İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinde, trafik kazası sonucu vefat eden şahsın ailesinin destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebiyle açılan davanın istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu vefat eden çocuğun ailesi (anne, baba ve diğer çocuğu) tarafından, araç maliki, sürücüsü ve sigorta şirketine karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin istinaf başvurusunu konu almaktadır; davacılar, daha önce yapılan sigorta ödemelerinin yetersiz kaldığını belirterek destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerini sürdürürken, davalılar sigorta şirketinin yükümlülüğünü yerine getirdiğini, diğer davalıların ise kazada müteveffanın kusurlu olduğunu ve talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: █████████
KARAR NO : █████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: █████/2023
NUMARASI : ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA : (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: █████/2020
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 11.01.2019 tarihinde davacılar ... ve ...'ün oğlu, diğer küçük davacı ...'ün babası ...'ın bisikleti ile seyri sırasında, davalıların maliki, sürücüsü ve ... sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ağır yaralandığını ve kaldırıldığı hastanede aynı gün hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kazadan sonra davalı sigorta şirketine başvurduklarını, sigorta şirketi tarafından baba ... için 49.461,00 TL, anne ... için 89.691,00 TL ve kızı ... için 30.598,00 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı ancak yapılan bu ödeme ile davacıların zararının karşılanmadığını, müteveffanın ölümü nedeniyle davacıların hem maddi ve hemde manevi yönden desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik, davacılar baba ... ve anne ... ile kızı ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL destekden yoksun kalma tazminatı ile davacı baba ... için cenaze ve defin giderleri olarak 1.000,00 TL olmak üzere toplam 16.000,00 TL maddi tazminatın davalılar araç maliki ve sürücüsü yönünden kaza tarihinden itibaren davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden itibaren, davacılar anne ve baba için ayrı ayrı 10.000,00 TL ve davacı müteveffanın kızı ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar araç maliki ve sürücüsünden kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili mahkememize verdiği █████/2022 tarihli Islah Dilekçesinde; Bilirkişi rapor doğrultusunda, dava dilekçesi ile müteveffanın annesi olan müvekkil ... için talep edilen 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatını 54.147,94 TL ıslah ederek 59.147,94 TL'ye; müteveffanın kızı olan müvekkil ... için talep edilen 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatını 22.241,31 TL ıslah ederek 27.241,31 TL'ye ve toplamda 77.389,25 TL ıslah ederek 87.389,25 TL'ye yükselttiklerini belirterek ıslah ettikleri miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davadan önce müvekkil şirkete yazılı başvurusu sonrasında alınan aktüerya raporu dahilinde, yapılan ödeme ile ibraname imzalandığını, bu bağlamda müvekkili şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla 16.10.2020 tarihinde 89.691,00 TL anne ... 'a, 28.09.2020 tarihinde ise kızı ... 'a 30.598,00 TL ve baba ... 'a 49.461,00'TL olmak üzere toplam 169.750,00 TL ödeme yapılarak sorumluluklarının yerine getirildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla öncelikle davaya konu trafik kazası ile ilgili olarak kusur durumunun tespitinin gerektiğini, hesaplamanın ve değerlendirmenin poliçe tanzim tarihi ve kaza tarihi dikkate alınarak ve Anayasa Mahkemesi iptal kararının işbu dava yönünden hesaplamada dikkate alınmaması gerektiğini belirterek 01.06.2015 tarihinden itibaren geçerli olan genel şartlar dahilinde yapılması gerektiğini, hesaplama sonrası arada fahiş bir farkın bulunması halinde ancak ödenen tazminatın kısmi ödeme olarak kabul edilebileceğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyanın yetkili Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, dava konusu kazada müvekkilinin kusursuz olduğunu, tüm kusurun müteveffa'da olduğunu zira müteveffanın yolun ortasında tedbirsiz bir şekilde ilerlemesi nedeniyle kusurlu olduğunu, kazanın gece olması nedeniyle yola çıkan bir yayanın üzerinde taşıtlar tarafından fark edilmesini kolaylaştıracak renkte ve özellikte fosforlu kıyafetler tercih etmesi gerektiği halde müteveffanın bu kurallara aykırı hareket etmesi nedeniyle de kusurlu olduğunu, mahkemece kusur oranlarının tespiti için inceleme yaptırması gerektiğini, hiç bir şekilde müvekkilinin kusurunu kabul etmek anlamına gelmemek üzere davacılar tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak talep edilen 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının reddi gerektiğini, talep edilen cenaze giderinin de reddi gerektiğini, talep edilen 40.000,00 TL manevi tazminat miktarının da son derece fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek dosyanın yetkili Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacıların sigorta şirketinden tahsilat yaptıkları halde aynı konu hakkında belirsiz alacak davası açmalarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu kazanın kendisi tarafından yapılmadığını, araç sürücüsünün diğer davalı ... olduğunu, ...'ün kendi çalışanı olmadığı gibi söz konusu aracı kendi nam ve hesabına da kullanmadığını, kendisi ile arasında hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını bu nedenle davacılar tarafından talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinden şahsına bir sorumluluk yüklenilemeyeceğini husumet itirazında bulunduğunu, manevi tazminat davalarında araç sürücüsü dışındaki araç malikinin davalı olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabul-kısmen reddi ile, davalılardan sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödemeler nedeniyle baba ... yönünden ödenen rakamın destekten yoksun kalma tazminatını karşılamış olması, diğer davacılar yönünden ise büyük oranda karşılanmış olması ve ödemelerin ihtirazi kayıtsız olması nedeniyle reddine, davacı ...'ın cenaze giderleri talebinin davalılar ... ve ... yönünden kabulü ile, 1.000 TL cenaze giderinin kaza tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine, davalı Sigorta şirketine yönelik cenaze giderleri talebinin reddine,
davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacılar Anne ... ve baba ... yönünden ayrı ayrı 7.500 'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... alınarak davacılar anne ... ve baba ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı çocuk ... yönünden 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... alınarak davacı çocuk ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili, Davalı ... vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, davacı anne ... ve davacı kız ... için zararın büyük bir kısmının davadan önce yapılan ödemeler ile karşılandığı ve ödemelerin ihtirazi kayıtsız olması gerekçe gösterilerek hükme esas alınmadığını ve ... tazminat talepleri reddedildiğini, anne ve kız için anılan gerekçe ile ... tazminat taleplerinin reddinin kabulü mümkün olmadığını, zararın büyük bir kısmının karşılandığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, anne ... için karşılanmayan bakiye zarar 59.147,94 TL, kız ... için karşılanmayan bakiye zarar 27.241,31 TL'dir ve anılan miktarlar, ödemelerin yetersiz olduğunu açıkça gösterdiğini, ilaveten müteveffanın destekten yoksun kalan annesi ve kızının sosyal ve ekonomik durumları somut olay ve hakkaniyet ölçüsü içerisinde değerlendirildiğinde de, bakiye zarar miktarlarının, azımsanamayacak miktarlar olduğunu gösterdiğini, cenaze giderlerine ilişkin talep, sigorta poliçesi kapsamında olmadığı gerekçesi ile davalı sigorta şirketi yönünden reddedildiğini, trafik kazasında cenaze giderleri ve defin giderleri açısından kusurlu aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi de sorumlu olduğunu, gerekçe olarak gösterilen kriterlerin esas alınması durumunda, dava ikame edilirken belirlenen talep miktarının anılan kriterler ile hak ve nesafet ilkesi gözetilerek belirlendiği görüleceğini, manevi tazminat miktarı belirlenirken tüm bu hususlar, paranın satın alma gücü, bir tarafın elem ve kederini bir nebze dindirmek istenirken diğer tarafı da müşkül duruma sokmayacak bir miktar olması özenle gözetilmişken, talep edilen asgari düzeydeki manevi tazminat üzerinden kısmi ret, hakkaniyetle bağdaşmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı tanıklarının dinlenmediği, müvekkilimin maliki olduğu araç sürücüsü ...'ün herhangi bir kusuru bulunmadığını müteveffanın üzerinde görünürlüğünü sağlayacak bir giysi veya başkaca uyarıcı bir işaret de bulunmadığı da tartışma dışı olduğunu, üzücü kazanın meydana gelmesinde davacıların murisi tamamen kusurlu olduğunu, cenaze giderlerinden diğer davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmasına karşın aksi yönde karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin kusurlu olduğunu ve manevi tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, olayın oluş şekli, gerek tarafların sosyal ve ekonomik durumları gerekse davacının talepleri dikkate alındığında fahiş bulunduğunu, maddi tazminat yönünden anne ... ... ve çocuk ... ... yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. maddesi uyarınca Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre 9.200'er TL vekalet ücretine hükmolunması gerekirken sadece 1.000-TL vekalet ücretine hükmolunmuş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, anne ... ... ve çocuk ... ... yönünden maddi tazminat taleplerinin tümden reddine karar verildiğinden AAÜT'nin 13/4. maddesi uyarınca Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre 9.200'er TL vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince tanıklar dinlenmeden ve keşif talepleri değerlendirilmeden karar verilmesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek karar verildiğini, dava konusu kaza nedeniyle müvekkilinin kusursuz olup, tüm kusur müteveffa ...'da olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, müvekkili davaya konu kaza nedeniyle kendisinden beklenebilecek her türlü dikkat ve özeni göstermiş olup, dava konusu kaza nedeniyle müvekkile yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkilin yolun sol şeridinde seyir halinde olup, müteveffa bisikletli yolun ortasında tedbirsiz bir şekilde ilerlemesi ile kusurlu olduğunu, bisikletli şahıslar da yolun en sağ kısmını kullanmak zorundadırlar.müteveffanın yolun ortasında ilerlediği hususu açıkça ortada olduğunu, bu durumda müteveffa yaya geçiti veya kavşaktan karşıya geçmek yerine orta refüjdeki açıklıktan karşıya geçmek istemesi ile kusurlu olduğunu, müteveffa bu kurala aykırı davranması sebebiyle de kusurlu olduğunu, müteveffa bisikletlinin kullanmış olduğu bisiklette gece sürüşünü güvenli hale getirecek aydınlatma ekipmanlarının bulunmaması nedeniyle de müteveffa kusurlu olduğunu, müvekkilinin ceza dava dosyasındaki beyanında bisikletle yaya halinde bir şahıs gördüğünü beyan etmiş olup, bisikletli iki eli ile bisikleti tutarak yürüdüğünü, bu durumda ise bisikletlinin kaldırımı kullanması gerektiğini, yine gece olması nedeniyle yola çıkan bir yayanın üzerinde taşıtlar tarafından fark edilmesini kolaylaştıracak renkte ve özellikte fosforlu kıyafetler tercih etmesi gerektiğini, müteveffa bu kurallara aykırı hareket etmesi nedeniyle tam ve asli kusurlu olduğunu, İlk Derece Mahkemesince davacıların destekten yoksun kalma tazminatının reddine karar verilmesi yerinde olmakla birlikte 1.000 TL cenaze giderine hükmedilmesi hatalı olduğunu, davacı ... tarafından cenaze ve defin giderleri hususunda yapılan harcamalara ilişkin bir fatura veyahut belge sunulmadığını, kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile hükmolunan toplam 30.000 TL manevi tazminat miktarı da haksız, yersiz ve fahiş olup, kararın kaldırılması gerektiğini, davacıların reddedilen maddi tazminat talepleri yönünden davalılar lehine ayrı ayrı yürürlükte bulunan AAÜT göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece 1.000 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu, ... kararının bu nedenle de kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından; 11.01.2019 günü, saat 22:10 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüs ile Muğla istikametinden Antalya yönüne doğru seyir halinde iken, kaza mahalli olan ... kodlu Devlet Karayolunun 31.km + 800.m sine geldiği esnada, aynı istikamette ve önünde emniyet şeridi çizgisine yakın seyreden müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki bisiklete arakadan çarpması sonucu dava konusu ölümlü kaza meydana gelmiştir.
Taraf vekillerinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'ün %62,5, müteveffanın ise %37,5 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan ATK raporuna göre sürücü ... asli derecede, müteveffanın tali derecede kusurlu olduğu, Çelişkilerin giderilmesi amacıyla mahkemece alınan█████/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücü%75, alt düzeyde tali, müteveffanın %25 olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporla çelişkilerin giderildiği anlaşılmakla taraf vekillerinin kusura ve keşif yapılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda desteğini kaybeden davacılar lehine cenaze giderine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun █████/2004 tarih, ██████-370 E.-K. sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, davalının ağır kusuru, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü ve manevi tazminatın caydırıcılık unsuru ve manevi tazminatın belirlenmesine hakim ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının bir miktar düşük olduğu; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda davacı taleplerinin makul olduğu gözetilerek manevi tazminat yönünden tam kabul gerektiği değerlendirilmiştir.
2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler.
Her ne kadar taraflar arasında kayıtsız şartsız ibraname düzenlenmiş ise de, davacı KTK'nın 111. maddesi uyarınca 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davalı sigorta şirketince yapılan ödemelerin davacı anne ve baba için yeterli olduğu ancak davacı kızı ... için açıkça yetersiz olduğu görülmektedir. Buna göre ... için yapılan ödemelerin makbuz hükmünde değerlendirilerek toplam ödemeden düşülmesi suretiyle taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak 27.241,31 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ancak bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden istinaf talebi yerinde görülerek dairemizce düzeltilmiştir.
Kabule göre İlk Derece Mahkemesince davacı anne ve baba için destekten yoksun kalma tazminat davasının tamamının reddine karar verilmiştir. Davacılar davasını ıslah etmediğinden harca esas değer üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle; davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
A- Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine,
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
Davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabul-kısmen reddi ile,
1-Davalılardan sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödemeler nedeniyle baba ... ve anne ... (T.C.:...) yönünden ödemenin destekten yoksun kalma tazminatını karşılamış olması nedeniyle reddine,
2- Davacı ... (T.C.:...) yönünden davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 27.241,31TL tazminatın sigorta şirketi yönünden █████/2020 temerrüt tarihinden itibaren sigorta poliçe limiti ile sınırlı, diğer davalılardan kaza tarihi █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak ...'a verilmesine
3-Davacı ...'ın cenaze giderleri talebinin davalılar ... ve ... yönünden kabulü ile 1.000 TL cenaze giderinin kaza tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine,
4-Davalı Sigorta şirketine yönelik cenaze giderleri talebinin reddine,
5- Davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, Davacılar Anne ... için 10.000,00 TL, baba ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten alınarak davacılar Anne ... ve baba ...'a verilmesine,
6-Davacı çocuk ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... alınarak davacı çocuk ... 'a verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılmış; 54,40 TL başvurma harcı, 191,27 TL peşin harç, 265,00 TL ıslah harcı olarak toplam 510,67 TL harç giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
8-Davacı tarafça yapılmış, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak toplam 2.399,50 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 1.772,34 TL'sinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
9-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden AAÜT uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ...'den alınarak davacılara verilmesine,
10-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönündenAAÜT uyarınca 27.241,31 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı kız ...'a verilmesine,
11-Red edilen maddi tazminat talebi yönünden AAÜT 13/3.mad. gereğince 27.241,31 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
12-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ...'den alınarak davacılara verilmesine,
13-Alınması gereken 4.661,56 TL karar ve ilam harcından peşin ödenen 191,27 TL peşin harç ile 265,00 TL ıslah harcı toplamı 456,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.205,29 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
14-Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 975,00 TL'sinin davalılardan, 345,00TL sinin ise davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
15-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1- Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 50,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan müştekeren ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.661,56 TL harçtan peşin alınan 529,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.132,25 TL harcın davalı ...' dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.661,56 TL harçtan peşin alınan 529,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.132,25 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davalıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!