Alt işveren nezdinde çalışan hizmetlinin kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık izin alacakları taleplerinde husumet, zamanaşımı, ispat yükü ile harç muafiyeti değerlendirmesi.
Özet: Bir işçinin, alt işverenler aracılığıyla bakanlığa bağlı bir okulda hizmetli olarak çalışırken iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararının ardından, bölge adliye mahkemesi ıslah zamanaşımı defi ve harç muafiyeti gibi usul hataları nedeniyle kararı kaldırıp yeniden kısmi kabul yönünde hüküm kurmuştur; davalı bakanlığın husumet, alacakların zamanaşımına uğradığı ve işçinin mevsimlik çalıştığı iddialarıyla temyiz ettiği bu uyuşmazlıkta, Yargıtay, fazla çalışma alacağının ispat yükünün işçide olduğunu ve imzalı bordroların sahteliği kanıtlanmadıkça kesin delil niteliği taşıdığını belirtmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 4. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı Bakanlığa bağlı ... ... Ortaokulunda alt işveren şirketler nezdinde 19.11.2008-30.06.2019 tarihleri arasında hizmetli olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hizmet alımı suretiyle iş yapan şirketlerin işçisi olduğunu, talep ve dava konusu yapılan alacaklardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, davacının çalıştığı işyerinin okul olduğunu ve davacının mevsimlik işçi statüsünde çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hizmet döküm cetvelinde çalışmaları bulunan şirketler ile davalı Bakanlık arasında hizmet alım sözleşmeleri imzalandığı, sözleşmelerin konusunun ... İlköğretim Okulu ... binasında görülecek temizlik işleri ve idari işler olduğu, davacının bu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında alt işverenler nezdinde toplam 10... gün çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin belge sunulmadığı, davacının kıdemine göre hesaplanan yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alındığı, tanık beyanları doğrultusunda fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının hüküm altına alınarak bu alacaklara makul oranda indirim yapıldığı, ulusal bayram ve genel tatil alacağının ise çalışma olgusu ispatlanmadığından reddedildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmi alacak davası olduğu, İlk Derece Mahkemesince ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu, bilirkişi raporundaki veriler dikkate alınarak resen hesaplama yapıldığı, ayrıca davalı Kurumun harçtan muaf olmasına karşın harçtan sorumlu tutulmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının çalışmalarından alt işveren şirketler sorumlu olduğundan, davanın öncelikle davalı Bakanlık açısından husumet bakımından reddi gerektiğini,2. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, 3. İş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshi iddiasının davacı tarafından ispatlanmadığını, 4. Davacının okulun kapalı olduğu yarıyıl tatillerinde ve yaz aylarında çalışmasının mümkün olmaması nedeniyle, davacının çalışmalarının mevsimlik işçi statüsünde olduğunu, yıllık izin alacağının bulunmadığını, dava konusu alacakların reddi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık ücretli izin alacakları ve bu alacakların hesaplanması ile zamanaşımına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Çalışma düzenin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir. Fazla çalışma alacaklarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Somut olayda hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanlarına dayalı olarak haziran, temmuz, ağustos, eylül aylarında haftanın 5 günü 08.00-19.00 saatleri arasında 47,5 saat çalışarak haftalık 2,5 saat fazla çalışma yapıldığı kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de davacının yaptığı iş, işyerinin niteliği ve dosyadaki ispat durumu dikkate alındığında; yaz tatili dönemi davalı Bakanlıktan sorularak belirlenmeli ve yaz tatili dönemine isabet eden aylarda fazla çalışma yapılmadığı kabul edilerek bu aylar hesaplamadan dışlanmalıdır. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde; hâkimin, davayı aydınlatma ödevi gereği uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.Somut uyuşmazlıkta davacı, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını iddia etmiştir. Davalı ise yaz ayları ve sömestr döneminde okulun kapalı olduğunu, yıllık ücretli izin alacağı olmadığını savunmuştur. Mahkemece davalıya ait işyerinde 10... gün çalışması bulunan davacının çalışma süresi boyunca hiç izin kullanmadığı kabul edilerek yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Mahkemece; yaz aylarında davacının okulda çalışıp çalışmadığı belirlenerek davacının fiilen çalışmadığı dönem saptanırsa bu dönemde davacıya ücret ödenip ödenmediği tespit edilmeli, ücret ödendiğinin tespiti durumunda ise çalışılmadan ücret ödenen dönemde davacının ücretli yıllık izin kullandığı kabul edilerek sonuca gidilmelidir. Davacının yaz aylarında çalıştığının tespit edilmesi durumunda ise 10 yıllık çalışma boyunca hiç izin kullanılmaması hayatın olağan akışına uygun olmadığından, 10 yıl boyunca izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün kullandığı hususu davacı asıla açıklattırıldıktan sonra bir karar verilmelidir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.