İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz iddialarıyla ilgili istinaf incelemesi kararı.
Özet: Davacı, gıda sektöründe uzun süredir kullandığı "..." markasına dayanarak, davalının tescil ettirdiği "... un buğday unu üstün kalite" markasının, kendi ayırt edici "..." ibaresini içermesi ve eklenen "un buğday unu üstün kalite" kısmının jenerik olması nedeniyle, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kısmen reddedilse dahi kalan emtialar için de Sınai Mülkiyet Kanunu m.5/1-ç kapsamında hükümsüz kılınması gerektiğini ve davalının bu markayı kullanmasının kendi önceki tarihli marka haklarına tecavüz, iltibas ve sulandırma teşkil ettiğini ileri sürerek, marka tescilinin hükümsüzlüğünü ve tecavüzün önlenmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: ████████ Esas
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2024
NUMARASI: ███████ Esas,████████ Karar
DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
KARAR TARİHİ: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun süredir “...” markası altında gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı adına kayıtlı “... un buğday unu üstün kalite” markası için 16.01.2021 tarihinde 30. Sınıfta yer alan ürünler için TPMK nezdinde yapılan başvuru sonucunda söz konusu başvurunun SMK m.5/1-ç kapsamında kısmen yayınlanmasına karar verildiğini, marka başvurusundan “Her türlü un, irmikler, nişastalar. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.” emtialarının resen çıkarıldığını, “... un buğday unu üstün kalite” markası ele alındığında “...” ibaresinin ayırt edici özellik taşıdığı, diğer “un buğday unu üstün kalite” ibarelerinin ise hiçbir ayırt edici özellik taşımadığını, ürün cinsi ve üstünlük belirten ibare olduğunu, bu kapsamda ilgili markanın kısmen reddedilmesine karar verildiğini, ancak davaya konu olan marka tescili kapsamına düşen “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/ lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” emtialarının da SMK m.5/1 (ç) gereği hükümsüz kılınması gerektiğini, aksi takdirde davalı kullanımının müvekkilinin önceki tarihli tescillerine tecavüz teşkil edeceğini, marka isminden anlaşıldığı üzere “... un buğday unu üstün kalite” ibaresinin un ürünü ambalaj görselinden oluşturulan markanın un ürünü dışında bir ürün üzerinde kullanılacağının düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, müvekkiline ait önceki tarihli “...” markalarını birebir içeren “... un buğday unu üstün kalite” şeklindeki markanın müvekkili tescil kapsamına düşen ürünler üzerinde kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımın müvekkilin önceki tarihli marka haklarına tecavüz edeceğini, markanın sulandırılmasına neden olacağı ve müvekkili şirket ile idari bir bağ içerisinde ticari faaliyette bulunulduğu izlenimi yaratacağını, müvekkilinin markalarının serisi, devamı gibi algılanacağını, müvekkiline ait önceki tarihli ... marka tescillerinin 30. Sınıfta yer alan “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/ lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” emtialarını kapsadığını, davalının paket görseli de dikkate alındığında, bu ambalajın varlığının müvekkilinin marka hakkını ihlal edeceğini ve marka hakkına tecavüz teşkil edeceğini, davalının piyasaya süreceği ürünlerin ambalaj tasarımını tescile konu etmesinin tecavüz oluşturacak ciddi halin varlığı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu tescilin un ürünü dışında herhangi bir ürün üzerinde kullanılacağının düşünülmesinin mümkün olmadığını, davaya konu markanın müvekkiline ait “...” markasının birebir aynısı olması ve “un buğday unu üstün kalite” sözcük grubunun jenerik ve ayırt edicilik vasfı olmayan ibarelerden oluşması nedeniyle davalı markası ile müvekkili markasının benzerliğinin tartışmasız olduğunu, aynı şekilde müvekkili marka tescillerinin kapsadığı ürünler 30. sınıfta yer alan ürünler olduğundan davalının markasının kapsadığı ürünlerin de 30. sınıfta yer alması sebebiyle emtialar arasında ayniyetin olduğunun şüphesiz olduğunu, sonuç olarak davalı markasının müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer nitelikte olduğunu, 2021 07476 sayı ile 30. sınıfta yer alan mallar için kayıtlı “... un buğday unu üstün kalite” markasının kötü niyetli tescil olması ve markaların ayırt edilemeyecek surette benzer olması itibariyle SMK 6/9, SMK 5/1(ç) ve SMK 25/1 maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı yan yasal sürede cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"... SMK m.5/1-ç hükmü yönünden gerekli olan ayniyet derecesinden benzerlik hali açısından değerlendirme yapıldığında, her ne kadar marka adları ile ve mal ve hizmet sınıfları yönünden benzerlik söz konusu olsa da, davalı yana ait marka tesciline konu marka örneğinin farklı olması sebebiyle ortalama tüketici kitlesi nezdinde bırakacağı genel izlenimin doğrudan davacı markası ile ayniyet yaratacağının ifade edilmesinin mümkün bulunmadığı, bilirkişilerce davalı tarafın kötüniyetli hareket ettiğine dair herhangi bir kullanımının tespit edilememiş olduğunun belirlendiği, alınan her iki heyet raporu kapsamına göre ; davalı adına tescilli ...numaralı “... un buğday unu üstün kalite” ibareli marka ile davacı markaları karşılaştırıldığında markalar arasında benzerlik bulunduğu ancak davacı yanın ileri sürdüğü SMK m.5/1-ç hükmü yönünden aranılan ayniyet veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik halinin bulunmadığı, davalı yana ait marka tesciline konu marka örneğinin farklı olması sebebiyle ortalama tüketici kitlesi nezdinde bırakacağı genel izlenimin doğrudan davacı markası ile ayniyet yaratacağının ifade edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından SMK 5/1-ç maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Markalar arasında "..." ibaresinin müşterek olarak bulunmasına rağmen, markaların tıpa tıp aynı olmadığı, şekil unsurunun, davalının ambalaj tasarımı şeklinde tescil ettirdiği markanın üzerinde kullandığı şekil karakterlerinin, renk ve kombinasyon ile markaya görsel ve işitsel olarak ayırt edicilik kattığı, öte yandan davalının markasında ayrıca ''Arapça'' yazım şekli bulunmasının markaları farklılaştırdığı, benzerliğin ilk görüşte oluşan mutlak bir benzerlik olmadığı, bağlantı kurularak iltibas oluşması mahiyetinde dolaylı bir benzerlik olduğu bu da 5/1-ç anlamında değil 6/1 maddesi anlamında bir benzerlik olduğu, bu nedenle mutlak red nedenine dayalı olarak yapılacak bir incelemenin söz konusu olmadığı, marka hukukuna hakim genel ilke gereğince karşılaştırılan markaların bölünerek değil bir bütün olarak incelenmesi gerektiği, markalar bir bütün olarak incelendiğinde de birbirlerinde ilk bakışta ayırt edilecek farklılıkların daha baskın olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzerlik bulunmadığı, somut uyuşmazlık açısından emsal alınabilecek nitelikteki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, █████████ Karar ve 24.05.2022 tarihli, "...+şekil" - ...+şekil" ibareli markalara yönelik verdiği kararında, şekil unsurları bakımından yaratılan farklılığın SMK'nın 5/1-ç maddesinin uygulanmasını engelleyeceği sonucuna varıldığının da bilinmekte olduğu, yüksek yargı uygulamaları da gözetildiğinde her iki markanın 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi bağlamında benzer kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Zira somut olay açısından yapılan değerlendirmede, markada yer alan işaretlerin özdeş, farksız, tıpatıp taklidi, aynen veya birebir kopyalarının olmadıkları, karşılaştırılan markalar açısından orta düzeydeki tüketicide bıraktığı genel izlenimin aynı olamayacağı, Yargıtay’ın son dönem kararlarında da, güçlü benzerliğin olup olmadığına bakılması gerektiği dolayısıyla markalar bir bütün olarak incelendiğinde de birbirlerinde ilk bakışta ayırt edilecek farklılıkların daha baskın olduğu anlaşılmaktadır. ...Ancak davacı yanca davalının kötüniyetli olduğu hususu ispat edilemediğinden SMK 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Toplanan deliller, HMK 266 madde kapsamında iki farklı heyetten alınan ve birbirleri ile uyumlu, benzerlik incelemesi yönünden taraf markalarının denetime uygun şekilde incelendiği rapor içerikleri dikkate alındığında; dosya içerisinde yer alan delillerde davalı yanın tecavüz niteliğinde eylemlerini gösterir delil tespiti niteliğinde dokümanın bulunmadığı, tecavüzün gerçekleştiğinin mevcut deliller doğrultusunda tespit edilemediği, hükümsüzlük ve tecavüzün tespiti istemlerinin ispat edilmediği gözetilerek sübut bulmayan;
-DAVANIN REDDİNE, " şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Markaların SMk 5/1-ç maddesi anlamında benzer olduğu ve aynı ürünleri kapsadığının TPMK kararı ile kabul edildiğini, davalının TPMK kararına itiraz etmediğini, tartışılması gereken hususun sadece marka kapsamında yer alan emtianin müvekkili markası ile aynı yahut benzer olup olmadığına ilişkin olduğunu, bu hususun da raporlar ile tespit edildiğini, Bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, yeni bilirkişi incelemesi yapılarak çelişkinin giderilmesi gerektiğini, TPMK kararları ile çelişen bir görüş sunulduğunu, Bilirkişi raporundaki tespitlerin hükümsüzlük koşullarının oluştuğuna işaret ettiğini,
Tarafların aynı ve benzer sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı markasının esas unsurunun ... olduğunu, davalının markasının un ürün paketi şeklinde olduğunu, tescile konu kahve, kakao, çeşni, sos gibi ürünler üretip davalının bu markasını kullanamayacağını, hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu,Kötüniyetin ispat edilemediği belirtilmiş ise de; dava konusu markanın bir ürün ambalajı/kutu tasarımı olduğunu, davalının un paketi tescili altında kahve, şekerleme vb emtiaları satışa sunmasının mümkün olmadığını, davalının tescilini TPMK tarafından reddedilen ve müvekkili markasının bilinirliğinin yüksek olduğu un emtiası için kullanmak istediğinin açık olduğunu, aksi varsayımın ticari hayatın gerçekleri ile örtüşmeyeceğini, tüketicinin yanılacağını,
Davalının piyasaya süreceği ürünlerin ambalaj tasarımını tescile konu etmesinin tecavüz oluşturacak ciddi halin varlığı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, marka tescil görselinin un ürünleri dışında herhangi bir ürün üzerinde kullanılacağının düşünülmesinin mümkün olmadığını, SMK 29/1-c ve 149/1-c maddesi gereğince tecavüz oluştuğunu, güncel tecavüz olmasa dahi pek yakında gerçekleşmesi muhtemel tecavüzün söz konusu olduğu kabul edilerek men kararı verilebileceğini, davalının üürnleri piyasaya sunmak üzere ciddi bir hazırlık içerisinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı, davalının 2021 07476 numaralı markasının SMK 6/9, SMK 5/1-ç maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesini, markaya tecavüzün önlenmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesine göre, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler, marka olarak tescil edilemez. Maddede yer alan ayniyet kavramı ile bir markanın tamamen taklit edilmesi kastedilemişken, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olgusuyla ise başvuruya konu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı olan ve ancak dikkatli inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kastedilmektedir. Anılan hükümde, SMK'nın 6/1. maddesinden farklı olarak, ayırt edilemeyecek kadar benzer olma aranmaktadır.Somut uyuşmazlıkta; mahkemece aşamalarda iki ayrı bilirkişi heyetinden alınmış olup her iki raporda davacının 30.sınıfta tescilli "..." kelime ve şekil markası ve "..." kelime markası ile davalının 30.sınıfta tescilli "... ..." markası arasında SMK'nın 5/1-ç maddesindeki aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olma şartının bulunmadığı yerinde olarak tespit edilmiştir. Davalının tescilde kötüniyetinin ispatlanamadığı da dikkate alındığında mahkemece SMK 5/1-ç, 6/9.maddelerine dayalı hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Davacının markaya tecavüz isteminin reddine ilişkin istinaf istemine gelince; markaya tecavüz yönünden değerlendirme yapılabilmesi için davacı tescilli markaları ile davalının filli kullanımlarının karşılaştırılması gerektiği, davalının fiili kullanımına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği, marka tescilinin markaya tecavüz oluşturduğundan bahsedilemeyeceği dikkate alındığında tecavüz iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi yerinde görülmüş, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!