Anonim Şirket Genel Kurul Kararı Tesciline İtiraz ve Kayyım Atanması Sonrası Sicil Memuru İşleminin İptali Talepli Dava.
Özet: Bu hukuki belge, bir şirket ortağının, babasıyla arasındaki ihtilaflar nedeniyle atanan kayyım tarafından gerçekleştirilen genel kurul toplantısının hukuka aykırı olduğunu, tescile konu evraklarda imzaların usulsüz olduğunu ve pay defterlerinin yokluğuna rağmen toplantının yapıldığını iddia ederek ticaret sicil memurunun genel kurul kararının tesciline ilişkin işleminin iptalini ve sicilden terkinini talep ettiği bir davayı konu almaktadır; davalı ticaret sicil memurluğu ise tescil başvurularını sadece şekli yönden inceleme yetkisine sahip olduğunu, genel kurul kararlarının iptal edilebilir nitelikteki hukuka aykırılıklarının denetiminin kendi görev alanında olmadığını ve bu tür kararları ancak emredici hükümlere aykırılık teşkil etmeleri halinde reddedebileceğini savunmaktadır.

T.C. .......... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. .......... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████..........x..............x.......................x................x........x.........x.................xDAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtirazDAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ........... ve dava dışı müvekkilinin babası ...........'nun, ......................... İNŞAAT ANONİM ŞİRKETİnin münferiden temsile yetkili kişileri ve ortakları olduklarını, müvekkili ile babası arasında hukuki ihtilafların mevcut olduğunu, gelinen nokta itibarıyla sahibi oldukları ......................... İNŞAAT A.Ş. adlı firmada anonim şirket olması sebebi ile her 3 yılda bir yapılması gereken genel kurul toplantısı Kasım 2024 tarihinde yapılamadığını, ancak her ikisi de 2021 Kasım ayında verilen yetkiler ile münferiden temsile devam ettiklerini, şirketin hiçbir ticari faaliyeti aksamadığını, yapımını üstlendiği işleri başarı ile tamamlamaya devam ettiğini, alacaklıların alacaklarını alamadığı bir firma konumuna hiçbir zaman düşmediğini, buna rağmen müvekkilinin babası dava dışı ...........'nun, adeta oğlu ile güç savaşına girerek şirkete TTK 412(1) maddesi gereğince kayyum atanması talebi ile olarak .......... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esasına kayıtlı olarak dava açıldığını, mahkemenin █████/2025 Tarih ve ████████ Karar sayılı ilamı ile mali müşavir Salman YILMAZ'ın kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, söz konusu kararın davacı tarafından TTK'nın 411 ve 412. Maddeleri çerçevesinde talepte bulunulmuş olmasına karşın taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak TTK 410. Madde uyarınca karar verilmiş olması sebebiyle hukuka açıkça aykırı olduğundan taraflarınca istinaf edilmiş olduğunu, tescile konu olan evraklara bakıldığında usulsüzlük açıkça göze çarptığını, zira tutanağa imza atan ........... ve dilekçelerinde de görüleceği üzere hiçbir zaman toplantıda hazır bulunmadıklarını, öncesinde Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla Sedat OĞUZ ismi yazılmış olduğu halde, toplantıda bulunmayan ve hakkında uzaklaştırma kararının ...........'nun sonradan tamamlatılma sureti ile hazır bulunanlar listesini imzaladığının açık olduğunu, yine tescile konu tutanaklarda pay defterlerinin olmadığı sübut bulan bir gerçek olduğunu, bu hususun tutanaklara yansıdığını, şerh düşülmüşse de mahkeme tarafından atanan kayyım adeta pay defterlerine lüzum görmeyerek toplantıyı devam ettirdiğini, bu da kayyımı tarafsızlıktan uzaklaştırdığını, Ticaret Sicil Gazetesinin 19 Ağustos 2025 tarihli, 11396 sayısında ve 648. Sayfasında yayınlanan ......................... İNŞAAT ANONİM ŞİRKETİ'nin 06.08.2025 tarihli, .......... 47. Noterliği'nin 20248 sayı ile tasdikli genel kurul kararının tescilinin tedbiren durdurulmasını ve iptalini, tescilin sicilden terkinini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı kurum üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda şekli açıdan yapılan kontrol neticesinde, ilgili tescil talebinin TSY'nin 22'nci maddesinin ikinci fıkrasının d bendinin 4 nolu alt fıkrası uyarınca tescil başvurusunu yapmaya yetkili kişiler tarafından ve yine anılan Yönetmeliğin 33 üncü maddesi uyarınca 15 günlük süre içerisinde gerçekleştirilmesine bağlı olarak yapılan başvuruda bir usulsüzlük tespit edilmediğini, zira kanun koyucu TTK'nin 32 ila 34 maddeleri uyarınca ancak emredici hükümlere aykırı kararların sicil müdürlüğünce incelenerek reddedilmesini, iptal edilebilir nitelikteki kararların sicil müdürlüğünün inceleme kapsamına girmemesi gerektiğini belirtmiş olup iptal davası açılarak mahkeme tarafından sonuca bağlanabilecek hususlar hakkında, sicil müdürünün tescili reddedip reddetmeme yönünde geniş bir takdir yetkisi bulunmadığını, tescil personellerinin hukukçu olmamalarına bağlı olarak önüne gelen kararın hükümsüzlüğünün türüne karar vermek ve bu kapsamda iptal edilebilir nitelikte olduğunu tespit etmek, tescile yetkili personel için de oldukça güç bir durum olduğunu, keza bu yönde bir ayrım sicil müdürlüğünden de mevzuat gereği beklenmediğini, hükümsüzlüğün türüne yönelik bir belirsizlik veyahut herhangi bir tereddüt bulunduğu halde sicil müdürlüğünün ilgili hususu incelememesi ve türünü tespit edemediği aykırılığa ilişkin red kararı vermemesi gerektiğini, iptal sebeplerinin (TTK m. 445) araştırılmasına ilişkin TTK ya da TSY’de sicil müdürüne yüklenmiş bir görev veya yetki bulunmamakta olduğunu, TTK m. 32/II hükmünün lafzı da bu görüşü destekler nitelikte olduğunu, bu bağlamda sicile kaydı istenen genel kurul kararlarının yalnızca kanuna ve kanunun emredici hükümlerine aykırılık sebebiyle yokluk ya da butlanla sakat olması halinde, sicil müdürünün tescilden kaçınması gerektiğini, sicil müdürünün, genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma yetkisine sahip olmaması, inceleme ve görev yetkisi kapsamında tescil talebini reddetme yetkisinin de bulunmadığını gösterdiğini, ticaret sicili müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu, davada taraf gösterilmesinin sebebinin de bu olduğunu, bu nedenle yapılacak yargılama sonucu, zorunlu hasım olmaları ve davanın açılmasında kusurunun bulunmaması nedeniyle taraflarına yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davanın reddine, Müdürlüğümüze karşı açılan bu davada yasal hasım olduklarından tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Davanın, anonim şirket genel kurul kararının ticaret siciline olan tescilinin iptali istemli olduğu, dava dışı ......................... İnşaat A.Ş.'nin █████/2025 tarihinde yapılan 2024 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların; şirket pay defterlerinin hazır bulundurulmaması, toplantıda hazır olmayan ve toplantı süresince de bulunmayan kişilerin hazirun listesine imza atması, 2 ayrı hazirun cetveli olması, kayyumun tarafsızlığını kaybetmesi nedenleri ile davalı ticaret sicil tarafından hukuka aykırı bir şekilde sicile tescil edildiği ileri sürülerek, Ticaret Sicil gazetesinin █████/2025 tarih ve 11396 sayılı ve 648. sayfasında yayımlanan ......................... İnşaat A.Ş.'nin █████/2025 tarihli ve .......... 47. Noterliği'nin 20248 sayısı ile tasdikli genel kurul kararının tescilinin iptali ile sicilden terkinine karar verilmesi istemli olduğu anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 32.maddesine göre; (1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.(2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.(3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.Aynı Kanunun 34.maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 39.maddesine göre; ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.Somut olayda; dava dışı ........... tarafından kayyım atanması talebi ile ilgili olarak .......... 6. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, yapılan yargılama sonrasında █████/2025 tarih ve ████████ karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve istinaf incelemesinde olduğu, tescil işleminin kararda yer alan hukuksuzluklara rağmen ticaret sicil gazetesinde tescil edildiğini belirterek tescilin iptalinin ve sicilden terkininin talep edildiği, ancak az yukarıda açıklandığı üzere, ticaret sicil memurlarının; TTK'nun 32. maddesi hükümleri gereğince kanuni şartların mevcut olup olmadığının tescil sırasında incelemekle yükümlü iseler de, memurların bu yetkisinin emredici hükümlere aykırılık olup olmadığı, yokluk yada butlanla sakat olması gibi hallerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır.Yine, sicil müdürünün genel kurul kararlarına karşı iptal davası açması yetkisine sahip olmadığı, inceleme ve görev yetkisi kapsamında tescil talebini reddetme yetkisinin de olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça iddia olunan; mahkemece atanan kayyımın daveti ile 2024 yılı Olağan Genel Kurul toplantısının yapılarak şirket pay defterlerinin hazır bulundurulmadığı, toplantıda hazır olmayan ve toplantı süresince de bulunmayan kişilerin hazirun listesine imza attığı, atanan kayyumun tarafsızlığını kaybettiği şeklindeki itirazların TTK'nın 32.maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, yargılamaya konu hususlar hakkında sicil müdürü tarafından değerlendirme yapılarak genel kurul kararlarının kanuna ve esas sözleşmeye aykırılığının sicil müdürü tarafından resen dikkate alınarak tescil talebinin reddedilmesinin mümkün olmadığı, sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 11.H.D.'nin █████/2018 tarih ve ██████████ E, █████████ K sayılı emsal ilamı).HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle;1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .......... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025 Başk