İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin ticari nitelikteki nakliye hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı
Özet: Bir nakliye şirketi olan davacının, davalı şirkete verdiği taşıma hizmetleri karşılığı düzenlediği toplam 61.590,00 TLlik altı faturadan kaynaklanan 23.674,24 TL bakiye alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davalı taraf hizmetin verildiğini reddetmemekle birlikte ödeme savunmasında bulunarak borcun banka havaleleri ve davacıya ait telefon faturaları aracılığıyla büyük ölçüde kapatıldığını iddia etmiş; ilk incelemede tarafların tacir olduğu, davanın ticari niteliği ve yetkili icra ile mahkemenin belirlendiği, ödeme savunmasının ispat yükünün ise davalıya ait olduğu anlaşılmıştır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas █████████ KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin nakliye işleri yapan bir şahıs şirketi olduğunu, davalı firmanın ....' a iş yaptığını, davalının kapasitesini aştığı kısımlarda müvekkilinin araçları ile iş yapıldığını, müvekkilinin .... ve ....plakalı araçlarının kullanıldığını, davalının 31.08.2018/A-43976 — fatura - 8.496,00 TL, 30.09.2018/A-43978 — fatura — 10.620,00 TL,30.10.2018/A-43982 — fatura - 10.620,00 TL, 30.11.2018/A-43983 — fatura 10.620,00 TL, 31.03.2019/A-43998 fatura 10.620,00 TL, 30.04.2019/A-44000 fatura 10.620,00 TL faturaların bir kısmını banka kanalıyla ödendiğini, ancak bir kısmının ödenmediğini, İzmir 24. İcra müdürlüğü █████████ E. Sayılı dosya ile 23.674,24 TL takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, haksız ve usule aykırı itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminat ödemesine, yargılama giderleri ve karşı yan vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gerçekte alacağı bulunmadığını, alacaklarının banka hesabına muhtelif tarihlerde müvekkili şirket tarafından ve davalı şirket yetkilisi tarafından yatırıldığını, davacı tarafın banka hesabına ödemeler dışında resmi bakiyesinin 5.100,00 TL alacağı kaldığını, alacağın bir kısmına karşılık davacının telefon faturalarının ödendiğini, kalan kısmının elden ödendiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı tarafın kötü niyet tazmınatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.MAHKEMECE: "...Dava; taşıma ilişkisi kapsamında davacı alt taşıyanın davalı asıl taşıyandan nakliye bedeline ilişkin 6 adet fatura bakiyesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.Davacı gerçek kişi yönünden tacir olup olmadığına dair araştırma yapılmış, dava tarihinde bilanço usulüne göre defter tuttuğu ve 1. sınıf tacir olduğu tespit edildiğinden tacir sıfatını haiz olduğu, davalı tarafın ise TTK'da sayılan şirketler arasında yer aldığı görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği anlaşılmakla mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu kanaatine varılmıştır.İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması halinde dava şartının bulunup bulunmadığı yönünden öncelikle bu hususun incelenmesi gerektiği, davalı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin reddedilmediği,bu halde yetkili icra dairesinin İİK.nun 50.md. uyarınca HMK.nın yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması suretiyle tespitinin gerektiği, alacağın fatura bakiyesinden kaynaklandığı, HMK.nın 10 ve TBK.nın 89.maddeleri uyarınca alacaklının yerleşim yeri olan İzmir İcra dairelerinin yetkili olduğu sonuç olarak yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunduğu, dava şartının mevcut olduğu görülerek yargılamaya devam olunmuştur.Davalı tarafça; mahkememizin yetkisine yapılan itiraz incelendiğinde, davalı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin reddedilmediği, alacağın fatura bakiyesinden kaynaklandığı, HMK.nın 10 ve TBK.nın 89.maddeleri uyarınca alacaklının yerleşim yeri olan İzmir mahkemelerinin yetkili olduğu sonuç olarak yetki itirazının yerinde olmadığı tespit edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Taraflar arasında dava ve takip konusu, 6 adet, toplam 61.590,00 TL bedelli nakliye faturalarına konu taşıma hizmetinin davacı tarafından davalıya verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı ödeme savunmasında bulunmuş olup, faturalara konu bedelin davacının .... ve ... hebabına yaptığı havale dekontları ve davacı tarafa ait telefonların faturalarının dava konusu alacağa mahsuben taraflarınca ödendiğini savunarak davacının bakiye alacağının kalmadığını ifade etmiştir. Nakliye hizmetinin verildiği sabit olduğundan, ispat yükü ödeme savunmasında bulunan davalı tarafa düşmektedir. Davalı tarafından sunulan ödeme dekontlarına ilişkin banka cevabi yazıları da dikkate alındığında davalının, davacının ....ındaki hesabına 22.09.2018 tarihinde 500,00 TL, 28.09.2018 tarihinde 7.996,00 TL, 23.11.2018 tarihinde 4.500,00 TL, 05.12.2018 tarihinde 10.000,00 TL, 13.12.2018 tarihinde 6.500,00 TL, 22.06.2019 tarihinde 300,00 TL, 01.07.2019 tarihinde 17.000,00 TL, 11.07.2019 tarihinde 1.000,00 TL, 01.10.2019 tarihinde 1.200,00 TL ödeme yaptığı, davalının 11.01.2019 tarihinde davacının ... Bankasındaki hesabına 9.000,00 TL ödeme yaptığı, söz konusu ödeme dekontlarında ödemenin hangi faturaya ve borca ilişkin yapıldığı konusunda bir açıklamanın bulunmadığı tespit edilmiştir. Tarafların ticari defterleri incelenmiş olup, davacı tarafından, davalı firma adına düzenlenen 2018 yılında 4 adet fatura karşılığı 40.356,00 TL ve 2019 yılında 2 adet 21.240,00 TL olmak üzere toplam 61.596,00 TL tutarındaki faturaları ilgili dönem hasılatlarına kaydedildiği ancak davacı firmanın 2018 ve 2019 yıllarında 2. Sınıf işletme defterine tabi olması nedeniyle, Şirket ve Bilanço defterleri gibi alt hesap, cari hesap ve muavin kayıtları tutma zorunluluğu olmadığından, davalı firma adına ayrıca cari hesabın ve muavin kayıtlarının tutulmadığı, davacı firmanın 2020 yılında 1. Sınıf (Bilanço Usulü) olduğu ancak 2020 yılı ticari defterinin açılış ve kapanış kayıtları incelendiğinde, yine davalı firma adına cari ve muavin kayıtlarının tutulduğu veya takip edildiği bir hesaba rastlanmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından cari hesap ve muavin kaydı tutulmadığnıdan davalı tarafından yapılan ödeme dekontları davacı defter kayıtlarında tespit edilememiştir. Davalı ticari defterlerinin incelenmesinde, dava ve takip konusu 6 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yukarıda dökümü yapılan ödeme dekontlarından 22.09.2018 tarihli 500,00 TL bedelli ve 11.07.2019 tarihli 1.000,00 TL bedelli ödeme dekontu dışındaki tüm ödeme dekontlarının kayıtlı olduğu, 22.09.2018 tarihli 500,00 TL bedelli ve 11.07.2019 tarihli 1.000,00 TL bedelli ödeme dekontları dışındaki diğer ödeme dekontlarındaki tutarların mahsubu yapıldığında davalı defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle dava konusu faturalardan kaynaklanan bakiye 5.100,00 TL alacağının kaldığı tespit edilmiştir. 22.09.2018 tarihli 500,00 TL bedelli ve 11.07.2019 tarihli 1.000,00 TL bedelli ödeme dekontları davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmasa dahi söz konusu ödemelerin davacının banka hesaplarına yapılması ve davacı tarafın dava dilekçesi ve dosyaya sunduğu aşamalardaki beyanlarında davalı tarafın banka kanalıyla bir kısım ödemeler yaptığını kabul etmesi karşısında 22.09.2018 tarihli 500,00 TL ve 11.07.2019 tarihli 1.000,00 TL bedelli ödemelerin de davacı alacağından mahsubunun yapılması gerekmektedir. Yukarıda dökümü yapılan 10 adet banka ödeme dekontlarındaki ödeme tarihlerinin tamamanın dava-takip konusu faturaların tarihlerinden sonra olduğu, yapılan bu ödemelerin hangi borca mahsuben yapıldığına ilişkin davacı ve davalı ticari defter ve kayıtları ile dosyamızda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dekontlarda da bir açıklamanın yer almadığı, davacı vekiline dava konusu faturalar dışında davalı ile davacı arasında nakliye hizmeti verilmesine ilişkin daha eski tarihli faturalar bulunup bulunmadığı, varsa bu faturaları sunması için kesin süre verilmesine rağmen davacı vekilinin 25.10.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu faturalar dışında faturaların sunulmasının imkansız olduğunu bildirerek bu konuda belge sunmadığı, bu durumda dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 101 ve 102. maddeleri uyarınca yapılan banka kanalıyla yapılan tüm bu ödemelerin öncelikle takip konusu faturalara sayılması gerektiği, dava - takip konusu fatuların toplam bedelinin 61.596,00 TL, davalı tarafça banka kanalıyla yapılan 10 adet EFT işlemi ile yapılan ödeme tutarının 57.996,00 TL olduğu, ödemeler mashup edildiğinde davacının takip tarihi itibariyle bakiye alacağının 3.600,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça bakiye 3.600,00 TL’nin davacı adına kayıtlı telefon faturalarının ödenmesi suretiyle gerçekleştiği savunulmuş ise de; davalı şirket tarafından davacı adına kayıtlı telefon faturalarının ödendiğine dair bir belge bulunmadığı gibi taraflar arasında nakliye hizmet bedeli ödemelerinin, davacıya ait telefon faturalarının ödenmesi suretiyle gerçekleştirileceğine ilişkin bir anlaşmanın da mevcut olmadığı, davalı taraf cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından yemin teklif hakkının hatırlatılmasına rağmen bu hakkın kullanılmadığı, dolayısıyla davalı tarafça davacının bakiye 3.600,00 TL taşıma bedeli alacağının ödendiği savunması kanıtlanamamıştır.Davalı tarafça işlemiş faize de itiraz edilmiş ise de; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 1530. maddesi gereğince davalının temerrüde düşürülmesi için önceki kanuni düzenlemelerdeki gibi mutlaka bir temerrüt ihtarının gönderilmesine gerek bulunmadığı, icra takibine konu faturalarda belirli vade tayin edilmemiş olup, söz konusu faturaların davalı defterlerine kaydedilmiş olması karşısında, 6102 sayılı TTK'nın 1530/2. maddesinde yazılı şekilde dosya kapsamında sözleşmede öngörülmüş olan bir tarih veya ödeme süresi tayin edilmemiş ise de yukarıda ifade edildiği üzere, faturalarla davalının temerrüde düşürülmüş bulunmasına göre, davalının bakiye 3.600,00 TL’lik asıl alacağın işlemiş faizine yönelik itirazının da haksız olduğu, (Yargıtay 23. HD'nin █████████-2783 esas- karar sayılı kararı, Yargıtay 11. HD'nin █████████ esas, █████████ karar sayılı kararı, █████████ esas, █████████ karar sayılı kararı), bilirkişiler işlemiş faiz yönünden raporlarında değerlendirme ve hesaplama yapmamış iseler de bu husus yeniden incelemeyi gerektirmediğinden, davalı tarafından yapılan ödemeler öncelikle en eski tarihli faturalardan mahsup edilmek suretiyle tespit edilen bakiye 3.600,00 TL asıl alacağın en son tarihli yani 30.04.2019 faturadan kaynaklandığının kabulü gerektiği, bu faturanın davalı borçlu tarafından alındığı 30.04.2019 tarihinden itibaren TTK’nun 1530/2-b bendi uyarınca 30 günlük süre eklendiğinde davalı borçlunun 31.05.2019 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, temerrüt tarihinden 22.01.2020 takip tarihine kadar değişen avans faizi oranları üzerinden işlemiş faiz miktarının [ (3600,00 TL x 133 gün x 19,50 / 36500)= 255,80 TL + (3600,00 TL x 71 gün x18,25 / 36500)=127,80 + (3600,00 TL x 32 gün x 13,75 / 36500)= 43,40 TL]= 427,00 TL olduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile 3.600,00 TL asıl alacak ile 427,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.027,00 alacak için itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olup alacak likit olduğundan hüküm altına alınan alacak üzerinden %20'icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,Davalının, İzmir 24. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 3.600,00 TL asıl alacak ile 427,00 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.027,00 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına,2-Hüküm altına alınan 4.027,00 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3- Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında yapılmış yüzlerce taşıma işi varken, yalnızca dava konusu 6 adet fatura varmışcasına bankada ödemelerinin tümünün işbu faturalardan mahsup edilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, davalının altı faturaya dair ödemelerin bir kısmını banka kanalıyla ödemiş olsa da 20.876,65 TL miktarında kalan ödeme mevcut olduğundan icra takibi başlatıldığını, bu durumun, bilirkişi raporunda da açıkça görüldüğünü, davalının, anılan faturaların ödemelerinin 20.876,65 TL bakiyesini ödememiş olduğu halde, yerel mahkemece yalnızca 3.600,00 TL bakımından davanın kabulüne karar verdiğini, sadece banka dökümlerine göre, müvekkili ile davalı arasındaki alacak borç ilişkisinin 3.600,00 TL olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket ile müvekkili arasında çeşitli taşıma işlerinin olduğunu, bunun sonucunda yine aynı banka hesabına ödemeler gerçekleştirildiğini, bankadaki tüm ödemelerin dava konusu faturalara dair ödemeler gibi kabul edilmesinin dar anlamda bir incelemeye sebebiyet vermekte ve bunun sonucunda davanın tüm sonuçlarıyla kabulü gerekmekteyken kısmen kabulü sonucunu doğurduğunu, yerel mahkemenin banka hesap dökümlerinin hepsini dava konusu faturalardan düşmesi kabul edilemez nitelikte olup işbu sebeple anılan kararın kaldırılmasının gerektiğini, davalının taraflarına dava açıldıktan sonra 23.674,24 TL ve 3.551,14 TL ödeme yapıp bakiye fatura bedelini ödemesinin borcun varlığını kanıtladığını, yerel mahkemenin █████/2022 tarihinde ihtiyati haciz talebi vermişken davanın kısmen kabulü kısmen reddi kararının çeliştiğini, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun bilirkişilerce de raporlandığını, icra inkar tazminatının da tam bedel üzerinden verilmesinin gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve açık olmasına davaya konu faturaların davalı defterinde kayıtlı olmasına ve davalı tarafça BA formuyla vergi dairesine de bildirilmiş olmasına, davalı tarafça ödeme savunmasında bulunulmuş olmasına, sunulan dekontlara göre davacının bakiye alacağının tespitinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026