıklama olmadan tebligatın şirket yetkilisi ve çalışanı olmayan Nadire Duran isimli kişi imzasına 08.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı şirkete bu şekilde yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 51, 12... . madde hükümlerine aykırı olup usulsüz olduğu, bu hali ile davacı tarafın haciz ihbarnamesini öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihten itibaren davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı, davacının kamu borçlusu davalı şirkete olan borcunu ödemiş olduğunun dosya kapsamında mevcut belgeler ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu, buna göre haciz bildirisinin davacı şirkete tebliğ edildiği tarih itibariyle davalı şirkete haciz bildirisine konu borcunun bulunmadığı, gerekçesiyle; davanın kabulüne, 01.03.2016 tarihli ve 3978 sayılı haciz ihbarnamesi nedeniyle davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davacı lehine nispi vekalet ücretine karar verilmiş, karara karşı, davalılardan Vergi Dairesi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı Vergi Dairesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Vergi Dairesi vekili; İdare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu bulunduğunu ileri sürerek, usule ve yasaya aykırı olduğu kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, haciz ihbarnamesine ilişkin tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle davanın süresi içerisinde açılmış olmasına, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarıyla davalı kamu borçusu şirketin davacıdan alacağının bulunmadığının tespit edilmiş olmasına göre; davalı Vergi Dairesi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. 6183 sayılı Kanunun 79. maddesiyle; süresinde haciz bildirimine itiraz edilmediği takdirde, borcu bulunmadığını iddia eden kişiye menfi tespit davası açabilme imkanı tanınmıştır. Davacı tarafın söz konusu yasal hakkını kullanarak menfi tespit isteminde bulunduğu ve yargılama sonucunda haklı olduğu belirlenmiştir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretinin aleyhine hüküm verilen davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Her ne kadar davalı Vergi Dairesi vekili istinaf ve temyiz dilekçelerinde davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesini açıkça istinaf ve temyiz sebebi olarak göstermemiş ise de; anılan dilekçelerde kararın yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.Buna göre, İlk Derece Mahkemesince; 5904 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 1136 Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi hükmüne aykırı olarak davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 maddesi hükmü uyarınca, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı Vergi Dairesi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı Vergi Dairesi vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendi çıkartılarak yerine; "5- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 32.400,00 TL (davalılardan Vergi Dairesi Başkanlığının sorumluluğunun 9.200,00 TL'si ile sınırlı olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine," bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!