İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, eğitim sektöründeki marka hükümsüzlüğü davasında coğrafi yer adları ile tanımlayıcı ibarelerin ayırt ediciliği üzerine verilen istinaf kararı.
Özet: Eğitim sektöründe faaliyet gösteren bir davacının, tescil başvurusu reddedilen ticari unvanı ibaresi nedeniyle davalıya ait benzer markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin önceki kararının istinaf incelemesi sonrası bozulması üzerine yapılan yeniden yargılamada, davalının 2002 tarihli markasındaki "..." ibaresinin eğitimde tanımlayıcı, "..." ibaresinin ise coğrafi yer adı olması nedeniyle tek başına ayırt edici olmadığı, ancak markada yer alan "2001" ibaresinin ayırt edicilik sağlayan bir unsur olduğu tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:████████ Esas
KARAR NO:████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2024
NUMARASI:███████ ESAS, ████████ KARAR
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2017
KARAR TARİHİ:█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin █████/2013 tarihinden itibaren eğitim sektöründe hizmet gösteren, alanının güvenilir ve başarılı eğitim ve öğretim kurumlarından olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanını oluşturan "..." ibareli markanın 41. sınıfta tescili için TPMK'ya başvuruda bulunduğunu, ancak bu başvurunun davalıya ait ... tescil numaralı marka gerekçe gösterilerek reddedildiğini, ancak ilgili ibarenin ilk kez müvekkilince oluşturulduğunu, aynı zamanda "..." ibaresinin müvekkilinin ticari unvanı olduğunu, müvekkilinin işbu ibare ile bilindiğini ve tanındığını, davalının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin ticari faaliyetlerinden de haberdar olduğunu, davalının hiçbir geçerli sebebi yok iken müvekkiline ait markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini tescil ettirmesinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP ve KARŞI DAVA:Davalı/karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile, davanın davaya konu mevcut TPMK nezdinde tescilli markalarının 6769 Sayılı SMK'nun 5/2 maddesine dayandırdığını, ancak davacının iddia ettiği hususların yasanın bu maddesine uymadığını, iddialarının tamamen bir hak oluşturmaya dayalı savunmalar olduğunu, taraflarınca davacının tescilli markalarına yönelik tecavüzü sebebiyle Mahkememizin ███████ D.İş sayılı dosyasında ikame edilen delil tespiti ile de bu hususun sabit olduğunu iddia ederek, asıl davanın reddini ve müvekkilinin markasına yönelik tecavüzün önlenmesine yönelik karşı davalarının kabulünü talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesinin █████/2022 tarih ████████ E. - ████████ K.sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin █████/2022 Tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verilmiştir.
YENİDEN YAPILAN YARGILAMADA;İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararıyla;Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve bu karar üzerine aldırılan bilirkişi raporu ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede, davalı-karşı davacının daha önceki bir tarihte adına tescil edilmiş olan ...tescil no.lu markasının ... no.lu marka bakımından müktesep hak teşkil edip etmeyeceği önem arz eder. Marka hukuku açısından müktesep hak tescilli markada yer alan asli unsurların aynı kişi tarafından daha sonra yapılacak marka başvuruları açısından farklı kombinasyonlarla tescile konu edilebilmesidir. Davalı-karşı davacı adına 2002 yılında tescil edilmiş olan ...no.lu markası “... ...” ibareleri ve şekil unsurundan oluşmaktadır. Markada “...” anlamına gelen “...” ibaresi eğitim-öğretim hizmetlerinde kullanılan yardımcı/tanımlayıcı bir ibare olduğundan ayırt edici özelliği bulunmamaktadır. Davacı markasında yer alan diğer ibare “...” ibaresidir. Markadaki “...” ibaresi coğrafi bir yer adıdır. TürkPatent Marka İnceleme Kılavuzu’nda, ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin (örneğin İstanbul, Ankara veya İstanbul’un maruf bir ilçesinin adı olan sadece “Pendik” sözcüğünün) tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tescil edilemeyeceği; bir kişinin tekeline bırakılamayacağı belirtilmiştir. Münhasıran il adından oluşan tescil başvurularının yanı sıra, Türkiye’deki maruf (herkesçe bilinen, tanınan) ilçe ve yerleşim yerlerinin isimlerini tek başına (başka herhangi bir unsur bulunmaksızın) içeren marka tescil başvuruları mutlak red nedeni olarak kabul edilmektedir. Davalı-karşı davacı markasındaki “...” ibaresi İstanbul’un Bakırköy İlçesi’ne bağlı bir semt adıdır. Havaalanının burada bulunması sebebiyle ülkede herkes tarafından bilinmektedir. Davalı-karşı davacı belirtilen ... Semti’nde eğitim-öğretim hizmeti verdiğini beyan etmektedir. Bu nedenle markadaki “...” ibaresi tek başına markada ayırt edici bir unsur değildir. Bu halde markaya başkaca unsurlar eklenmek
suretiyle ayırt edici hale gelmesi sağlanabilir. Davalı-karşı davacı markasında yer alan diğer bir unsur ise “2001” ibaresidir. Davalı-karşı davacının ... no.lu “... ...+şekil” markasında yer alan “2001” ibaresi bir yılı göstermektedir. Bu ibare markaya ayırt edicilik kazandıran bir unsur olarak değerlendirilebilir. Davalı-karşı davacının ...no.lu markasındaki şekil unsuru “...” üzerinde “...” ile betimlenmektedir. Markaya bir bütün olarak bakılacak olursa, markadaki şekil unsurunun ön planda olduğu görülmektedir. Markadaki yazı unsurlarının ayırt edici gücünün zayıf ibarelerden oluştuğu dikkate alınacak olursa, ...no.lu “... ...+şekil” markasının sonraki marka tescilleri için müktesep hak teşkil edebilmesi için, ayırt edici gücü zayıf olan yazı unsurlarından ziyade özellikle şekil unsurunun sonraki marka tescillerinde bulunması beklenir. Nitekim, dosyada görevlendirilen bilirkişi heyetince yapılan teknik incelemede, davalı-karşı davacının ... alan adlı internet sitesinde süregelen markasal kullanımlarında daima “2001” ibaresi ile “...” ve “...” unsurlarına yer verdiği tespit edilmiştir. Davalı-karşı davacının sonraki marka tescilini inceleyecek olursak: 2016 yılında tescil edilmiş olan ... no.lu markası koyu yeşil renkte “...” yazı unsurlarından oluşmaktadır. Markadaki “Y” harfi koyu yeşil daire şekli içerisinde yer almaktadır. Davalının sonraki marka tescilinde, tek başına ayırt edici gücü düşük olan “...” ibaresi yer almakla beraber, diğer yazı unsuru olan “2001” ibaresi ile “...” ve “...” unsurları bulunmamaktadır. Netice itibariyle, ... no.lu “...+şekil” markasında, 2002 yılında tescil edilmiş olan markada ayırt edici olan markadaki şekil unsurları (kalem ve dünya şekilleri) ve “2001” ibaresi bulunmamakla, önceki markanın asli unsurlarının sonraki markada muhafaza edilmediği görülmektedir. Bu durumda, 2016 tarihli sonraki marka tüketici nezdinde yenilenmiş bir marka imajı olarak değil; farklı bir marka olarak algılanacaktır. Somut olayda, davalı-karşı davacının 2002 tarihli önceki marka tescilinin, asıl davada hükümsüzlüğü istenen ... no.lu sonraki markası yönünden müktesep hak teşkil etmeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Esas davada, ... no.lu “... Y+şekil” markasının hükümsüzlüğü talep edilmektedir. Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen delile ve görsel malzemeler dosyadaki bilirkişi raporlarına göre, davacısının yoğun şekilde reklamlar yapmak suretiyle davalı ile aynı bölgede okul açtığı, █████/2016 tarihinden itibaren 41. Sınıfta yer alan hizmetlerde “...” ibaresine ayırt edici şekil unsurları eklemek suretiyle “... ...+şekil” markasını kullanmaya başladığı, davacı-karşı davalının bu markasal kullanımının, davalının ... tescil no.lu “...+şekil” markasının tescil başvuru tarihinden (█████/2016) daha önceki tarihte başladığı tespit edilmiştir. Tescil, marka üzerinde hak sahipliğinin kazanılmasında zorunlu bir unsur değildir. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye
aittir ki, buna “gerçek hak sahibi” denir. Davacı taraf da sunduğu delillerle, davalı markasının tescil
başvurusunun yapıldığı 07.04.2016 tarihinden önce benzer markayı kullandığını ispat eder delilleri dosyaya ibraz etmiş olmakla, esas davada SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiğinin kabulü gerekmiştir. Taraflar aynı bölgede , aynı faaliyet konusunda (eğitim-öğretim) faaliyette bulunmakta olup, davacının yoğun olarak yaptığı reklam faaliyetinden sonra aynı görseli tescil ettirmesinin de iyi niyetli olmadığı ve böylece SMK 6/9 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulü ile markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Karşı davadaki marka haklarına tecavüz ve tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise, asıl davadaki hükümsüzlük yönünden yapılan değerlendirmede belirtildiği üzere davacı/karşı davalının (... ...) şeklindeki kullanımlarının davalı-karşı davacı adına olan ve hükümsüzlüğüne karar verilen ... tescil nolu (...) markası ile benzer ise de davacı/karşı davalının tescilsiz eskiye dayalı kullanımlarında davalı/karşı davacıya göre öncelik hakkı bulunduğundan davacı-karşı davalının başkaca bir şekilde kullanımının da mevcut olmadığı, yukarıda değinildiği üzere önceki tarihli davalı adına olan ...no.lu markaya da herhangi bir tecavüzünün bulunmadığı anlaşılmakla karşı davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN;
1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,...
B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davalının karşı davasının REDDİNE,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Açılan karşı dava ile davaya konu tescilli markamıza vaki tecavüzün önlenmesi, yine müvekkilimin “...” “... ...” “...” gibi ticaret unvanı ve işletme adları ile diğer fikri mülkiyet haklarının “...” olarak isimlendirilen reklamlarda kullanımının önlenmesi ile maddi tazminat, yoksun kalınan kazanç talep ettiklerini, davacı-karşı davalının tescilli markamıza olan tecavüzü sebebiyle 28.04.2017 tarihinde Bakırköy 1.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine ███████ D. İş numarası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu ve alınan bir örneği de dava dosyası içerisinde bulunan bilirkişi raporu kapsamında tecavüzün varlığı ortaya konulduğunu, Davalının 1999 yılında ... ... adı altında proje ve planlaması dahi kendileri tarafından yapılan maliki bulundukları okulda anaokulu, ilkokul ve ortaokul olmak üzere İstanbul ili ... .../İstanbul adresinde çevresinde itibar ve başarısıyla bugüne kadar eğitim öğretim hizmetini vererek geldiğini ve halen de bu yönde hizmetini iddialı bir şekilde ve Milli Eğitimin Temel Amaçları doğrultusunda vermeye devam ettiğini, Davacı şirketin odaya kayıt tarihinin 29.04.2013 olduğunu,Kurumsal kimlik içerisinde çalışan davalı eğitim kurumunun 13.02.2002 tarihinde kuruluşundan iki yıl sonra “... + ... +2001 + ...” şekil ve ibareleri bir marka olarak TPE nezdinde 41. Sınıfta ...Marka numarası ile hizmet markası olarak tescil ettirmiş ve bu güne kadar da kullanıla geldiğini, Halen mevcut marka müvekkil adına tescilli olup kullanıldığını,Marka kullanımında “... ” öne çıkan ibare olduğunu,“ ...+ ... ” ibaresini 07.04.2016 tarihinde 41. Sınıfta ... marka no’su ile hizmet markası olarak tescil için başvurusunu yaptığını ve 07.04.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere on yıl müddetler 24.10.2016 tarihinde TPE nezdinde tescil edildiğini, Davacı çelişkili beyanda bulunduğunu, Bir işletme tarafından uzunca bir süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde oluşturduğu izlenim korunmak suretiyle önceki markanın kapsadığı ürünlerin/hizmetlerin veya bir ürün/hizmet çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajıyla sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar oluşturmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturulan markaların seri markalar olarak kabulü mümkün olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih, █████████ E., █████████ K. Sayılı ilamından davalı-karşı davacının markasındaki esaslı unsurun "..." ibaresi olduğu gözetilmeyerek, davalı-karşı davacının önceye dayalı üstün hak sahipliğinin bulunmadığı sonucuna ulaşılması hatalı olduğunu, Açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalının 2013 yılında kullanmaya başladığı "..." ibaresi yönünden geçmişe dayalı üstün hak sahipliği bulunduğundan asıl davadaki davalı-karşı davacının "... ... + şekil" markasının hükümsüzlüğü şartları bulunmadığından asıl davanın reddine karar verilmesi gerekli olduğunu, Müvekkil davalı-karşı davacının tescilli ve geçerliliğini sürdüren ... tescil numaralı ... + şekil markasına davacı-karşı davalı tarafından tecavüz edildiğinin de kabulü zorunlu olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Asıl Dava; Markanın hükümsüzlüğü, Karşı Dava ise; Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından; "A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN;1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,, B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN; 1-Davalının karşı davasının REDDİNE, " karar verilmiştir. Hüküm davalı- karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava, SMK 6. maddesine dayalı markanın devri, aksi halde markanın hükümsüzlüğü talebine, karşı dava ise markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.Davalı-karşı davacıya ait hükümsüzlük istemine konu davalıya ait ... tescil numaralı "... + şekil" markasının 41. sınıfta █████/2016 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından 41.Sınıf emtialarda; ..., ..., ..., ... sayılı " ... + şekil" , " ... + şekil" , " ... + şekil" , " ... ... + şekil" marka başvurularının 28.04.2016 tarihinde yapıldığı, tescil başvurusunun TPMK tarafından red edildiği anlaşılmıştır.Davalı adına tescilli dava konusu olmayan ...tescil numaralı "... ... + şekil" markasının da 41.sınıfta █████/2002 tarihinden itibaren tescilli olduğu anlaşılmıştır.Sunulu bilirkişi raporu incelendiğinde; Davalı-karşı davacının ... alan adını █████/2001 tarihinden itibaren adına tahsis ettirerek kullandığı, siteye ait arşiv kayıtlarından söz konusu alan adının 27.07.2002 - 15.03.2022 tarihleri aralığında 224 adet arşivlenmiş sürümünün bulunduğu, 02.10.2003 tarihli arşiv kaydında davalının ilk markasal kullanımın "... ... + şekil" şeklinde gerçekleştiği, rapora alınan görselde her ne kadar dünya ve kalem şekli arka planda kaldığı görülmekte ise de kullanımda şekil unsurlarının muhafaza edildiği, 02.07.2002 tarihli arşiv kaydında ise markanın tescil edildiği şekliyle kullanım bulunduğu, buna karşın davacı-karşı davalının 25.02.2016 tarihli ... ile 06.03.2016 tarihinde “... ...+şekil” markası için marka lansmanı düzenlendiği, ... alan adlı internet sitesinin 05.03.2016 tarihinde davacı-karşı davalı adına tahsis edilmiş olduğu, davacı-karşı davalı markasının 10 Mart-9 Nisan 2016 tarihleri arasında tanıtımlarının yapılmasına dair bütçe planlamaları ve faturalar sunulduğu, 21.03.2016 tarihli ... tarafından düzenlenen faturada 22.03.2016 - 29.03.2016 ve 14.04.2016 - 21.04.2016 tarihleri arasında “...” ve “...” adlı alışveriş merkezlerinde marka tanıtımının yapıldığı, davacı-karşı davalının markasını 28.03.2016, 29.03.2016, 01.04.2016, 02.04.2016 ve 04.04.2016 tarihlerinde Bakırköy, ..., Yenikapı ve Samatya'daki billboardlarda kullanıldığı tespit edilmiştir. Bir işletme tarafından uzunca bir süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde oluşturduğu izlenim korunmak suretiyle önceki markanın kapsadığı ürünlerin/hizmetlerin veya bir ürün/hizmet çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajıyla sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar oluşturmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturulan markaların seri markalar olarak kabulü mümkündür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin eksiye dayalı yerleşik içtihatlarında; "Tek başına ayırt ediciliği bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcüklerin eklenmesi ve genelde ya isim tamamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilmesinin yasanın düzenlenme amacına daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır ... tek başına marka olarak tescili bulunmayan İstanbul, Ankara gibi yer isimlerinin, “...”, “...”, “...” gibi bir başka sözcüğün ilavesiyle meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir” açıklamasına yer verildiği, buna göre coğrafi yer adlarının ancak coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla ve yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle ve genelde ya isim tamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde yeni bir anlam ifade eden sözcük grubu haline dönüştürülerek marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, coğrafi yer adının tek başına marka sahibine inhisari hak sağlamayacağı, bu açıklamalar çerçevesinde somut olayda, davalı-karşı davacının daha önceki bir tarihte adına tescil edilmiş olan ... numaralı markasının “... ...” ibareleri ile dünya ve kalem şeklini barındıran şekil unsurundan oluştuğu, coğrafi yer adı olan "..." ibaresinin tek başına ayırt ediciliği bulunmadığı, “...” anlamına gelen “...” ibaresinin ise eğitim-öğretim hizmetlerinde kullanılan tanımlayıcı bir ibare olduğu, markanın bütünsel açıdan değerlendirmesi gerektiği nazara alındığında da ...sayılı markada ayrıt edicilik kazandıran unsurların "2001" ibaresi ile "dünya ve kalem"den oluşan şekil unsuru olduğu, davalı-karşı davacı adına tescilli hükümsüzlük istemine konu ... numaralı markasının ise yeşil renkte “...+şekil” unsurlarından oluştuğu, şekil unsurunun yeşil daire şekli içerisinde yer alan "Y" harfi ile meydana getirildiği, her ne kadar sonraki marka tescilinde “...” ibaresi yer almakta ise de önceki marka tescilinin ayırt edici esaslı unsurlar olan “2001” ibaresi ile “kalem ve dünya şeklinin yeni marka tescilinde muhafaza edilmediği, davaya konu marka tescilinin tüketici nezdinde yenilenmiş bir marka imajı olarak değil, farklı bir marka olarak algılanacağı anlaşıldığından, davalı-karşı davacının 2002 tarihli önceki marka tescilinin, asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı sonraki markası yönünden müktesep hak teşkil etmeyeceği yönündeki ilk derece mahkeme karar gerekçesi yerindedir.Bu kapsamda asıl davada, dosyaya ibraz edilen deliler ve bilirkişi raporlarına göre, asıl dava davacısı tarafından █████/2016 tarihinden itibaren 41. Sınıfta yer alan hizmetlerde “...” ibaresine ayırt edici şekil unsuru eklemek suretiyle “... ...+şekil” şeklinde markasal kullanımların gerçekleştiği, gerçekleşen markasal kullanımın, davalının ... tescil sayılı “...+şekil” markasının tescil başvuru tarihinden (█████/2016) daha önceki tarihte başladığı, davalı-karşı davacı adına tecilli ... tescil nolu (...) markası ile davacı-karşı davalının (... ... +şekil) şeklindeki markasal kullanımları arasında benzerlik bulunduğu, asıl davada davacı tarafın sunulu deliller kapsamında davalı markasının tescil başvurusunun yapıldığı 07.04.2016 tarihinden önce benzer markayı kullandığının ispat edilmesi karşısında hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiğinin ve yine tarafların aynı bölgede ve aynı konuda (eğitim-öğretim) faaliyette bulundukları, davacının yoğun olarak yaptığı reklam faaliyetinden sonra aynı görselin tescil ettirilmesinin de iyi niyetli olmadığının anlaşılması karşısında SMK 6/9 maddesi kapsamında da hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak asıl davada hükümsüzlük talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir.Eskiye dayalı kullanımlarında, asıl davada davacı tarafın öncelik hakkı bulunduğunun tespit edilmesi karşısında ... sayılı marka yönünden SMK 155/1 madde uyarıca karşı davaya konu markaya tecavüz iddiasının reddi gerektiği gibi ... sayılı marka yönünden de coğrafi yer adı olan "..." ibaresinin yanına ayırtedici unsur bulunması kaydıyla herkes tarafından kullanılabileceği, asıl davada davacı taraf kullanımları ile ... sayılı markada yer alan esaslı unsurlar yönünden benzerlik bulunmadığı nazara alındığında aralarında iltibas meydana gelmediğinin anlaşılması karşısında markaya tecavüz iddiası ile açılan karşı davanın reddine karar verilmesi de yerinde olduğundan, davalı-karşı davacı vekilinin asıl ve karşı davaya yönelik istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı-karşı davacı vekilinin, asıl davaya yönelik istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı-karşı davacı vekilinin, karşı davaya yönelik istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3-Asıl ve karşı dava yönünden alınması gereken toplam 1464,00 TL (732x2) harçtan, peşin alınan toplam 1230,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 233,20 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere OY ÇOKLUĞU ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Asıl dava, markanın hükümsüzlüğü; karşı dava ise marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminat talebine ilişkin olup, Dairemiz'in █████/2022 Tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı kaldırılma ilamında da belirtildiği üzere, dosya kapsamına sunulu bilirkişi heyet raporlarıyla davalı-karşı davacının 2002 ve sonraki tarihli markasal kullanımının tespit edilmesine rağmen, davalı-karşı davacının markasındaki esaslı unsurun "..." ibaresi olduğu gözetilmeyerek, davalı-karşı davacının önceye dayalı üstün hak sahipliğinin bulunmadığı sonucuna ulaşılması hatalıdır. Bu nedenle, davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalının 2013 yılında kullanmaya başladığı "..." ibaresi yönünden geçmişe dayalı üstün hak sahipliği bulunduğundan, asıl davadaki davalı-karşı davacının ... tescil numaralı "... + şekil" markasının hükümsüzlüğü şartları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gereklidir. Karşı dava yönünden ise; yine Dairemiz'in █████/2022 Tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı kaldırılma ilamında da belirtildiği üzere, davalı-karşı davacının tescilli ve geçerliliğini sürdüren ... tescil numaralı "... + şekil" markasına, davacı-karşı davalı tarafından tecavüz edildiğinin de kabulü zorunlu olduğundan, davalı-karşı davacının marka hakkına tecavüzün tespiti ve tazminat talepleri yönünden değerlendirme yapılması kanaatinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!