Yurt dışında çalışan işçinin işçilik alacakları davasında, Anayasa Mahkemesi kararı ışığında uygulanacak hukukun, arabuluculuk anlaşmasının ve zamanaşımı definin incelenmesi.
Özet: Davacı işçinin yurt dışındaki çalışmasından kaynaklı işçilik alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin bozmaya uyarak, uyuşmazlığa Rus hukukunu uygulayıp taleplerin bir kısmını zamanaşımından, bir kısmını ise ihtiyari arabuluculuk anlaşması nedeniyle usulden reddetmesi üzerine, davacı vekilinin temyizinde özellikle Anayasa Mahkemesinin Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 27/1 hükmünü iptal etmesi nedeniyle Türk hukukunun uygulanması gerektiği, daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu ve arabuluculuk anlaşmasının geçersizliği iddiaları incelenmektedir.
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
DAVA TARİHİ : 26.01.2022
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ... ve Kazakistan'da bulunan muhtelif şantiyelerinde 03.05.2010-29.08.2019 tarihleri arasında alçı boya ustası olarak aylık net 2.200,00 Amerikan doları (USD) ücret ile çalıştığını, ücretin bir kısmının elden avans olarak kalanının banka aracılığıyla ödendiğini, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacı ile dava dışı ... Şirketi arasında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlendiğini ve sürecin anlaşma ile sona erdiğini, anlaşma belgesine rağmen davacının işbu davayı açmasının mümkün olmadığını, uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanamayacağını, talep konusu alacakların ... hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiğini, 2014 yılına ilişkin iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiğini, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağının ücret bordroları ile ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2023 tarihli kararı ile; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılması durumunda dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 01.07.2024 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; ihtiyari arabuluculuk süreci sonunda davacı işçinin 30.03.2019-27.08.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin olarak anlaşmaya vardıkları, dosyadaki delil durumuna göre söz konusu çalışma dönemi yönünden anlaşma belgesine itibar edilmesinin yerinde olduğu, bilirkişi raporunda davacının davalı işveren nezdinde yurt dışında 03.05.2010-27.08.2019 tarihleri arasında fasılalı olarak çalıştığının belirlendiği, öncelikle davacının 30.03.2019 tarihinden önceki hizmet süresinin tespit edilmesi, ardından da ilgili çalışma döneminde uyuşmazlığa uygulanacak hukukun belirlenmesi ve sonucuna göre talep konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının 03.05.2010-29.08.2019 tarihleri arasındaki çalışmasının yurt dışında geçtiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, mutad işyerinin de ... ülkesi olduğu, uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiği, davalı tarafça cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, davacının en son 29.08.2019 tarihinde ...'da çalıştığı, eldeki davayı da 26.01.2022 tarihinde açtığı, davanın açıldığı tarih itibarıyla ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, buna göre 29.03.2019 tarihinden öncesi talepler yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 29.03.2019-27.08.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden ise tarafların anlaşmaya vardıkları gerekçesiyle bu dönem talepleri yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü iptal edildiğinden uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Daha sıkı ilişkili hukukun da Türk hukuku oluğunu,
3. Arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerli olmadığını,
4. Davalı lehine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının çalışma döneminin tamamına ... hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır.
Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 05.09.2013-04.12.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerinde ise de 03.05.2010-09.12.2012 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun’un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Dosyadaki bilgi ve belge göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 03.05.2010-09.12.2012 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 03.05.2010-09.12.2012 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Eksik inceme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!