Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari faaliyetsizlik, ortaklar arası iletişim kopukluğu ve yönetim kurulu işlevsizliği nedenleriyle anonim şirketin haklı sebeplerle feshine hükmetti.
Özet: Bir şirketin eşit pay sahibi davacı tarafından, şirketin kuruluşundan itibaren ticari faaliyet göstermemesi, kar dağıtamaması, ortaklar arası iletişimin tamamen kopması, diğer ortağa ulaşılamaması, yönetim kurulu ve genel kurulların uzun süredir toplanamaması nedeniyle şirketin atıl kaldığı ve bu durumun haklı fesih sebebi olduğu iddialarıyla feshinin talep edildiği, davalının savunma sunmadığı, yapılan incelemeler ve bilirkişi raporuyla şirketin kurulduğu günden bu yana ticari faaliyetinin bulunmadığı, gelir elde etmediği, genel kurulların yapılmadığı ve yönetim yetkisinin sona erdiğinin tespit edildiği bir hukuki uyuşmazlıktır.

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████...DAVA : Şirketin Feshi / Şirketler Hukuku Kaynaklı DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025KARAR Y.TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan "Şirketin Feshi" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili ile diğer pay sahibi ... tarafından 18.10.2018 tarihinde eşit % 50 payla kurulduğunu, sermayesinin 50.000,00.-TL olduğunu, her iki pay sahibinin de 2 kişiden oluşan yönetim kurulunda müşterek imza yetkisine sahip olduğunu ancak, şirketin kuruluştan itibaren müşterek gayeyi gerçekleştirecek bir ticari faaliyette bulunmadığını, gayrıfaal olduğunu, müvekkilinin kâr payı alamadığını, ayrıca şirket yönetim kurulu veya genel kurulunun uzun süredir toplanamadığını ve karar alamadığını, zira diğer pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi ...’a ulaşılamadığını, ortaklar arasında herhangi bir iletişimin olmadığını, ortak tanıdıklardan öğrenildiğine göre İsveç’te yaşamakta olduğunu, ancak İsveç’te nerede ikamet ettiği vb. hakkında bilgisinin olmadığını, hali hazırda pay sahiplerinin bir araya gelerek şirketin işler hâle getirmesi ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak üzere müzakere etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin örneğin muhasebeci ücretini ödemek zorunda kaldığını beyanla; davalı şirketin haklı sebeplerle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları4. Davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu vakıalardan ötürü davalı anonim şirketin TTK m. 531 hükmü uyarınca feshi için haklı nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediği, buradan varılacak sonuca göre fesih yerine davacı ortağın şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER5..... cevabi yazısının incelenmesinde; davalı şirketin 18.10.2018 tarihinde 50.000,00.-TL sermayeyle kurulduğu, ortaklarının % 50 sermaye ile.... ve % 50 sermaye ile ... olduğu, şirketin en son genel kurulunu 2018, 2019, 2020 yıllarına ilişkin olarak 15.10.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ve yönetim kurulunun bu dönemler için ibra edildiği, ... ve ... ... 3 yıllığına yeniden yönetim kuruluna seçildiği, ortakların temsil yetkilerinin 14.10.2024 tarihi itibariyle sona erdiği, sonrasında yeni bir tescil yapılmadığı bildirilmiştir. 6...'nın cevabi yazısında gönderilen davalı şirketin 2018 - 2024 yılları BA BS beyannameleri ile 2018 - 2023 yılları Kurumlar vergisi beyannamelerinin incelenmesinde; davalı şirketin kurulduğu 2018 yılından bu yana herhangi bir ticari faaliyetinin veya gelirinin olmadığı, herhangi bir satış/gelir faturası düzenlemediği görülmüştür. 7. Mahkememizce dosya üzerinde mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporun sonuç kısmında özetle; vergi beyannameleri ve ek bilanço gelir tabloları incelenmiş olup, davalı şirketin kurulduğu 2018 yılından bu yana herhangi bir ticari faaliyetinin veya gelirinin olmadığı, herhangi bir satış gelir faturası düzenlemediği, gelir kâr olmadığından ortaklara dağıtılabilecek kâr payının da olmadığı, iki ortaklı bu şirkette ortaklar arasında iletişimin olmadığı, şirketin 2021-2022-2023-2024 ve 2025 yılları olağan genel kurullarının yapılmadığı, 14.10.2024 tarihi itibari ile yönetim kurulunun temsil yetkisinin sona erdiği ve yenisinin seçilmediği bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 8. Dava, TTK m. 531 hükmü uyarınca halkı sebeplerin varlığına binaen şirketin feshi istemine ilişkindir.9. Öncelikle davalı şirketin pay ve paydaş yapısının ele aldığımızda, davalı anonim şirketin merkezinin ...ilinde bulunduğu, 50.000,00.-TL tutarında sermayeye sahip olduğu, ortaklarının % 50 sermaye ile .... ve % 50 sermaye ile ... olduğu, şirketin en son genel kurulunu 2018, 2019, 2020 yıllarına ilişkin olarak 15.10.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ve yönetim kurulunun bu dönemler için ibra edildiği, ... ve ... 3 yıllığına yeniden yönetim kuruluna seçildiği, ortakların temsil yetkilerinin 14.10.2024 tarihi itibariyle sona erdiği, sonrasında yeni bir tescil yapılmadığı anlaşılmaktadır. 10. Davalı şirketin merkezinin ... kayıtlarından anlaşılmakla mahkememizin yetkili olduğu değerlendirilmiştir.11. Davacı yanın istemi pay sahibi olduğu anonim şirketin haklı nedenlerle feshi olduğuna göre bu hususta öncelikle açıklama yapılamasında fayda bulunmaktadır. 12. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü içermektedir. 13. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. 14. Bu noktada feshi talep edilen anonim şirketin halka açık olmadığından dava hakkı için sermayenin en az onda birine sahip olunması aranmakta olup davacı payı, şirketin % 50 oranına karşılık gelmekte olduğundan bu anlamda sözkonusu ön koşulun sağlandığı değerlendirilmiştir. 15. Bunun ötesinde anonim şirketin feshi ya da duruma uygun düşen bir çözüm için öncelikle "haklı neden" olgusunun gerçekleşmesi aranmakta olup kanun koyucu hangi hallerin haklı nedenle fesih sebebi sayılacağını ne tadadi ne de örnek olarak saymıştır. Her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir (... Karar). 16. Haklı sebep kavramının yalnızca ortaklıklar hukukuna özgü bir kavram olduğu söylenemez. Bu anlamda sürekli borç ilişkilerinin değiştirilmesi, ileriye etkili biçimde sona erdirilmesinde etken genel bir kavramdır. Haklı sebep, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgu olarak tanımlanabilir ....17. Diğer yandan TTK m. 531 hükmünün gerekçesinde haklı sebep kavramının tanımlanmadığı, örnek olarak da gösterilmediği, kavramının niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanmasının öğreti ve uygulamaya bırakıldığı belirtilmiş, bunun yanında İsviçre öğretisinde, genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması hallerinin haklı sebep olarak kabul edildiğine, ancak vasayımlar ve olumsuz beklentilerin ise haklı sebep olarak kabul edilmediğine yer verilmiştir. 18. Kollektif ortaklıklar için öngörülmüş olan TTK m. 245 hükmünde yapılan tanımın ise sermaye ortaklığı olan anonim şirketler bakımından niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanabileceği söylenebilir. 19. TTK'nın 245. maddesinde haklı sebep "şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması" olarak tanımlanmıştır. Ayrıca maddede "a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi" gibi hâller haklı sebepler olarak örneklenmiştir.20. Görüldüğü gibi İsviçre hukukunda benimsenmiş olan, haklı sebep kavramını şirket amacına ulaşılması ile bağlantılı olarak belirleyen ilkenin TTM m. 245 hükmünde düzenlenen kollektif ortaklıklar için öngörülmüş olan haklı sebep tanımında da esas alınmış olduğu söylenebilir. Anılan ilkeye göre, şirket sözleşmesinin yapıldığı sırada mevcut olan kişisel veya objektif nitelikteki esaslı şartlar, şirket amacına ulaşılmasını imkânsız hale getirecek veya önemli ölçüde zorlaştıracak yahut tehlikeye düşürecek şekilde ortadan kalkmış ve şirketin devamı ortak için çekilmez hale gelmiş ise, şirketin feshi için haklı sebep vardır.... 21. Mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (m. 736) hükmüne uygun olarak TTK'ya alınan TTK m. 531 hükmünde yer verilen haklı neden kavramının belirlenmesi bakımından İsviçre Federal Mahkemesi kararlarından da yararlanılabilir. İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında, ortakların daimi olarak toplanamaması, çoğunluk lehine fon, hibe kredileri ve ödemelerde ortaklığa zarar verilmesi, ortaklığın çğunluk hissesine sahip mirasçı pay sahibi tarafından ortaklık malvarlığının tamamen kaybedilmesine yol açabilecek şekilde kötü yönetimi, şirketin sürekli kötü yönetimi, şirketin belirli bir ivme ile zarar etmesi ve bir süre sonra şirketin iflasın eşiğine gelecek olması, aile şirketlerinde, aile içi kavgaların veya bazı aile bireylerinin aileden dışlanması, kötüye kullanma teşkil edecek şekilde ortaklığın kazancının artmasına karşın kar payı dağıtılmaması, şirketin uzun yıllar kar etmemesi veya/ve kar dağıtmaması (kronik karsızlık), Yönetim Kulunun uzun yıllar huzur hakkı almaması, şirketin amacını yerine getiremez durumda olması ve/veya uzun süre de durumun böyle devam edeceğinin anlaşılması gibi vakıaları haklı sebep olarak benimsediğini görülmektedir ...22. Türk yargı kararlarında ise, haklı sebepler objektif veya sübjektif olabilmektedir. Burada ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. 23. Doktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini "çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler", "kişisel sebepler" ve "ortaklığa ilişkin sebepler" biçiminde genel olarak üç gruba ayırdıkları ve eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlali, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarması veya iflas, ölüm, kısıtlanma gibi bazen onun kişiliğinde gerçekleşen bazı nedenleri, ortaklık yükümlülüklerinin ihlali, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını, taraflar arasında imzalanmış bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini, nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir .... sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, ortaklığa katılım, bilgi alma denetleme şirketin amacına hizmet etmemesi, çoğunluk tarafından azınlık pay sahiplerinin mali hakların, özellikle kar payı hakkının daimi olarak ihlali, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması, şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalkması, amaç ve konunun imkansız hale gelmesi, şirket içi menfaat ihtilafları sebebiyle şirketin gayrı faal hale gelmiş, ticareti terk etmiş, kamu borçlarını ödeyemez hale gelmesi olarak gösterilmektedir (.... 25. Şahsi ilişkilerin fesih için haklı neden olarak kabul edilip edilemeyeceği yönünden doktrinde farklı görüşler ileri sürülmüştür. Şahsi ilişkilerin bir sermaye şirketi olan anonim ortaklıklarda fesih sebebi olarak görülmesinin mümkün olmadığı, şirket ortakları arasındaki ihtilaf ve şahsi çekişmelerin ancak şahıs şirketi olan kollektif ve komandit ortaklıklarda haklı sebep olarak nitelendirilebileceği görüşü bulunmaktadır (...). Buna karşın şirketin yapı ve özellikleri dikkate alınarak ileri sürülen şahsi sebeplerin şirketin işleyişine etki ederek ilişkinin mevcut haliyle devamını objektif ve sürekli olarak çekilmez hale getirip getirmediğinin incelenmesi sonucunda haklı sebebin değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca az ortaklı kapalı anonim şirketler açısından kişisel sebeplerin haklı sebep olarak değerlendirilebileceği görüşü bulunmaktadır (... Haklı Sebeple Feshine Şahsi Sebeplerin Değerlendirmeye Alınıp Alınamayacağı Hususunun Hakimin Takdir Yetkisi Bakımından Değerlendirilmesi", ...26. Uygulamada ise anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi, istinaden kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmelidir (... Karar).27. Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (...28. Her hak gibi azınlığa tanınan bu hakkın kullanılması da TMK'nın 2. maddesindeki iyi niyet esasına tabi olacaktır. Yani azınlığın bu hakkı kullanması iyi niyet kuralı çerçevesinde korunmaya değer değilse ve talep iyi niyete dayanmıyorsa mahkemece koşullar oluşsa bile (iyi niyete dayanmadığı için) fesih talebi reddedilecektir. Buna karşılık fesih koşullarının oluşması için çoğunluk pay sahiplerinin kusurlu davranışlarının bulunması şart değildir.29. ... yerleşmiş içtihatlarında haklı nedenle fesih davasındaki son çare özelliğinin haklı sebebin oluşması aşamasında gözetilmesi yönündedir. Diğer bir anlatımla son çare olma sadece haklı nedenle fesih davasında fesih kararının son çare olduğu anlamına gelmeyecek, haklı nedenle fesih sebebi olarak ileri sürülen hususlar azınlığa tanınan başka haklar kullanılarak ortadan kaldırılarak azınlık hakları sağlanabilecek ise ileri sürülen bu hususlar fesih için haklı sebep olmayacaktır. 30. Yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Kanunda tanımlanmaması nazara alınarak hâkim TMK 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir. Ancak hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır. Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. 31. Buraya kadar anonim şirketin haklı nedenle feshine yönelik açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, davacı şirket ortağı şirketin feshi nedeni olarak ileri sürdüğü vakıaların; şirketin kuruluştan itibaren müşterek gayeyi gerçekleştirecek bir ticari faaliyette bulunmadığı, gayrıfaal olduğu, kâr payı alınamadığı, ayrıca şirket yönetim kurulu veya genel kurulunun uzun süredir toplanamadığı ve karar alamadığı, diğer pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi ...’a ulaşılamadığı şeklinde olduğu dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmaktadır. 32. Mahkememizce bu hususta yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davalı şirketin kurulduğu 2018 yılından bu yana herhangi bir ticari faaliyetinin veya gelirinin olmadığı, herhangi bir satış gelir faturası düzenlemediği, gelir kâr olmadığından ortaklara dağıtılabilecek kâr payının da olmadığı, iki ortaklı bu şirkette ortaklar arasında iletişimin olmadığı, şirketin 2021-2022-2023-2024 ve 2025 yılları olağan genel kurullarının yapılmadığı, 14.10.2024 tarihi itibari ile yönetim kurulunun temsil yetkisinin sona erdiği ve yenisinin seçilmediği belirlenmiştir. 33. Davacı yan tarafından ileri sürülen vakıalardan ortaya konulmuş olan deliller ve yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde az yukarıda tespit edilmiş olan vakıaların şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebileceği mahkememizce değerledirilmiştir. TTK m. 531 hükmü uyarınca fesih yerine davacı pay sahibinin payının gerçek değerinin ödenmesi ya da duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme ilişkin olarak yapılan değerlendirmede ise şirketin amacını gerçekleştirme yönünde şirketin hem mali hem de idari, yani yönetimsel olarak faal durumda olmaması dikkate alındığında feshe karar verilmesinin duruma uygun düştüğü değerlendirilmiştir. 34. Netice olarak yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda; davalı şirketin 2018 yılından bu yana herhangi bir ticari faaliyetinin veya gelirinin olmadığı, herhangi bir satış gelir faturası düzenlemediği, gelir kâr olmadığından ortaklara dağıtılabilecek kâr payının da olmadığı, iki ortaklı bu şirkette ortaklar arasında iletişimin olmadığı, şirketin 2021-2022-2023-2024 ve 2025 yılları olağan genel kurullarının yapılmadığı, 14.10.2024 tarihi itibari ile yönetim kurulunun temsil yetkisinin sona erdiği ve yenisinin seçilmediği, şirketin kayden varlığını devam ettirmesinde beklenebilir bir yarar bulunmadığı, bu nedenle de fesih ve tasfiyesi için haklı sebeplerin gerçekleştiği anlaşılmakla; davanın kabulüne, ...’nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere TTK'nın 536/3. maddesi uyarınca şirkete tasfiye memuru atanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1. Davanın KABULÜNE, 2. ... sicil numarasında kayıtlı...FESİH ve TASFİYESİNE, 3. Tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere TTK'nın 643. maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 536/3. maddesi uyarınca şirkete tasfiye memuru olarak ... atanmasına, 4. Tasfiye memuruna karar kesinleştiği tarihten itibaren, şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre gerekirse arttırıp eksiltme kaydıyla tasfiye süreci devam ettiği sürece aylık 6.000,00.-TL ücret takdirine, 5. Karar kesinleştiğinde ve tasfiye aşamasında şirket mal varlığından karşılanmak üzere tasfiye memurunun 6 aylık ücretinin (36.000,00.-TL) davacı vekilince mahkeme veznesine depo edilmesine, 6. Tasfiye gerçekleştikten sonra tasfiye memurunun durumu bir rapor ile mahkememize bildirmesine, 7. Keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,Karar ve İlam Harcı 8. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın düşümü sonrası bakiye 187,80.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı9. Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri 1.217,50-TL; bilirkişi ücreti olarak 20.000,00.-TL olmak üzere toplam 21.217,50.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 10. HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 11. Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı yapılan davalı tarafların yokluğunda inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere 27.11.2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025 ....BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR."5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"