Daire satış sözleşmesinin feshedilmesi sonucu ortaya çıkan müspet, menfi, munzam ve manevi zararların tazmini ile senet ve protesto masraflarına yönelik hukuki uyuşmazlık.
Özet: Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin teslim edilememesi üzerine sözleşmenin feshedilmesi ve başlangıçta ödediği 185.000 TL bedele karşılık aldığı 200.000 TLlik senedin icra yoluyla tahsil edilmesine rağmen uğradığını iddia ettiği müspet, menfi, munzam ve manevi zararlarının tazmini talebiyle dava açmış; ilk derece mahkemesi sözleşmeyi geçersiz kabul ederek sadece protesto masrafını tazminata hükmetmişken, Bölge Adliye Mahkemesi satış sözleşmesini geçerli saymış, ancak sözleşme feshedildiğinden sadece menfi zararların istenebileceğini, davacının munzam veya manevi zarar koşullarının oluştuğunu ispatlayamadığını belirterek, 167,71 TLlik protesto masrafı dışındaki talepleri reddeden kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk (Tüketici) MahkemesiSAYISI : 2021/... E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 27.10.2017 tarihinde daire satış sözleşmesinin imzalandığını, dairenin satış bedelinin 185.000,00 TL, teslim tarihinin Aralık 2018 olarak kararlaştırıldığını, 167.000,00 TL ücretin havale yoluyla davalıya gönderildiğini, geri kalan 18.000,00 TL'nin de müvekkili tarafından ... şahitliğinde davalı şirkete ödendiğini, davalı tarafından sözleşmedeki edimlerin yerine getirmediğini, 09.07.2018 tarihinde tarafların sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle müvekkili ile davalı şirket arasında 30.09.2018 tarihinde 200,000,00 TL değerinde senet verdiğini, davalı şirketin senedin vade tarihinin dolmasına bir ay kala müvekkiline 20.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan 180.000,00 TL için ise Yalvaç İcra Müdürlüğünün ████████ Esas sayılı dosyası ile tahsil edildiğini, davacının daireden elde edeceği değerden mahrum kaldığını, davacının taşınmaz için ödediği bedeli vadeli hesapta bekletmekte iken davalının hesabına aktardığını, bu sebeple faiz gelirinden mahrum kaldığını, senedin ödenmemesi üzerine gönderilen protesto için masraf yaptığını, yasal faizi aşan zararı bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının sebep olduğu müspet, menfii ve munzam zararların tazmini için şimdilik 1.000,00 TL'nin davacıya ödenmesini, müvekkilinin davalı şirket tarafından mağdur edilmesi nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket; inşaatın yapılacağı taşınmazın İmar Kanunu'nun 18. maddesi uygulamasına tabi tutulması sebebiyle inşaata başlanılamadığını, arsa sahipleri tarafından idare mahkemesine dava açıldığından arsanın akıbetinin belli olmadığını, inşaata kendi elinde olmayan ve önceden tahmin edilemeyen bir nedenle başlanılamadığını, herhangi bir kusurunun bulunmadığını, 185.000,00 TL olan daire bedeline karşılık davacının da kabulüyle 200.000,00 TL ödenmesi karşılığında sözleşmenin 09.07.2018 tarihinde feshedildiğini ve davacıya 200.000,00 TL bedelli senedin verildiğini, senedin vadesi gelmeden davacıya 20.000,00 TL ödendiğini, kalan senet bedelinin icra takibiyle tahsil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; gayrimenkul devrine ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmelerde taraflar yerine getirmiş olduğu edimlerin iadesini isteyebileceği, davacının ödemiş olduğu 185.000.00 TL bedel karşılığında karşı taraftan 200.000,00 TL bedelli senet aldığı ve bu bedeli karşı taraftan tahsil ettiği, aralarındaki anlaşmaya göre ödenen 185.000,00 TL bedelin aynen karşılığının 200.000,00 TL olduğu, geçersiz sözleşmeye göre tarafların vermiş oldukları edimleri aynen geri aldığı, davacının karşı taraftan talep etmiş olduğu diğer zararları geçersiz sözleşmeler taraflarına hak ve borç doğurmaz ilkesi gereği talep etmesi mümkün olmadığı, ancak anlaşılan bedelin ödenmesi için yapılan protesto masrafından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, sabit olan 167,71 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talep sabit olmadığından reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı müteahhidin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendisine isabet eden dairelerden birisini davacıya sattığı sözleşmenin geçerli olduğu, bu nedenle Mahkemece sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı, davacının istinaf itirazları kapsamında munzam zarar talebi yönünden yapılan incelemede; tarafların sözleşmeyi feshettikleri, sözleşmenin feshi halinde menfi zararın talep edilebileceği, müspet zarar istenemeyeceği, davacının temerrüt faiziyle beraber alacağı asıl alacak miktarını aşan bir munzam zararını ispat edemediği, davacı vekili icra takibi yapılması sebebiyle avukat tutmak zorunda kalan müvekkilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 329. maddesi gereğince vekalet ücreti talep edebileceğini ileri sürmüş ise de; söz konusu yasa maddesinin davada uygulama yeri bulunmadığı, sözleşmeye aykırı davranılması tek başına manevi tazminat gerektirmediğinden manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı, davacının menfi zarar kapsamında 167,71 TL protesto masrafı dışındaki talepleri yerinde değil ise de; Mahkemece sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle bu konudaki taleplerinin reddedilmesi yerinde görülmediğinden, Mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği, kamu düzeni yönünden yapılan incelemede de; harçtan muaf olan davacıdan alınan harçların iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı görüldüğü gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının mahkemenin gerekçesi ve harç yönünden düzeltilerek, esas hakkında yeniden davanın kısmen kabulüne, sabit olan 167,71 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talep sabit olmadığından reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk (culpa in contrahendo) kuralları gereğince temerrüte düşmekte kusuru olmadığını ispat edemeyen davalının zarardan sorumlu olduğunu, dava açılırken sözleşmedeki hususları haksız olarak yerine getirmediğini, emekli olan müvekkilinin emekli ikramiyesini mevduat hesabına yatırdığını, daire satış sözleşmesini yerine getirmeyen davalının vadeli hesaba ilişkin olarak kaybettiği faiz gelirini talep etme hakkı bulunduğunu, her ne kadar icra takibinde avans faizi talep edilerek icra takibi yapılmış ise de; bilirkişinin en azından ödemenin yapıldığı ilk tarihle senedin vade tarihi müvekkilinin parasını vadeli hesapta nemalandıramamasından kaynaklanan zararları hesaplaması gerektiğini, icra takibi yapmak zorunda kaldığından ve avukat tutmak zorunda kaldığından HMK'nun 329. maddesi gereğince zararının karşılanması gerektiğini, yaşadığı stres sebebiyle manevi tazminat koşullarının da oluştuğunu, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, gayrimenkul satış sözleşmesinden kaynaklanan menfi, müspet, munzam zarar talebi ile ödememe protestosu için yapılan 167,71 TL'nin karşı taraftan tahsili ve manevi tazminat istemine istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı olarak feshedilmiş olması nedeniyle davacının müspet zararını talep edemeyecek olmasına, davacının ödememe protestosu dışındaki menfi zararını ispatlayamamasına, davacının parasını değerlendirdiğini beyan ettiği mevduat faizinin oranı ile icra takibinde uygulanan faiz oranın yakın olması nedeniyle munzam zararın oluşmamasına, HMK'nın 329. maddesi uyarınca davalının kötüniyetli olduğu ispatlanamamasına, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.