Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, faturadan kaynaklı ticari alacakta ayıp iddiası sebebiyle itirazın iptali istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki metin, davacının sattığı ürünlere ilişkin 131.612,02 TL tutarındaki ödenmeyen fatura bakiyesinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali davasında verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini konu almakta olup, davalı tarafın ayıplı ürün iddiası ve bilirkişi incelemesi talebiyle karara itiraz ettiği, davacının ise borcun varlığının ticari defter ve raporlarla ispatlandığını savunarak istinafın reddini talep ettiği bir uyuşmazlığı değerlendirmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVACI : ECO ETİKET BASIM AMBALAJ SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...VEKİLİ : Av. ... - Av. ... - Av. ... DAVALI : ANADOLU HÜNKAR İÇECEK VE GIDA SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...VEKİLİ : Av. ... - Av. ...DAVA TÜRÜ : İtirazın İptaliDAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça, EF22022... numaralı 15.03.2023 ödeme tarihli fatura dayanak olmak üzere aldığı hizmetler/ürünler gereği davacıya kısmi ödeme yapmış olup 131.612, 02 TL kalan bakiye ödenmediğini, davalıya satılan ürünlerin ödenmeyen bakiye bedelinin tahsili nedeniyle Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ██████████ sayılı dosyası ile başlattıkları takibe borçlu tarafından haksız olarak itiraz edildiğini beyan ederek; itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın KABULÜ ile;1-Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyasına borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline,2-Takibin kaldığı yerden devamına,3-Asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafça, davacıya ayıp ihbarının yapıldığı davacının dava dilekçesinde dosyaya ibraz ettiği mail yazışmalarından ve whatsapp yazışmasından da ortaya çıktığını, bu nedenle mahkemece yapılması gereken ayıba ilişkin iddianın bilirkişi raporu aldırılmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini, bu nedenle de mahkemenin davaya süresi içerisinde cevap verilmemesi nedeniyle davacının davasının kabul edildiği değerlendirmesi hatalı ve yanlış bir değerlendirmesi gerektiğini, bu nedenle de kararın ortadan kaldırılması gerektiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; işbu istinafa konu davada davalının haklılığı ve borcun varlığı ticari defter incelemesi ile ispatlandığını, bilirkişi raporları ve yerel mahkemenin ilamında ortaya çıktığını, dosya tekemmül ettiğini beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya satılan ürünlere ilişkin █████/2023 tarihli fatura uyarınca yapılan kısmi ödemeden sonra 131.612,02 TL bakiye alacağın ödenmediği, bu alacağın tahsili amacıyla Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ██████████ E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiği, bu nedenle itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisi kapsamında davacının takip dayanağı faturadan kaynaklanan 131.612,02 TL bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, davalının icra takibine yaptığı itirazın haklı olup olmadığı ve bu kapsamda itirazın iptali ile icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. ████████ Karar).İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. ████████ k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı).Dosya arasına alınan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı tarafa ait 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin açılış tasdikleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Davacı taraf kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 131.612,02 TL alacaklı olduğu,..." şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu görülmüştür.Dosya arasın alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davalı şirketin yasal defter tutma yükümlülüğünün bulunduğu ve bu yükümlülüğünü yerine getirdiği ancak yasal defterlerinin güvenilir bilgi içermediği, davalı şirketin ön muhasebe programına göre takip tarihi itibariyle davacı şirkete 131.549,64 TL borcunun bulunduğu, davalı şirketin yasal defter ve kayıtlarına göre davacı şirkete takip tarihi itibariyle 455.392,02 TL borcunun bulunduğu, ancak bazı çeklerin defterlere kayıt edilmediğinin görüldüğü..." şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu görülmüştür.Dosya arasına alınan █████/2024 tarihli kimya mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle;"...Bahse konu etiketlerin keşif tarihi itibariyle ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Bunun tüm etiketlemeyi etkilediği ve dolayısı ile etiketlerin kullanıma uygun olmadığı tespit edilmiştir. Ürünlerin analiz sertifikalarında testlerinin yapıldığı ve testlerden geçtiği görülmüş, ve analiz sertifikalarında depolama koşullarının 18-24 C, ve 50-55 nem ortamında saklanması gerektiğinin belirtildiği görülmüştür. Ürünlerin keşif tarihi itibariyle üretildiği ve teslim edildiği sırada ayıplı olup olmadığının tespiti mümkün değildir. Ayıplı olduklarına dair o tarihlerde yapılmış bir tespit veya bir analiz sonucu bulunmamaktadır. Depolama alanının dar bir sıcaklık aratığı ve nem oranında depolama ihtiyacını karşılayacak bir depolama alanı olmadığı tespiti yapılmıştır, sürekli ve sistematik bir sıcaklık/nem takibi ve kontrolü yapılmadığı ve böyle ayrılmamış ve geniş bir alanda her mevsim koşulunda bu koşulların sağlanmasının mümkün olmadığı..." şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu görülmüştür.Eldeki davada, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip dayanağı faturanın her iki tarafın ticari defterlerine de işlendiği ve takip tarihi itibarıyla davacının takip konusu alacağını TTK'nın 64 ve devamı maddeleri ile HMK'nın 222. Maddesi uyarınca delil niteliğini haiz ticari defterleriyle ispat ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığından, ayıptan kaynaklanan mahsup ve sair savunmaların usulüne uygun şekilde ileri sürülmediği, kaldı ki, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da ürünlerin teslimi sırasında ayıbın mevcut olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığının belirtilmiş olduğu görülmektedir. Bu durumda, mahkemece; davalının ayıp savunmasını ispatlayamadığı, takip konusu alacağın belirli ve likit nitelikte olduğu kanaatiyle davanın kabulü ile İİK'nın 67/2. Maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının bu gerekçelerle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.990,41 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.247,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.742,81 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, (4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*