Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, Özler Kabloda davacıların hisselerini düşüren sahte genel kurul kararlarının iptali ve tedbir talepli istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların, aile şirketi Özler Kablo A.Ş.de, kendilerinden habersiz ve sahte evraklarla gerçekleştirilen sermaye artırımları ile usulsüz genel kurul kararları neticesinde hissedarlık oranlarının adeta yok edildiği; önemli genel kurul toplantılarına fiilen katılmadıkları halde hazirun cetvellerinde imzalarının bulunduğu pasaport kayıtları ve diğer delillerle ileri sürülerek, aile içi anlaşmazlıklar ve davacıların şirket yönetiminden uzak kalmasının bu usulsüzlüklere zemin hazırladığı iddialarıyla, genel kurul kararlarının iptali, ihtiyati tedbir konulması ve kayyım atanması taleplerini içeren davanın içeriğini özetlemektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026 Tarihli Ara KararNUMARASI : ███████ Esas DAVACILAR : 1-... 2-...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ÖZLER KABLO İÇ VE DIŞ TİCARET SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ...VEKİLİ : Av. ...DAVA TÜRÜ : Genel Kurul Kararının İptali İstemliTALEP : İhtiyati Tedbir - Kayyım AtanmasıDAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı Özler Kablo İç ve Dış Tic. San. A.Ş., her türlü elektrik kablolarının imalatı, ticareti, ithali, ihracı başta olmak üzere çeşitli ticari faaliyetler göstermesi amacıyla davacılar ... ve ..., ..., ..., ve müteveffa ... tarafından kurulduğunu, ... Mah. ... Yolu Cad. ... ... Fab. No: ... Gebze/Kocaeli adresinde kayıtlı merkezinde, yıllara sâri olarak faaliyetlerine devam eden bir tüzel kişilik, bir diğer deyişle de aile şirketi olduğunu, şirketin, 19 Ocak 2007 tarihli ve 6727 sayılı Türk Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan ve tescil olunduğu üzere, 15 Ocak 2007 tarihinde kurulduğunu, şirketin kuruluş esas sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca Şirketin kuruluş sermayesinin 2.000.000 YTL olup her biri 10.000 YTL kıymetinde 200 adet hisseye ayrıldığını, ilgili dönemde müteveffa ...’in %1, Müvekkiller’den anne ...’in %1, davacılardan ...’in %18, ...’in %5, ...’in ise %75 oranında hissesi bulunduğunu, mevcut durumda ise, davacıların haberi olmaksızın ve sahte evraklarla yapılan sermaye artırımları ile davacıların hisse oranlarının adeta yok edilmiş olduğunun öğrenildiğini, davacılardan ...’in eşi, ...’in (ve Davalı Şirket Yönetim Kurulu Başkanı ...’in) babası olan müteveffa ... (“Muris”), eşiyle birlikte uzun yıllardır ikamet ettiği Antalya’da 6 Mart 2025 tarihinde vefat ettiğini, Muris’in mirasçıları, davacıların yanı sıra oğulları ... ile davalı şirket YK Başkanı ... olduğunu, ne var ki, Muris ile Davalı Şirket Yönetim Kurulu Başkanı ... aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle yaklaşık 15 yıldır görüşmediklerini, zira Davalı Şirket’in hâkim hissedarı ve yöneticisi konumunda olan Yönetim Kurulu Başkanı ...'in, kuruluştan itibaren süreç içerisinde, özellikle de 2011 senesinden itibaren önce babası Muris’i Şirket yönetiminden uzaklaştırmış, akabinde Şirket’in annesi ... ve kardeşi ... ile olan ticari ve fiili bağını kopardığını, davacı ...'in, kâğıt üzerinde halen ... ve ... ile birlikte Yönetim Kurulu üyesi görünmesine rağmen emekliliği ve bilhassa eşinin vefatı ve evlatlarının Şirket’in günlük işlerini usulüne uygun şekilde yürüttüğüne olan inancı ile Şirket’te yıllardır faal rol almadığını, Hissedar olan Müvekkil ... ise, Davalı Şirket yönetiminde yer almamakla birlikte uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletleri’nde ikamet ettiğini ve Davalı Şirket’in günlük işleyişinde faal rol alamadığını, bu durumun, davacıların, davalı Şirket nezdinde gerçekleştirilen iş ve işlemlerin yakinen takibini oldukça güç kılmış ve (kuruluştan itibaren Şirket’te aktif rol oynayan çoğunluk pay sahibi aile üyesi ... tarafından Şirket yönetiminin hukuka ve usule uygun yürütüldüğüne dair haklı bir beklentileri ve inançları olmasına rağmen) bilgileri ve rızaları hilafına yönetimsel ve hukuka aykırı davacılar aleyhine birtakım kararlar alınmasına ve işlemler gerçekleştirilmesine imkân sağladığını, öyle ki, veraset intikal işlemleri esnasında 5 Ağustos 2024 tarihinde davacıların haberi olmaksızın gerçekleşen olağan genel kurul toplantısının hazirun cetvelinin davacıların önüne gelmiş, ve ilgili hazirun cetveli uyarınca Davalı Şirket’in hissedarlık yapısının davacıların hisse oranları adeta yok edecek şekilde değiştiğinin görüldüğünü, 5 Ağustos 2024 tarihinde yapılan 2023 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı ve Hazirun Cetveli incelendiğinde; yansıtılanın aksine, belgelerde asaleten imzası varmış gibi gözüken davacı ...'in, söz konusu tarihte Türkiye’de dâhi olmayıp kendisinin Amerika’da olduğu pasaport giriş-çıkış kayıtları ile de kesin olarak sabit olduğunu, ayrıca, hazirun cetvelinde asaleten imzası varmış gibi gözüken ...'in, söz konusu toplantıya fiilen katılmamış olup, kendisi tarafından atılmış gibi gözüken imzanın da tamamen sahte olduğunu, 21 Ağustos 2023 tarihinde yapılan 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı ve Hazirun Cetveli incelendiğinde; sermayenin 25.000.000 Türk Lirasından 100.000.000 Türk Lirasına artırıldığını ve davacıların bu yönde hiçbir şekilde bilgilendirilmediğinin anlaşıldığını, tutanakta iadeli taahhütlü mektupla bildirim yapıldığına yer verilmişse de, davacılara ulaşan herhangi bir bildirim olmadığını, davalı şirketin hukuka aykırı olarak alınan, süregelen rahatlığın ve göz ardı etmenin bir göstergesi olan, davacıların yönetimde temsil ve söz sahibi olma hakkını ihlal eden yönetim kurulu kararlarının ve genel kurul toplantılarının yok hükmünde olduğunun, sayın başkanlığınız aksi kanaate hasıl olur ise mutlak butlanla batıl olduklarının tespitini talep ettiklerini, davalı Şirket bünyesinde 2011’den 2025’e kadar yapılan ve müvekkillerinin imzalarının taklit edildiği her bir genel kurulun, bir önceki yok hükmündeki kararın üzerine inşa edilmiş bir hukuki enkaz niteliğinde olduğunu, bu enkazın temizlenmesinin ancak tüm bu kararların geriye dönük olarak yokluğunun tespiti ile mümkün olacağını, bahse konu yönetim kurulu kararları ve genel kurullarının yokluk ile malul edildiğinin tespiti gerektiğini; Sayın Başkanlığınızın aksi kanaate hasıl olması durumunda ise her halükarda; TTK m. 391 uyarınca batıl olduğunun sabit olduğunu, davalı şirkette davacıların bilgisi olmaksızın yapılan sermaye artırımları ve muvazaalı sözleşmeler aracılığıyla şirket malvarlığının ve pay sahipliği haklarının gasp edilmesinin söz konusu olduğunu, bu kapsamda, muvazaalı diğer hukuki işlemlerin de butlanının tespiti ve ihlallerin durdurulması/geri döndürülmesi adına gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini, davalı şirketin içinin boşaltılması riski mevcut olup bu kapsamda imzalanan yap-işlet-devret sözleşmesi ve kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ve kayyım tayini başta olmak üzere ihtiyati tedbrilere hükmedilmesini talep ettiklerini bu sebeple; davalı şirketin usulsüz, sahte imzalarla, usulsüz tebligatlarla ve/veya davacıların yokluğunda alınan 5 Ağustos 2024, 21 Ağustos 2023, 22 Nisan 2022, 20 Ağustos 2021, 30 Nisan 2019, 24 Nisan 2019, 10 Ağustos 2017, 29 Nisan 2016, 6 Mayıs 2015, 28 Mart 2014, 29 Mart 2013, 17 Aralık 2012, 15 Ekim 2012 ve 6 Mayıs 2011 tarihli Genel Kurul Kararlarının; söz konusu genel kurul kararlarına dayanak teşkil eden veya bu kararların icrası mahiyetinde olan, davacı Yönetim Kurulu üyesi ...’in haberi ve/veya imzası olmaksızın alınan 23 Aralık 2025 (███████), 19 Kasım 2025 (███████), 23 Ağustos 2023 (2023/5), 30 Mayıs 2019 (2019/7), 16 Ekim 2017 (2017/4), 13 Eylül 2017 (2017/3), 16 Ağustos 2017 (2017/2), 18 Mayıs 2015 (2015/3) ve 6 Mayıs 2015 (2015/2) tarihli ve tespit edilecek sair Yönetim Kurulu Kararlarının; TTK m. 391 ve ilgili hükümler uyarınca öncelikle yok hükmünde olduklarının, Mahkemeniz aksi kanaatte ise mutlak butlanla batıl olduklarının tespitine, hukuka aykırı şekilde Davalı Şirket ile YK Başkanı ... arasında imzalanmış olan YİD Sözleşmesi ve Kira Sözleşmesi’nin geçersiz olduğunun tespitine, davalı şirketin yönetim kurulunun oluşumuna dayanak teşkil eden genel kurul kararlarının sistematik sahtecilik ve mutlak butlanla malul olması, hakim ortak ... ile şirket arasındaki ağır menfaat çatışması ve şirket malvarlığının muvazaalı işlemlerle (özellikle 2026 vadeli Yap-İşlet-Devret Sözleşmesi) boşaltılma tehlikesi gözetilerek; şirket organlarının işlevsiz hale gelmesi, sahtecilik yoluyla yönetimin gasp edilmiş olması ve şirket malvarlığının içinin boşaltılması girişimleri nedeniyle davalı Şirket Yönetim Kurulu’nun yetkilerinin kaldırılarak Şirket’e ivedilikle yönetim kayyımı atanmasına; Sayın Başkanlığınız aksi kanaatte olur ise Davalı Şirket’in tüm iş ve işlemlerini denetlemek ve onaya tabi tutmak üzere geniş yetkili bir denetim kayyımı görevlendirilmesine, dava süresince Davalı Şirket’in taşınmazlarının, araçlarının ve markalarının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ticaret sicil ve tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine, davalı Şirket Yönetim Kurulu’nun 23 Aralık 2025 tarihli ███████ sayılı kararı doğrultusunda 23 Ocak 2026 (veya tehir edilmiş ise daha sonraki bir tarihte) gerçekleşmesi planlanan olağanüstü genel kurul toplantısının ve dava konusu diğer kararların icrasının teminatsız olarak yürütmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına dair ihtiyati tedbir uygulanması, gündemde yer verilen bağımsız denetçi atamasının da atanacak olan yönetim kayyımı tarafından gerçekleştirilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :İlk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile; " ... 1-Davacı vekilinin, çeşitli tarihlerde ki yönetim kurulu kararları ile genel kurul kararlarının ve dava konusu diğer kararların icrasının teminatsız olarak yürütmesinin durdurulması, davalı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması, davalı şirketin taşınmazları, araçları ve markalarının devrinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, hukuk düzeninin suç teşkil eden eylemleri ve failleri korumayacağının açık olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı davrananların, diğer yönetim kurulu üyelerinin bizatihi kendileri olduğunu, yönetim kurulu başkanı ...’in, davalı şirketin içini boşaltmaya ve davacıları zarara uğratarak kendi malvarlığında artış yaratmaya yönelik planlı ve suç teşkil eder eylemlerde bulunduğunun sabit olduğunu beyan ile; yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların tüm iddiaları, aile içi miras çekişmesinden ve davalı yönetim kurulu başkanına duyulan şahsi husumetten kaynaklandığını, şirketin ticari defterleri, bilançoları ve faaliyet raporları incelendiğinde, şirketin karlı ve istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiği, operasyonel bir zafiyet içinde olmadığının görüleceğini beyan ile; davacıların istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı █████/2026 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Talep; davalı şirket yönetimine yönetim ve temsil kayyımı atanması, bu talep kabul görmez ise denetim kayyımı atanması yönünde tedbir konulması, davalı şirketin taşınır taşınmaz mal varlıkları ile markalarının üzerine ihtiyati tedbir konulması ve Yönetim kurulu kararı ile yapılacak genel kurul toplantısının ve dava konusu diğer genel kurul kararların icrasının teminatsız olarak yürütmesinin durdurulması istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacılar tarafından, davalı Özler Kablo İç ve Dış Tic. San. A.Ş.'nin davacılar ..., ..., ..., ..., ve müteveffa ... tarafından kurulduğunu, şirketin, 19 Ocak 2007 tarihli ve 6727 sayılı Türk Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan ve tescil olunduğu üzere, 15 Ocak 2007 tarihinde kurulduğunu, şirketin kuruluş esas sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca Şirketin kuruluş sermayesinin 2.000.000 YTL olup her biri 10.000 YTL kıymetinde 200 adet hisseye ayrıldığını, ilgili dönemde müteveffa ...’in %1, anne ...’in %1, davacılardan ...’in %18, ...’in %5, ...’in ise %75 oranında hissesi bulunduğu, mevcut durumda ise, davacıların haberi olmaksızın ve sahte evraklarla yapılan sermaye artırımları ile davacıların hisse oranlarının azaltıldığının iddia edildiği, ayrıca davalı şirket ile Şirket Temsilcisi arasında YİD Sözleşmesi ve Kira Sözleşmelerinin yapıldığı, bunun şirketi zarar uğratmak kastı ile yapıldığının iddia edildiği, bu kapsamda, alınan genel kurul kararlara ve bağlı yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduklarının, aksi kanaate olunması halinde mutlak butlanla batıl olduklarının tespitine, Davalı Şirket ile YK Başkanı ... arasında imzalanmış olan YİD Sözleşmesi ve Kira Sözleşmesi’nin geçersiz olduğunun tespitine, davalı Şirket Yönetim Kurulu’nun yetkilerinin kaldırılarak Şirket’e ivedilikle yönetim kayyımı atanmasına; aksi takdirde geniş yetkili bir denetim kayyımı görevlendirilmesine, dava süresince Davalı Şirket’in taşınmazlarının, araçlarının ve markalarının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ticaret sicil ve tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine, davalı Şirket Yönetim Kurulu’nun 23 Aralık 2025 tarihli ███████ sayılı kararı doğrultusunda 23 Ocak 2026 (veya tehir edilmiş ise daha sonraki bir tarihte) gerçekleşmesi planlanan olağanüstü genel kurul toplantısının ve dava konusu diğer kararların icrasının teminatsız olarak yürütmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına dair ihtiyati tedbir uygulanmasını talep ettiği, Mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, kararın davacılar tarafından istinaf edildiği görülmektedir.Davacıların sahtecilik ve davalı şirketin temsilcisi ... arasında imzalanmış olan YİD Sözleşmesi ve Kira Sözleşmesi’nin usulsüzlüğü iddialarının davacının talep etmiş olduğu genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının yokluğu iddiasına ve şirketin yapmış olduğu sözleşmelerin geçerli olup olmadığı iddiasına dayanak olduğu, bu taleplerin dava sonunda verilecek esas hakkındaki nihai karara ilişkin vakalar olduğu görülmektedir. Davacıların bu iddialarına yönelik delillerinin tam olarak toplanmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Mahkemece yargılama safahatında davacı ...’in pasaport kayıtları, yurda giriş çıkış kayıtlarının istenmesi gerekmektedir. Yine sahtecilik iddiaları yönünden, imza örneklerinin alınıp/toplanıp imza sahteciliği konusunda rapor alınması da gerekecektir. Bununla birlikte uyuşmazlık ihtiyati tedbir talepleri yönünden Dairemiz önüne gelmiştir.Davacı tarafından davalı şirketin taşınır taşınmaz mal varlıkları ile markalarının üzerine ihtiyati tedbir konulması, davalı şirket yönetimine yönetim ve temsil kayyım atanması, bu talep kabul görmez ise denetim kayyımı atanması, Yönetim kurulu kararı ile yapılacak genel kurul toplantısının ve dava konusu diğer genel kurul kararların icrasının teminatsız olarak yürütmesinin durdurulması talep edilmiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı Yasanın 389. maddesinde sayılmış olup, anılan yasal düzenlemeye göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davanın davalı şirketin dava dilekçesinde belirtilen çeşitli tarihlerdeki yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarında alınan kararların geçersiz, yok hükmünde veya mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti istemine dayandığı, dolayısıyla davalı şirketin mal varlığının dava konusu yapılmadığı, ihtiyati tedbir kararının ise yalnızca uyuşmazlık konusu yapılmış şey hakkında verilebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının bu yöndeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.6102 sayılı TTK'nın, "Genel Kurul Kararının İptali II-Kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449. maddesi, "(1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir."hükmü düzenlenmiştir.6102 sayılı TTK'nın 449. maddesi uyarınca genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin karar dava açıldıktan sonra ve yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra verilebilen özel geçici hukuki koruma kararı yani bir başka anlatımla özel bir ihtiyati tedbirdir.6100 sayılı HMK'nın 389-(2) maddesi; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Davacı tarafından dava tarihi itibariyle henüz yapılmamış genel kurulun engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de, anonim şirketlerin her yıl olağan genel kurul yapmasının kanunun emredici hükmü olması, bu nedenle genel kurulun yapılmasını engelleyici tedbir kararı vermenin olanaksız oluşu, mahkemelerce ancak genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması (6102 s. TTK m.622-449) yönünden ihtiyati tedbir karar verileceği, eldeki uyuşmazlıkta ise yapılmış bir genel kurul ve henüz alınmış bir karar olmadığından alınacak kararların hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirilemediği, bu hususun genel kurulda alınacak kararlara karşı başvurulabilecek hukuki yollar ile tekrar değerlendirilebileceği gözetilerek bu talep hakkında da red kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacılar tarafından davalı şirket yönetimine ihtiyati tedbir kararı ile yönetim ve temsil kayyım atanması da talep edilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.6100 sayılı HMK'nın 390-(3) maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Şirketlere kayyım (denetim, onay veya yönetim) atanmasına dair 6102 sayılı TTK'da açık bir hüküm bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde; TTK'nın 4721 sayılı TMK'nın ayrılmaz bir parçası olduğu hüküm altına alınmakla 4721 sayılı TMK'nın 426. vd. maddelerinin uygun düştüğü ölçüde şirketler için de kıyasen uygulanması gerekir. Nitekim Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerince de, şirkette organ boşluğu, şirket ortakların hak ve menfaatlerinin korunması gibi nedenlerle şirketlere yönetim, denetim ve onay kayyımı atanacağı benimsenmiştir.Bu bağlamda, davacının ileri sürdüğü nedenlerin davanın esası ile ilgili olması, bu iddialara yönelik olarak dosya kapsamındaki mevcut delil durumu gözetildiğinde; talebe konu tedbir istemleri yönünden gerekli olan yaklaşık ispat olgusunun bu aşamada gerçekleşmemesi, davacının haklı sebep olgularına yönelik iddialarının varlığı ve kapsamının yargılamayı gerektirmesi, davalı şirkette organ boşluğu bulunmaması, kayyım atanması talebine ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacıların İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*