İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, davacının Borçlar Kanunu 122. maddesi uyarınca istediği aşkın zarar tazminatı talebinin somut delillerle ispatlanamaması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını onadı.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, temerrüt faizini aşan aşkın zarar tazminatı davasında, ilk derece mahkemesinin zararın somut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi kararını incelemiş; davacının yargılama görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, kusur incelemesi yapılmadığı, sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü ve enflasyon gibi ekonomik göstergelerin aşkın zararı karine olarak doğurduğu iddialarını reddederek, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu ve Türk Borçlar Kanununun ilgili maddesi uyarınca aşkın zararın tazmini için borçlunun kusursuzluğunu ispat edememesi ve alacaklının zararı somut olgularla kanıtlaması gerektiğini, genel ekonomik koşulların tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, davacının aşkın zararı ispat edememesi nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: █████████
KARAR NO : █████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 28/4/2023
NUMARASI : ████████ (E) - ████████ (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 9/7/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122'nci maddesi uyarınca aşkın (munzam) zarar tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, aşkın zararın varlığının somut kanıtlarla ıspatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu; ilk derece mahkemesi tarafından davalı yanın kusurlu olup olmadığı incelenmeden, karar verilmesinin adil yargılama hakkına aykırı olduğunu, TBK'nin 122'nci maddesi uyarınca kusursuzluğunu ispat edemeyen tarafların bu zararı ödemek zorunda olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99'uncu maddesi uyarınca hak sahibinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) kapsamındaki zararların giderilesi başvurusu üzerine 8 iş günü içinde ödeme zorunluluğu altında olan sigorta şirketinin, tazminatı zamanında ödemediğini; aşkın zararın faizi aşan bir talep olduğunu, enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması durumunda aşkın zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiğinin ilk derece mahkemesi tarafından göz ardı edildiğini, aşkın zararın kusura dayanan borçlunun temerrüdünün hukuki bir sonucu ve alacaklının zararının faizi aşan bölümü olduğunu, alacaklının uğradığı zararın temerrüt faizinin üstünde gerçekleşmiş olması durumunda TBK'nin 105'inci maddesinin gündeme geleceğini; ilk derece mahkemesi kararlarına dayanak Yargıtay kararlarından sonra Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarla adeta ortadan kalktığını kişilerin ekonomik değişkenlik karşısındaki maddi varlığının korunması amacıyla soyut ispat hususunun kabul edildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddelerinde düzenlenen Sigorta Hukukundan kaynaklanan eldeki davaya bakma görevinin, aynı Kanun'un 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "a" bendi uyarıca asliye ticaret mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında, bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Bilindiği gibi, TBK'nin 121'inci maddesi uyarınca alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.
Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin █████████ (E) - █████████ (K) sayılı kararında belirtildiği üzere, aşkın zarar, alacağını zamanında borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Aşkın zararın tazmini için aşkın zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun nedensellik bağının bulunması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle aşkın zarara uğranıldığı iddiası aşkın zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına aşkın zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının aşkın zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut olgulara ispatlaması gerekir.
Davacı vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakeminin 6/2/2022 gün ve ███████████ (E) - ██████████ (K) sayılı kararıyla, davacıya ait ... plakalı aracın uğradığı hasar nedeniyle toplam 6.441 TL tazminatın █████/2021 gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... AŞ'den tahsil edilerek başvurana ödenmesine karar verilmiş; anılan hakem kararına dayanılarak başlatılan İstanbul Anadolu 20'nci İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibinde, davalı ... AŞ tarafından 23/5/2022 günü 14.040,29 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davacının ögeleri yukarıda açıklanan aşkın zararını ispat edemediği dikkate alındığında, aşkın zarara ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı Ahmet Deren vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin ödenen 179,90 TL mahsup edilerek, bakiye 552,10 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 9/7/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!