İstanbul Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, tanınmış markayla iltibas yaratan davalı marka tescilinin hükümsüzlüğüne hükmettiği bir dava kararı.
Özet: Ayakkabı üretimi yapan davacı şirketin, rakip davalıya ait tescilli markanın kendi eski tarihli markalarıyla iltibas yarattığı iddiasıyla açtığı marka hükümsüzlüğü davasında, mahkeme davacının markasının yoğun ve sürekli kullanımını bilirkişi raporlarıyla doğrulayarak davalının kullanmama itirazını reddetmiş; davacı markasının tanınmışlığı veya davalının iyi niyetli tescilinin önem taşımadığına hükmederek, davalı markasının tescilli mal ve hizmet sınıflarının davacının önceki markalarıyla örtüştüğü ve kesin karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle, davalı markasının tamamen hükümsüzlüğüne karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
Davacı tarafa ait dava dilekçesinde; Müvekkilinin 1987 yılından bu yana Türkiye'de ve çeşitli ülkelerde ayakkabı üretimi ve satışı yapmakta olduğu ifade ederek davalı tarafın kendi markalarına sahip olan rakip firma olduğunu ve davalı tarafın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numara ile tescilli markasının müvekkilinin tescilli “...” markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu iddiası ile işbu dava konusu olan ... numaralı marka tescilinin tüm emtia sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa ait cevap dilekçesinde; davanın reddi talep edilmiştir.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
Bilirkişi raporları alınmış, alınan raporlar taraflara tebliğ edilerek beyan ve itirazları dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davalı yan, cevap dilekçesi ile dava konusu markaya ilişkin TPMK nezdinde davacı yanın yaptığı itirazların reddedildiğini, markanın tescil edildiğini ileri sürmüş olup;
Yapılan incelemede, davalı yanca ileri sürülen bu savunmanın davacı yanın dava dilekçesinde de mevcut olduğu, davanını açılış gayesinin de bu olduğu, TPMK kararlarının mahkememiz yönünden bağlayıcı olmadığı bilakis mahkememiz kararlarının TPMK nezdinde bağlayıcı etkisinin bulunduğu,
Davacı tarafın, davalı tarafın tescil edilen markasına ilişkin TPMK nezdinde yaptığı itirazların olumsuz sonuçlanması üzerine davalı yan markasının hükümsüz kılınması amacı ile iş bu davanın açıldığı,
Davalı tarafın kullanmama defi savunmasında bulunduğu, iş bu definin mevcudiyeti hasebiyle esasa geçilmeden ileri sürülen definin ön sorun olarak telakki edilerek bu kapsamda inceleme yapılması gerektiği, mahkememizce alınan 24.07.2025 tarihli kök rapor ile, kullanmama define dayanak olan markalar yönünden kapsamı araştırma ve incelemeler yapıldığı, hazırlanan bilirkişi raporu ile davacı yanın dayanak markalarının ciddi, yoğun ve fasılasız kullanımının saptandığı, davalı yanın itirazı üzerine bu defa heyete sektör bilirkişisi de dahil edilmek suretiyle incelemenin kapsamı genişletildiği gibi davalı itirazlarının da değerlendirildiği, alınan ek rapor ile de, dosya kapsamındaki ticari defterler, satış faturaları, ürün katalogları ve muhasebe kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu markaya konu ürünlerin davacı şirket tarafından ticari faaliyet kapsamında satışının gerçekleştirildiği, Kataloglarda yer alan ürünlerin satış faturaları ile eşleştirilebildiği, satışların farklı yıllara yayılan şekilde süreklilik arz ettiği tespit edildiği bu nedenle davalı tarafın markanın kullanımının mali belgelerle desteklenmediği yönündeki itirazlarının mali inceleme açısından yerinde olmadığı, alınan kök ve ek rapor ile de, davacı yan markasının kullanımının ciddi, yoğun ve fasılasız olduğu husunun kapsamlı araştırmalar neticesinde tartışmaya açık olmayacak şekilde saptandığı, binaenaleyh davalı yanın kullanmama defi savunmasının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamında toplanılan deliller ışığında davacı markasının tanınmış marka olduğu usul ve yasaya uygun olarak belirlenmiş olup, davacı yan aynı zamanda davalı markasının tescilinin kötü niyetli olduğu savunmasında bulunmuş ise de, bunu ispata muktedir delil olmadığı dolayısı ile bu kapsamdaki iddiasının yerinde olmadığı ancak davacı markasının tanınmış olup olmaması( SMK 6/4 ve 6/5) yahut davalı marka tescilinin iyiniyet dahilinde tescil edilip edilmediğinin(SMK6/9) ehemmiyetinin olmadığı zira aşağıda ayrıntısı ile ele alındığı üzere SMK 6/1 ve 25/1 kapsamında somut olay ele alındığında davalı markasının tescilli mal ve hizmet sınıfının davacı yanın eski tarihli markalarında da aynen yer aldığı ve markaların karıştırılma ihtimalinin sabit olması sebebi ile davalı markasının tümden hükümsüz kılınması için şartların oluştuğu dolayısı ile hükümsüzlük kararı verilmesi için davacı markasının tanınmış olmasına gerek olmadığı gibi davalının marka tescilinde iyi niyetli olmasının da bir önemi olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
... cevabi yazıları incelendiğinde, davacı yanın tescilli... ibareli kelime ve şekil markalarının bulunduğu ancak marka hükümsüzlüğü yönünden karşılaştırmalı analiz için davacı yanın önceki tarihli tescilli ... markalarının( ... ve ... tescil numaralı markalar) davalı yanın hükümsüzlüğü istenin davalı markası ile karşılaştırmasının yapılması gerektiği, esasen davacı yanın karşılaştırmalı analizde baz alınan markaları olan ... markalarının şekil unsuru olmamış hali mevcut olsa idi, bilirkişi incelemesi dahi yapılmaksızın taraf markalarının yüksek benzerliğe sahip olduğu, iki markada farklı unsurun davalı markasında yer alan ... ibaresi olduğu ancak ortak kullanılan ... ve ... harfleri ile yine ortak kullanılan one ibaresi ile görsel ve fonetik olarak ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde ciddi yakınlık oluşmasına sebebiyet vereceği ve yine .... harfinin araya eklenmiş olmasının ortalama dikkat düzeyine sahip tüketici nezdinde göz ardı edilmesine sebebiyet vereceği ve benzer çağrışımlar oluşturacağı hususları tartışmasız bir şekilde saptanacak olmak ile birlikte davacı yanın yukarıda bahsi geçen markalarındaki şekil unsurunun olması hasebiyle ihtilaf tam olarak burada başlamış olup, ihtilaflı hususların mevcudiyeti sebebi ile bu kapsamda markaların ayrıntılı analizinin yapılması amacı ile bilirkişi raporları alınmış, ilk alınan bilirkişi raporunda;
" Davacı markasında yer alan figüratif unsur (çizgi karakter) ve yazı stili, markaya güçlü bir görsel kimlik kazandırmakta; bu yönüyle davalı markasından açık biçimde ayrıştığı ancak dava konusu her iki markada da ortak olarak yer alan “...” ve “..” harfleriyle birlikte “...” kelimesinin varlığı, ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde görsel ve fonetik yakınlık oluşturabilecek nitelikte olduğu, Davacı markasında “...” ibaresi açık biçimde öne çıkmakta, davalı markasında ise bu ifade “...” şeklinde kısmen değiştirilerek sunulmakta olduğu ancak “...” harfinin araya eklenmiş olması, bazı durumlarda göz ardı edilebilecek düzeyde algılanabileceği ve “..” ibaresi ile “...” kelime: birlikte kullanımı tüketicinin zihninde benzer çağrışımlar yaratabileceği ayrıca her iki marka da kısa hece yapılarına sahip olup ve benzer ritimle telaffuz edilir: “...” ile “...”. Bu durum ses benzerliği açısından da karıştırılma ihtimalini destekleyici bir unsur olarak değerlendirilebilir 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda, “...” ve “...” ibarelerinin, ortak karakteristik taşıyan yapıları, benzer kelime kurguları ve aynı sektörde kullanılma olasılıkları dikkate alındığında; ortalama düzeyde dikkat gösteren tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali doğurabilecek nitelikte olduğu" yönünde tespitlerin yapıldığı, yapılan tespit ve değerlendirmenin yerinde olduğu, davalı vekili her ne kadar alınan ilk raporda çelişki olduğunu, çelişkiye esas raporun .... Sayfasında markalar arasında şekil unsuru nedeni ile karıştırma ihtimaline sebebiyet verecek benzerlik olmadığı yönündeki tespitin raporun sonuç bölümü ile çeliştiğini beyan etmiş ise de, esasen bir çelişki olmadığı zira bilirkişi heyeti kök raporun .. Sayfalarında; davacı markasında yer alan figüratif unsur (çizgi karakter) ve yazı stili, markaya güçlü bir görsel kimlik kazandırdığını ; bu yönüyle davalı markasından açık biçimde ayrıştığını, benzer olmadığını belirtmiş lakin 19. Sayfasında ise "ancak" ile başlayan cümle ile esasen 17 ve 18. Sayfada yer alan tespitlere rağmen sonuç olarak neden SMK 6/1 ve 25/1 kapsamında karıştırma ihtimalinin olacağını, hükümsüzlük için koşulların oluştuğunu usul ve yasaya uygun olarak açıklamıştır.
Alınan kök raporda her ne kadar çelişki var gibi dursa da esasen bilirkişi heyetinin olayı çok yönlü olarak ele alması hasebiyle, markaları her açıdan ele alıp değerlendirmiş, 17 ve 18. Sayfalarda özellikle şekil unsurları üzerinden konuya değinerek açıklama yapmış, devamında ise hükümsüzlük için şartların oluştuğunu ayrıntılı ve denetime elverişli olacak şekilde tespit etmiştir. Raporda da isabetle belirlendiği üzere; davacı markasında yer alan figüratif unsur (çizgi karakter) ve yazı stili, markaya güçlü bir görsel kimlik kazandırmakta; bu yönüyle davalı markasından açık biçimde ayrışmaktadır. Ancak dava konusu her iki markada da ortak olarak yer alan “...” ve “...” harfleriyle birlikte “...” kelimesinin varlığı, ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde görsel ve fonetik yakınlık oluşturabilecek niteliktedir. Davacı markasında “...” ibaresi açık biçimde öne çıkmakta, davalı markasında ise bu ifade “...” şeklinde kısmen değiştirilerek sunulmaktadır. Ancak “...” harfinin araya eklenmiş olması, bazı durumlarda göz ardı edilebilecek düzeyde algılanabilir ve “...” ibaresi ile “...” kelime: birlikte kullanımı tüketicinin zihninde benzer çağrışımlar yaratabilir. Ayrıca her iki marka da kısa hece yapılarına sahiptir ve benzer ritimle telaffuz edilir: “...” ile “...”. Bu durum ses benzerliği açısından da karıştırılma ihtimalini destekleyici bir unsur olarak değerlendirilebilir . 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda, “...” ve “...” ibarelerinin, ortak karakteristik taşıyan yapıları, benzer kelime kurguları ve aynı sektörde kullanılma olasılıkları dikkate alındığında; ortalama düzeyde dikkat gösteren tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali doğurabilecek nitelikte olduğu mahkememizce değerlendirilmiş olup, yukarıda yapılan tespitlerin yananda dosya kapsamına alınan sektör bilirkişisinin de dahil olduğu ek rapor ile sektör bilirkişisi tarafından sektöre ilişkin ortalama tüketici kitlesi algısı üzerinden, bu kapsamda söz konusu markaların yalnızca grafik veya kelime benzerliği yönünden değil, aynı zamanda sektördeki fiili kullanım biçimleri ve tüketiciye ulaşma yöntemleri bakımından da sektörel değerlendirme yapılarak ilk alınan rapordaki tespitlere ilaveten sektörel perspektiften de konu ele alarak isabetli görüşte bulunmuş ve alınan ek rapor ile esasen kök rapordaki tespitler daha anlaşılır hale gelmiştir.
Bilirkişi ek raporunda da isabetle tespit edildiği üzere; " Ayakkabı ve çocuk giyim ürünlerinin çoğunlukla hızlı karar verilen perakende satış ortamlarında satın alındığı dikkate alındığında, tüketicinin markayı ayrıntılı analiz etmek yerine genel izlenime göre algıladığı bilinmektedir. Bu nedenle kısa ve benzer yapılı marka ibareleri tüketici zihninde benzer çağrışımlar oluşturabilmektedir. Ayakkabı ve çocuk giyim sektörlerinde tüketici davranışları incelendiğinde, bu ürünlerin çoğunlukla alışveriş merkezleri, zincir mağazalar veya çok markalı satış noktaları üzerinden tüketiciye ulaştığı görülmektedir. Bu tür ortamlarda tüketici çoğu zaman ürünleri hızlı şekilde incelemekte ve marka isimlerini ayrıntılı biçimde analiz
etmemektedir. Bu durum özellikle kısa harf kombinasyonlarından oluşan markalarda tüketicinin genel izlenim üzerinden değerlendirme yapmasına neden olabilmektedir. "
Sektör bilirkişisinin yukarıda özellikle koyu olarak gösterilen usul ve yasaya uygun tespitleri, esasen bilirkişi kök raporundaki 17 ve 18. Sayfadaki değerlendirme ile 19. Sayfa ve devamındaki değerlendirmenin çelişki olmadığını, bilirkişi kök raporundaki 17 ve 18. Sayfada şekil unsurları yönünden karıştırma ihtimali olmadığı değerlendirmesine rağmen bilirkişi heyetinin devamındaki " karıştırma ihtimalinin var olduğu " tespitlerinin dayanak gerekçelerini oluşturduğu, dolayısı ile bilirkişi ek rapordaki tespitler ile bilirkişi kök raporunun daha anlaşılır hale geldiği;Sektörel açıdan bakıldığında “..” harflerinin iki markada da ortak şekilde kullanılması ve her iki markada da “...” kelimesinin bulunması, markaların kelime yapısı bakımından belirli bir yakınlık oluşturmasına neden olabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte “...” ibaresinde yer alan “...” harfi kelime yapısında farklılık yaratan bir unsur olmakla birlikte, kısa marka ibarelerinde bu tür harf farklılıklarının tüketici tarafından her zaman açık biçimde algılanmayabileceği dolayısı ile her ne kadar kök raporun 17. Ve 18 Sayfasında ifade edildiği üzere davacı markasında yer alan figüratif unsur (çizgi karakter) ve yazı stili, markaya güçlü bir görsel kimlik kazandırmakta; bu yönüyle davalı markasından ayrışmakta ise de, bilirkişi kök ve ek raporda belirtildiği üzere yukarıda belirtilen sektördeki tüketici algısı, tüketici davranışı ve yine markaların bütünsel yaklaşım ile ele alınıp değerlendirilmesi yapıldığında şekil unsurundaki ayırt ediciliğin, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı markasının davacı markası ile karıştırılmasını engellemeyeceği değerlendirilmiş, anılı sebeplerle sonradan tescilli olan, tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarının davacının eski tarihli markasında da aynen yer alan davalı adına tescilli ... numaralı markanın tümden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, kararın kesinleşmesi ile sicile işlenmek üzere kararın bir örneğinin TPMK ya gönderilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın kabulü ile ;
-Davalı adına tescilli ... numaralı markanın tümden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, kararın kesinleşmesi ile sicile işlenmek üzere kararın bir örneğinin TPMK ya gönderilmesine,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 304,40 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 28.666,95 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar davacı vekilinin e duruşma vasıtası ile davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!