Yurt dışı (Kazakistan) işyeri olan bir çalışanın kıdem, ihbar ve sair işçilik alacakları talebinde uygulanacak hukuk ve zamanaşımı süresi nedeniyle davanın reddinin sonucu itibarıyla onanması.
Özet: Yurt dışı şantiyelerde kalıpçı olarak çalıştığını iddia eden işçinin, haksız fesih ve ödenmeyen işçilik alacakları (kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla mesai vb.) talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, uygulanan yabancı iş hukukundaki (Rusya/Kazakistan) bir yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir; temyiz incelemesinde Yargıtay, son çalışma yerinin Kazakistan olduğu ve bu ülkenin iş mevzuatında da bir yıllık zamanaşımı öngörüldüğü tespitiyle, yabancı hukuk tespitindeki hatayı sonuca etkili görmeyerek zamanaşımı nedeniyle red kararını sonucu itibarıyla doğru bulup onamıştır.
9. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
DAVA TARİHİ : 28.01.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışındaki şantiyelerinde 2013-2017 yılları arasında kalıpçı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirketin çalışanı olmadığını, bu nedenle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, tüm alacaklarının davacıya ödendiğini, davacının hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığa davacının çalıştığı yer olan ... iş hukukunun uygulanması gerektiği, dava tarihi dikkate alındığında davanın ... iş mevzuatında düzenlenen hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, ... İş Kanunu 392. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu; ancak sonucu itibarıyla davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 27/1 hükmünün iptaline karar verdiğini, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Taraflar arasında iş sözleşmesi olmadığını, söz konusu sözleşmeler matbu olduğundan yok hükmünde değerlendirilmesi gerektiğini, davanın Türk hukukuna göre açıldığını, davacıdan çalıştığı ülke kanunlarını bilmesinin beklenemeyeceğini, bu hususta davacıya bilgilendirme yapılmadığını, davacının Türk olduğunu, davalının da Türk tüzel kişisi olup, şirket merkezinin Türkiye'de olduğunu, davacının Türk ... sistemi içerisinde kaldığını ve sosyal çevresinin de Türkiye'de olduğunu, ödemelerin de Türkiye'ye gönderildiğini, bu nedenlerle somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, davalının cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ve usulüne uygun olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta; dosyadaki belgelere göre davacının, son çalışma dönemi olan 14.04.2015-21.03.2016 tarihleri arasında Kazakistan'da görev yaptığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince son dönem çalışma yerinin ... olduğu kabul edilerek Rus iş mevzuatı uygulanmış ve bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar son dönemdeki çalışma yerinin ... değil Kazakistan olduğu görülmekte ise de Kazakistan iş mevzuatında da zamanaşımı süresi bir yıl olarak düzenlendiğinden, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar sonucu itibarıyla doğru olup bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve yukarıda yapılan açıklamalara göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!