Sigorta şirketinin haksız eylemden kaynaklanan rögar kapağı kazası sonrası halefiyet ilkesiyle ödediği hasar bedelinin Karayolları Genel Müdürlüğünden rücuen tahsili için açılan itirazın iptali davası.
Özet: Sigorta şirketinin, sigortalısı aracın Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki yolda havalanan bir rögar kapağına çarpması sonucu oluşan maddi hasarı ödedikten sonra, %100 kusurlu bulunan davalı Karayolları Genel Müdürlüğünden rücuen tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine odaklanan bu gerekçeli kararda, davalının görevsizlik, zamanaşımı ve olayda kusursuz olduğu yönündeki savunmalarına karşı, sigortacının halefiyet ilkesine dayanarak alacağın tahsilini talep ettiği ve önceki bir davada aynı olayda husumet eksikliğinden reddedilse de karayollarının kusurluluğunun tespit edildiği bir hukuki uyuşmazlık detaylandırılmaktadır.

T.C. ........... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...........
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
..........x..............x.........
..............x................x.
.......x.........x.................x
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı ............. plakalı aracın, ........... İli ... İlçesi Tavşantepe Mahallesi ........... Şehir Hastanesi yolu Caddesi şehir hastanesine doğru seyir halindeyken davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda bulunan yolda yer alan havalanan rögar kapağına çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, ekspertiz raporuyla sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin 83.876,05 TL olarak tespit edildiğini, müvekkilinin sigortalısının hasarını gidermek üzere farklı zamanlarda farklı şirketlere toplamda 81.823,73 tutarında ödeme yaptığını, ........... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasında, aynı olaya ilişkin ........... Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, ... Belediye Başkanlığı aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, yerinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporu ile rögar kapağının üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait ibarenin yer alması nedeniyle Karayolları Genel Müdürlüğü'nün %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, bu nedenle iş bu davada husumetin davalıya yöneltiğini, sigortalıya ödenen tutarın tahsili amacıyla ........... 7. Genel İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yapılan itirazın üzerine takibin durduğunu belirterek; tüm bu sebeplerle davanın kabulü ile borca karşı yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, icra takibinin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20 'sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı aleyhine yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, bu davanın görüm ve çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu yönüyle davanın usulden reddi gerektiğini, █████/2023 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle açılan bu davanın süresinden sonra açılmış olması sebebiyle zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddini talep ettiğini, esasa ilişkin olarak ise, dava konusu kazanın meydana geldiği yerin müvekkili idarenin sorumluluğunun dışında olduğunu, bu sebeple dava konusu kazada idarenin kusuru olmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin , icraya konu alacağın kesinlik arzeden bir alacak olmaması sebebiyle hukuka aykırı olduğunu belirterek, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Dava, halefiyet ilkesi gereğince, rücu alacağının davalıdan tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nun 6335 sayılı Kanunla değişik 4.md.de ticari davalar sayılmış olup, aynı kanunun 6335 sayılı kanunla değişik 5.md.de ise ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği, 5/3.md.de ise Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda eldeki uyuşmazlığın ticari dava olup olmadığının 6102 sayılı TTK 4.md.ne göre belirlemek gerekir. Bu düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.mad.ye göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması gerekir. TTK 4/2.md.ne göre ise tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğan uyuşmazlıklar ticari dava sayılmaktadır.
TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ███████ E. - ███████ K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarihli ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanunu'nun 44. maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. (........... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi █████████ Esas █████████ Karar)
Somut olayda; davacı sigorta şirketi nezdinde "Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" ile sigortalı ............. plakalı aracın, ........... Şehir Hastanesine doğru seyir halindeyken davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda bulunan yolda yer alan havalanan rögar kapağına çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, sigortalı araçta meydana gelen hasarın davacı sigorta şirketi tarafından karşılandığını, davalı idarenin yola ilişkin bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ve bu tip hasarların oluşmasını önlemek adına gerekli önlemleri almayarak davaya konu hasara tam kusurluyla sebebiyet verdiğini beyan ederek ödenen hasar bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle mutlak ticari dava olmadığı gibi davalının tacir olmaması nedeniyle nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde çözüme kavuşması gerektiği anlaşılmış, mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-HMK 114,115.maddeleri uyarınca dava şartı (görev) yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine,
2-Görevli mahkemenin ........... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
3-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın ........... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Kararın kesinleşmesi halinde HMK'nın 20.maddesi gereğince kesinleşmeden itibaren 2 haftalık talep süresi içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilebileceğine, aksi halde davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLECEĞİNE,
5-HMK'nın 331/2.maddesi gereğince yargılama, harç masraf ve giderlerinin görevsizlik kararından sonra dosyanın gönderildiği mahkemede davaya devam edilmesi halinde bu mahkemece değerlendirilmesine, aksi halde mahkememizce dosya üzerinde bu durumun tespiti ile GEREKLİ KARARIN VERİLMESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda , kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ........... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!