Danıştay, 2015 Ankara Tren Garı patlamasında yaralanan kişinin idarenin hizmet kusuru ve 5233 sayılı kanun kapsamında maddi-manevi tazminat talebini temyizen inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, 2015 Ankara tren garı patlamasında yaralanan bir davacının idareden maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davanın temyiz sürecini ele almaktadır; davacı, idarenin hizmet kusuru ve genel hükümler uyarınca daha yüksek tazminat ile yetersiz bulunan manevi tazminatın artırılmasını savunurken, davalı idare olayın terör eylemi olması nedeniyle kendi kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun kapsamında çözülmesi gerektiğini ve hükmedilen manevi tazminatın haksız zenginleşme niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi kararlarının tarafların aleyhine olan kısımlarının bozulmasını istemektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından, █████/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlama sebebiyle yaralandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 361.241,00 TL) maddi, 299.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile maddî tazminat talebinin kabulü ile 361.241,00 TL maddi tazminatın, 1.000,00 TL'lik kısmı için idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren, geri kalan 360.241,00 TL'lik kısmı için miktar artırım dilekçesinin davalıya tebliğ tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddi, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü kısmen reddi ile kararın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00.TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine, anılan kararın maddi tazminat talebinin kabulü ile 361.241,00 TL maddi tazminatın, 1.000,00 TL'lik kısmı için idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren, geri kalan 360.241,00 TL'lik kısmı için miktar artırımı dilekçesinin davalıya tebliğ tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine yönelik kısmının kaldırılarak 6.528,13 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, maddi tazminat hesabının genel hükümlere göre yapılması gerektiği, 5233 sayılı Kanun'a göre yapılan tazminat hesabının gerçek zararını yansıtmadığı, hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayın terör eylemi olduğu, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun uyarınca çözümlenmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminatın düzenlenmediği, hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ :Temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı tarafından, █████/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlama sebebiyle yaralandığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 361.241,00 TL) maddi, 299.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, █████/2004 tarihinde kabul edilip, █████/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize konu kararın, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, yukarıda belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu kararın, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi yönünden hüküm tesis edilmeyen kısmı ile reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden davalı idare lehine duruşmalı işler için öngörülen maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin yönünden incelenmesi: I- Bölge İdare Mahkemesi kararının geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi yönünden hüküm tesis edilmeyen kısmının incelenmesi: █████/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlamanın kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğu, olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuru sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, maddi zarar miktarının 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanması gerektiği yönündeki değerlendirmeler Dairemizce de yerinde görülmüştür. Bu doğrultuda, olay nedeniyle oluşan zararın miktarına ilişkin değerlendirmeye geçilmesi gerekmektedir. Terör eylemi sonucu yaralanan kişilerce açılan maddi tazminat davalarında, davacıda çalışma gücü kaybı da meydana gelmiş ise 5233 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının, olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının yanında çalışma gücü kaybının dikkate alındığı 21. maddesinin (b) bendi uyarınca hesaplanacak tazminat tutarının toplanması suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince çalışma gücü kaybının dikkate alındığı Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre tazminata hükmedildiği buna karşın olay sonucu hastanede kalınan süre ve istirahat raporu süresinin dikkate alındığı 21. maddesinin (a) bendi uyarınca zarar hesabı yapılmadığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre hesaplanacak tutarın da davacıya maddi tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir. Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, idareye başvuru tarihi olan █████/2016tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın; Yönetmeliğin 21. maddesinin (a) bendine göre 60 gün (her ne kadar hastanede yattığı süre, fizik tedavi gördüğü süre ve istirahat raporu süresinin toplamı daha fazla olsa da mevzuat gereğince 6 katı tutarını geçmediğinden) ile çarpımının onda birinin hesaplanması sonucunda belirlenecek maddi tazminatın da davalı idarece ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yalnızca Yönetmeliğin 21. maddesinin (b) bendine göre hesap yapılıp maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. II- Bölge İdare Mahkemesi kararının, davalı idare lehine duruşmalı işler üzerinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının incelenmesi:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda Kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece kendiliğinden hükmedileceği yönünde düzenleme yapılmış; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı kuralı getirilmiştir. Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti” başlıklı 164. maddesinin 1. fıkrasında; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği hükme bağlanmış, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Avukatlık ücretinin kapsadığı işler" başlıklı 2. maddesinde de Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin ücretinin karşılığı olduğu belirtilmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, davacı vekilinin duruşma talebi dikkate alınarak █████/2021 tarihinde açılan duruşmada davacıyı temsilen Av. ...'un katıldığı, davalı idareyi temsilen katılan olmadığı tespit edilmiştir. Temyiz incelemesine konu kararda, maddi tazminata ilişkin kısım yönünden, davalı idare vekili lehine (hükmedilen tazminat tutarı üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücretinin altında kaldığından) karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde duruşmasız işler için öngörülen 5.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, duruşmalı işler için öngörülen 11.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmediği görülmüş olup, Bölge İdare Mahkemesince yeniden verilecek kararda bu hususun da dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; manevi tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, kısmen geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi yönünden hüküm tesis edilmeyen kısmı ile davalı idare lehine duruşmalı işler üzerinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA, 3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.