Nitelikli yağma suçunda istinaf bozması sonrası yeniden kurulan ve düzeltilerek esastan reddedilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde delil yetersizliği iddialarının değerlendirildiği karar.
Özet: Nitelikli yağma suçundan sanıklar hakkında açılan davada, ilk derece mahkemesince verilen 6 yıl 6 ay hapis cezasının istinaf mahkemesince sorumluluk tespiti ve ilgili kanun maddesi uygulaması eksiklikleri nedeniyle bozulmasının ardından, dosyanın geri gönderilmesi üzerine ilk derece mahkemesince 6 yıl hapis cezası verilmiş, bu yeni karar istinaf mahkemesince etkin pişmanlık hükümleriyle ilgili küçük bir metinsel düzeltme yapılarak esastan reddedilerek onanmış; sanık müdafileri ise mağdur beyanlarındaki çelişkiler, somut delil yetersizliği ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda beraat kararı verilmesi gerektiğini savunarak temyiz başvurusunda bulunmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;I.HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceSanıklar hakkında Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla nitelikli yağma suçundan mağdura yönelik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 149/1-a-c-d-h, 168/3-1, 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına sanık ... hakkında mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık ... hakkında ikinci kez mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.B. İstinafAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli ve █████████ esas, ████████ karar sayılı kararı ile sanıklar müdafilerinin istinaf istemleri üzerine; "sanık ...'ın cezai sorumluluğu araştırılmadığı, kabule göre de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-h maddesinin uygulanma koşullarının tartışılmadığı, sanık ... hakkında Ankara Batı 2. İnfaz Hakimliğinin ███████ esas, ███████ karar nolu kararı ile verilen şartlı tahliyenin açıklanması ile ilgili ihbarda bulunulmuş ise de, bihakkın tahliye tarihinden sonra istinaf talebine konu suçu işlediği anlaşılmakla 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un ██████. maddesi uyarınca şartlı tahliye kararının geri alınamayacağının gözetilmemesi," gerekçeleri ile hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun'un) 280/1-e ve 289/1-i maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.C. Bozma Üzerine İlk Derece Sanıklar hakkında Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla nitelikli yağma suçundan mağdura yönelik 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d, 168/3-1, 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına sanık ... hakkında mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık ... hakkında ikinci kez mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.D. İstinafAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 07.06.2024 tarihli ve ████████ esas, █████████ karar sayılı kararı ile sanıklar müdafilerinin istinaf istemleri üzerine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun'un) 280. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve 303. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, "Hükümlerin, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yönelik 2. paragrafında yer alan “168/1-3” ibaresinin çıkarılarak yerine “168/3-1” ibaresinin yazılması suretiyle" düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.II.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Çelişkili mağdur beyanı esas alınarak hüküm kurulduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiği, iletişim tespiti raporu incelendiğinde telefonu aldığı iddiasının gerçek dışı olduğunun anlaşıldığı, mahkûmiyet için somut bir delil bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Beraat kararı verilmesi gerektiği, mağdur beyanı dışında delil bulunmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıklar hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıkların anılan suçlardan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 24.02.2023 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında özetle "sanık ...'ın cezai sorumluluğu araştırılmadığı, kabule göre de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-h maddesinin uygulanma koşullarının tartışılmadığı, sanık ... hakkında Ankara Batı 2. İnfaz Hakimliğinin ███████ esas, ███████ karar nolu kararı ile verilen şartlı tahliyenin açıklanması ile ilgili ihbarda bulunulmuş ise de, bihakkın tahliye tarihinden sonra istinaf talebine konu suçu işlediği anlaşılmakla 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un ██████. maddesi uyarınca şartlı tahliye kararının geri alınamayacağının gözetilmemesi," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 25.01.2024 tarihli kararı ile; sanığın nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verildiği, sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 07.06.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanıklar müdafilerinin nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 24.02.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir. (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2024 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,02.04.2026 tarihinde karar verildi.