Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinde ihtiyati tedbir talebine ilişkin yerel mahkeme ara kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta davacının yüklenicinin temerrüdü nedeniyle sözleşmenin feshini ve ihtiyati tedbir talebini reddeden yerel mahkemenin ara kararını hukuka aykırı bularak kaldırmış; ihtiyati tedbir talebinin tekrar değerlendirilmesi, öncelikle davacının talep ettiği taşınmazların somutlaştırılması, delil tespiti amacıyla keşif ve bilirkişi ön raporu alınarak yaklaşık ispat şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti halinde tarafların menfaat dengesi ve orantılılık ilkesi gözetilerek uygun teminat karşılığında davacı tarafından davalıya devredilen paylarla sınırlı olarak devri önler şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönünde hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ████████ Esas,
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava, aarsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili sonuç doğuracak şekilde feshine (sözleşmeden dönme), sözleşmenin tasfiyesi kapsamında devredilmiş edimlerin iadesine, menfi zararın tahsiline, olmadığı takdirde TBK m-484 kapsamında tazminat karşılığı fesih ve tasfiye talebine ilişkindir.
Davacı arsa hissedarı, sözleşmenin süresinde ifa edilmediğini, inşaatın fiilen gerçekleşme oranının %60 seviyesinde olduğunu iddia etmiş, davalı yüklenici şirket vekili ise, müvekkili şirketin belediye tarafından yetkilendirildiğini, yargı kararları ile tesis edilen ihtiyati tedbir nedeniyle gecikme yaşandığını, 06.02.2023 tarihli depremin ülke genelinde yarattığı sonuçlardan etkilendiğini, davacının sözleşmenin 6.maddesi uyarınca kendi öncelikli edimini yerine getirmediğini davacının talebinin diğer malikleri de etkilediğini, geriye etkili fesih şartlarının bulunmadığını, davacının terditli talebinin mümkün olmadığını, inşaatın yarım kalmasının telafisi imkansız zararlara yol açacağı, davacının ihtiyati tedbir talebinde kötü niyetli olduğunu savunmuştur.
Davacı davayla birlikte, taşınmaz/bağımsız bölümler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve inşai faaliyetin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece istinafa konu 04.06.2026 tarihli ara kararla " .... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, ... İli, ... İlçesi, ...Mahallesi, ... ada ... nolu parselde kayıtlı bağımsız bölümler üzerinde devir- satış- temlikin önlemek ile inşaatın esaslı imalatlarında durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin davacının iddiasının haklılığının ve yerinde olup olmadığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği öte yandan davalının mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya ya da alacaklının haklarını ihlal eder hileli işlemlerde bulunduğuna dair somut delil sunulmamış olduğu reddine" şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili istianf talebinde özetle, bilirkişi raporuna göre (%60 tamamlama oranı ) yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, satış yetkisinin davalıda olmasının telafisi güç zararlar doğuracağını, menfaatler dengesinin davacılar lehine olduğunu savunmuştur.
Uyuşmazlık, 6306 sayılı Yasa kapsamında arsa malikleriyle davalı yüklenici arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa maliklerinden biri olup, sözleşmede kararlaştırılan teslim süresi dolmasına rağmen inşaatın ancak %60 seviyesinde tamamlandığını ileri sürerek davalının temerrüdü nedeniyle sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, sözleşmenin tasfiyesi ile verilenlerin iadesine, menfi zararın tahsiline, olmadığı takdirde TBK 484.maddesi uyarınca teminat karşılığı sözleşmenin feshine ve tasfiyesinin yapılmasını talep etmiştir. Davalı yüklenici temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını, sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının oluşmadığını savunmamıştır.
Davacı arsa maliklerinin terditli her iki talebi dikkate alındığında sözleşmenin tasfiyesinin istendiği anlaşılmaktadır. İlk talep davalının temerrüdüne dayandırılmaktadır. Davalı yüklenicinin temerrüde düşüp düşmediği, temerrüde düşülmüş ise bunda kusurlu olup olmadığı, yapılan inşaatın fiziki gerçekleşme oranı ve bu orana göre sözleşmeden dönme mi yoksa sözleşmenin ileriye dönük sona ermesi koşullarından hangisinin bulunduğu, projenin 6306 sayılı Yasa kapsamında olması, davacı taleplerinin diğer arsa maliklerinin haklarını etkileyecek olması hususları bir arada değerlendirildiğinde; mahkemece öncelikle, davacının tapusunu talep ettiği taşınmaz/bağımsız bölümleri açıklattırılıp somutlaştırıldıktan sonra sözleşmenin paylaşım hükümleri ve yukarıda belirtilen somut koşullar da dikkate alınarak tedbire esas olacak şekilde delil tespiti mahiyetinde keşif yapılarak bilirkişiden alınacak ön tespit raporuyla yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde tarafların menfaat dengesi, tedbirde orantılık ilkesi de gözetilerek uygun bir teminat karşılığında davacı tarafından davalıya devredilen paylarla sınırlı olarak devri önler şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-... ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin tarih, 2026/... Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!